Bismillahirrahmanirrahim;
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Din dendiğinde aklımıza sadece İslam gelmelidir. İslam, tek hak din ve düzendir. ALİ İMRAN 19: “Allah nezdinde hak din İslâm’dır. Kendilerine kitap verilen Hıristiyan ve Yahudiler, hakikati bildikten sonra, aralarındaki ihtiras ve sapkınlıktan dolayı İslâm dini hakkında ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” İslam, Cenab-ı Allah’ın hükmü olarak dindir ve düzendir. İslam’ın dışındaki düşüncelerin, görüşlerin, dinlerin, düzenlerin, itikatların tamamı senin gibi bir insanın görüşü ve hükmüdür. Bu bakımdan kapitalizm, liberalizm, sosyalizm, komünizm, radikalizm gibi beşer ürünü akım ve düzenler insanlığa hiçbir zaman saadet getirmemişlerdir. Din ve düzen olarak İslam’a itibar etmeyenler, beşer icadı bir düzeni yürütmeye kalkarlar ki, bu da toplumun düzenini bozar, bunalım ve kargaşaya sebep olur. Saygı ve hürmete layık olan İslam’dır. “Ben her görüş ve fikre saygılıyım” diyen insan, İslam’ın tek hak itikat ve düzen olduğuna inanmıyor demektir. Biz İslam’a zıt olan her şeyin yanlış ve batıl olduğuna inanmak zorundayız. Çünkü İslam, Allah›tandır ve esası adalettir. Ama bizim her insana sevgimiz ve şefkatimiz vardır. İslam’ın hükmü ortadayken ABD ve İsrail bizim stratejik ortağımızdır, AB üstün medeniyettir, faiz dünya gerçeğidir diyen kimselerin bu görüşlerine saygı duymak ve bunların dostluk ve iktidarına rıza gösterip destek olmak İslam’ca bir davranış olmaz. “Adil Bir Düzen” olarak İslam, Cenab-ı Allah’ın rızasıdır, başkası zulüm ve yalandır. ALİ İMRAN 85: “Kim, İslam›dan başka bir din (ve düzen) ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din ve düzen) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.” Bu hükme itibar “Adil Bir Düzen” olarak İslam’da karar kılmak ise şuurdur, hidayettir, ferasettir, dirayettir. Milli Görüş ile ifade edilmek istenen de budur.
ALDANMIŞ ADAMLAR
Adamlar ve adam, dünyaya dalmış gidiyorlar. Hem de gözü kara gidiyorlar. Yaptıklarının hesabını, hesap gününde Cenab-ı Allah’a vereceğini unutmuş olarak ölümüne gidiyorlar. Haramdan, soygundan, rüşvetten, faizden, kumardan beslenen adamlar ve adam; yoruyor, yoruluyor, aldanıyor ve aldatıyorlar. Boğazlarından geçen haram lokmalar, bu adam ve adamların hidayetlerini karartıyor ve onları azaba ve ilahi gazaba sürüklüyor. Haksız yere elde edilmiş servet ve saltanattın temelinde alın teri, emek ve üretim yok, mazlumun ve yetimin hakkı var. İslam’ı konuşuyorlar, ancak işlerine karıştırmıyorlar. Kendilerine, “Neyi konuşuyor, ne yapıyorsunuz” dendiğinde, “Yahu karıştırmayın bu işleri, ağzımızın tadını bozmayın” diyorlar. Kur’an bizleri bu adamlar konusunda uyarıyor ve sırtımıza bir takım sorumluluklar yüklüyor. ENAM 70: “Dinlerini oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı (servet ve iktidarı) kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden azaba sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Sürüklendikleri azaptan kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de, bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden azaba sürüklenmiş kimselerdir. Küfre (batıl din ve faizci düzene) saptıklarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.” Bu ayetten çıkaracağımız sonuç; “Adil Bir Düzen” olarak emredilmiş, İslam’ı istismar konusu yapıp çıkar elde edenlere, burada ciddi bir uyarı ve kınama vardır. Müslümanlardanım deyip de bununla dünyalık elde etmeye, makam ve mevki kazanmaya çalışanlar, Müslümanlıklarını çıkarları için oyun ve eğlence edinmiş adam olurlar. Bunlar dünya hayatının aldattığı kimselerdir. İslam’a “Adil Bir Düzen” olarak teslim olmuş bir Müslüman, istismarcılardan olamaz. ENAM 159: “Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur…” Biz Müslümanların görevi samimi olmak, inancımızdaki sadakatimizi ortaya koymak, aldananlardan ve aldatanlardan olmamaktır. Herhalde Erbakan Hocamız: “Saadet Partisi; son imtihanı da kazananların partisidir” sözünün bu samimiyeti vurgulamak için söylemiştir.
HÜKÜM ALLAH’INDIR
Müslümanlar olarak biz dara düştüğümüzde, bir sıkıntıyı atlatmak istediğimizde “La Havle Vela Kuvvete İlla Billahilazim” deriz. Burada “havl” kelimesi ile yaşam alanları, mal, mülk ve çevre, “kuvvet” kelimesiyle de devlet ve iktidar gücü kastedilmektedir. Yani biz bu dua kelimesi ile “yaşam alanları, mal, mülk ve çevre ile devlet ve iktidar, kuvvet ve kudret ancak azim olan Allah’ındır” demiş oluyoruz. Bu dua ile Cenab-ı Allah’ın yardımını talep ediyoruz. Bunu söyleyen bir insan, Allah’ın hükmüne itiraz edebilir mi? Allah’ın hükmüne göre faiz haramdır. “Allah; faizi alana, verene, senedini yazana, şahit ve kefillerine lanet eder” esasına inanan bir insan, “faiz, bir dünya gerçeğidir” der, Irkçı Emperyalizmin “faizci düzenine, bankacılık sistemine” yardım ve hamilik edebilir mi? Cenab-ı Allah’ın hükmüne göre; kumar, zina, eşcinsellik, içki, rüşvet, israf, Yahudi ve Hıristiyanları veli ve stratejik ortak edinmek haramdır. Bir Müslüman, bu ve benzeri haramları meşrulaştıran ve yaygın olarak işlenmesi için çaba gösteren bir zihniyete rıza gösterebilir mi? Hepimiz şu uyarıya kulak verelim. BAKARA 120: “Milletlerine (birlik ve düzenlerine) uymadıkça, Yahudiler de ve Hıristiyanlar da senden kesinlikle senden hoşnut olacak değillerdir. De ki: ‘Şüphesiz doğru yol, Allah’ın (İslam) yoludur.’ Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına (batıl kanunlarına) uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.” İlahi hüküm böyledir. Selam Cenab-ı Hakk’ın hükmüne tabi olanlara…