İki ateş arasında -I-
Diyarbakır ın sıcacık ruhundan söz ederken, göz ardı edilmemesi gereken husus, Diyarbakır a musallat olan yabancı ruhun açtığı derin yaranın ve oluşan büyük uçurumun giderilmesi üzerine düşüncelerimiz ve bunun sonucu olarak önerilerimiz... Bu gibi kavram ve oluşları gündeme getirmek bile cesaret gerektiriyor. Gene de neyi nasıl tartışacağımız konusu daha bir önem kazanıyor.
Diyarbakır bir semboldür. Bu, salt Diyarbakır özeline ait değildir. Diyarbakır ın şahsında genel anlamda bölgeyi ilgilendiren bir durum söz konusu. Bölge halkı İslâmî değerlere sıkı bağlı. Yaşayışlarında bu anlamda bir titizlik var. Bu, yaşayış biçiminden giyim kuşamına kadar varlığını hissettiriyor. Çarşıda, pazarda, sokakta ve gündelik yaşamda hemen her haliyle, davranışıyla konuşmalarıyla iyice belirgin. Her kavram bir sıcaklık taşıyor. "Ser seremin, ser çavemin": "Başım gözüm üstüne"... Bu sıcacık ruhtan esinlenmek ve bunun kaynaklarını iyi irdelemek gerek. Bu insanî sıcaklığın temelleri neye dayanıyor ona bakılmalı.
Irkî anlamdaki milliyetçiliklerin insanlar arasında ciddî bir uçurum oluşturduğunu bilmeyen yok. Doğu ile Batı birbirinden ayrılmış, yarılmış bir elmanın iki parçalarını oluşturuyor. Artık bu iki parçayı bir arada tutmanın güçlüğü ortada. Kurtlar kemirip durmakta.
Doğu halkı sekülerizmin etkisine kapılmadı uzun zaman. Kendini yaşadı ve kendi hayatını sürdürdü. Bugün de bu iz ve ruh derinden sürüyor. Fakat, bu oluşa sürüklenişin nedenleri nedir, niçin böyle olmuştur bunun üzerinde yeniden durulmalı.
Anadolu coğrafyasında milliyetçilik olgusunun karşılık bulması ve üzerinde yürünmesi olayı Türk halkı üzerinde olmuştur. Geçmişte İslâm ve Türk kavramlarının özdeşliğiyle, geçen yüzyılın başından itibaren başlatılan Türk milliyetçiliği olguları birbirinden tamamen ayrıdırlar. Aslında Türk milliyetçiliği de beklenen karşılığı bulmamış, kucaklayıcı olmamış. Bu kavram bile kendi içinde farklılıklar taşıyor. Devletin Türk milliyetçilik kavramıyla, bazı siyasal örgütlerin milliyetçilik algılayışları bile farklı renk tonları taşımakta. Bunlar bütünleyici olmaktan uzaktır.
Kürt halkının 1980 e kadar ırkî anlamda bir milliyeçiliği yoktur. Marksistler daha çok kürtçülük yapıyorlardı. Türkiye deki Kürtçülerin çıkışları da marksist düşünceye dayanır. Diyarbakır seyahatimizde önemli bir dikkatimiz oldu. Belediye nin kültür merkezindeki kitap sergisinde sol ve marksist vurgu öne çıkıyor. Kürt milliyetçiliğinin temelleri buna dayanıyor.
İlginç paradokslar var.
Batı ruhlu olan bu çıkışların getirdiği süreç ilginç bir buluşma noktası oluşturuyor. Türk milliyetçilerinin ve Kürt milliyetçilerinin buluştukları ortak noktalar var. Her ikisinin de ruh olarak buluştuğu nokta, İttihahtçı geleneğin özüne ve ruhuna dayanıyor. Düşünce olarak birbirine geçişte pek de zorlanmıyorlar. Kürt milliyetçiliğinin çıkışı marksist bir özden Abede himayesindeki bir öze taşınabiliyor. Türk milliyetçiliği de kendi içinde bu gibi geçişlerde zorlanmıyor. Türkiye solunun kaynakları ve çıkışı da aynıdır.
Müslüman Diyarbakır önce marksist, sonra kürtçüleştirildi, sonra da sekülerleştirilmek istenmektedir. Bu bir rastlantı değildir. Kürt milliyetçilerinin bakışında İslâmî bir öz ve ruh yoktur. Geçmişi Marksisizme dayanan, şimdi abede ile buluşabilen bir düzlemdir bu.
Kürt milliyetçilerinin söylemlerindeki "kimlik mücadelesi" dedikleri yaklaşım Kürt halkının değerlerini temsil etmiyor. Çünkü Anadolu da yaşayan başka ırklar da bulunuyordu. Hititler, Hurriler, Urartular, İyonlar, Etrüksler, Frigler, Lidyalılar, Kimmerler ve Persler gibi bir çoğu tarihten silinmişlerdir. Kürt halkının kendini bulması ve varlığını sürdürümesi İslâm ile olmuştur. Anadolu nun İslâmlaşmasında büyük yararlılıkları olmuş, kendilerini de kurtarmış asıl kimliklerini korumuşlardır.
* Müslümanların Kurban bayramını tebrik ediyor, daha az acılı ve zülumsüz bir dünya diliyorum.
** Necat Çavuş un Yedi İklim dergisi tarafından okurlarına dağıtılan Amerika şiir kitabı İngilizce ye çevrildi. İlgilenenler Medcezir yayınevinden edinebilirler. (0212) 519 59 48 / Fax: 0212 528 92 39 / [email protected] aracılığıyla ulaşılabilir. Şairi ve yayınevini bu güzel çalışmadan ötürü kutluyoruz.