Suudi Arabistan ’la başlayan gelişmeleri; bazı prenslerin ortadan kaldırılmaları,gene, aralarında prenslerin de bulunduğu etkili isimlerin gözaltına alınmaları, ılımlı İslâm’a geçiş uygulamaları...

Yukarıda ifade edilenler bir müdahale, yani, bir dış müdahale olarak algılanıyorsa, ya, Cumhurbaşkanı’nın Atatürkçülük çıkışı ve AK Parti’nin 10 Kasım’da düzenlediği Anıtkabir seferleri ne olarak algılanmalı?

Hele hele; Gülşen konserine daveti nereye koyacağız? (Bu davetin, kimliği itibariyle, etkili bir kişinin ağzından yapılması da bir o kadar önem arz etmektedir.)

Şayet, Arabistan’ın son zamanda işlediği cürümler ve evrildiği yol, bir müdahalenin sonucu ise (ki, öyledir) Sayın Cumhurbaşkanı’nın Atatürkçülük açılımı da aynı kaynağın ürünü olarak görülebilir. Çünkü her ikisi de anormal sürecin bir sonucudur.

Eğer durum farklı gerekçelere dayandırılıyorsa; Türkiye’nin NATO ile yaşadığı olumsuz süreçler ve Asya bloğuna kayması, bu doğrultuda, Rusya ile imzalanan S-400 anlaşması, Katar ’a üs meselesi, TSK’nın Suriye ’ye girmesi vs.Bunlar, müdahale etmek isteyenlere gerekçe oluşturmuş ve de davetiye çıkarmış olabilir. Ancak, ülke insanı bunları bilmek ister...

Şu sıralar, Sayın Erdoğan, Atatürkçülüğü keşfetti(!) Sözlerine gerekçe olarak da, Atatürk’ü CHP ’ye bırakmayacaklarını söyledi. Tayyip Bey, kendi açısından haklı olabilir. Ama birileri, işi fena halde sorgulamaya başladı bile. Buna da hakkı olduğu düşünülmelidir. Çünkü şu ana kadar ki U dönüşlerinde standart şeyler söyledi: Beni kandırdılar!

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Atatürkçülük çıkışının muhtemel bir sonucu da, kökü solcu, görüntüsü muhafazakâr ve AK Partili bürokratları cesaretlendirmiş olmasıdır. Yakında bu bürokratların laiklik uygulamaları kisvesi altında, insanımıza eziyet etmeleri kimseyi şaşırtmasın?

Tabii, bazı kimseler de haklı olarak, bu kaçıncı yanılgı diye sormaktalar. Yarın da böyle söylemeyeceğini garanti eden varsa beri gelsin. Bu iş yalama oldu, düşüncesi iyi niyetli bir yaklaşımın sonucu olarak görülebilir. Demek ki, haydutların nezdinde, bu adamların kullanılacak potansiyeli hâlâ mevcut. Şimdi, bu olup bitenlere bakarak; hepsi tesadüftür, denilebilir mi?

İnsanımız, içeriden ve dışarıdan gelen, birçok müdahaleye maruz bırakılmıştır. Olup biteni savunmak bir yana, yorumlamak dahi, insanı yormaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti teşkilatlarının şu sıralar, Atatürk’ü ağızlarına sakız etmeleri önemli bir gelişmedir. Burada, iki ihtimal akla gelmekte: Ya, eski Mao’cu, yeni Kemalistlerle iş tutmalarının neticesi olarak böyle bir yola evrildiler, ya da, sifonun çekilmesini geciktirmek istemekteler.

Kemalizm her devirde ve her konuda kullanıldı. Lâkin bir dış müdahale aracı olarak kullanılacağı, kimsenin aklına gelmezdi.