Son yıllarda din anlayışımız da yaşanan değişiklikler sizlerin de dikkatini çekiyor mu
Eskiden din ile ilişkilerimizde önceliğimizi dine uygun olabilmek, dine uygun yaşayabilmek alıyordu!
Şimdi ise aynı önceliği gösterdiğimizi söylemekte zorlanıyoruz.
Zira artık dine uygun yaşayabilme gayretinin yerini dini kendimize uydurma gayretinin aldığını görüyoruz.
Dini değer yargılarının günümüzün değer yargılarına ne kadar uygun olduğunu kanıtlayabilme yarışına girmiş gibiyiz!
Günümüzün değer yargılarının o denli etkisi altına girmiş durumdayız ki dini değer yargılarımızdan biri günümüzün değer yargılarına ters olursa kıyamet kopacakmış gibi endişeleniyoruz.
Ondan sonra da dini değer yargılarımızın günün değer yargılarına ne kadar uygun olduğunu ispatlayabilmek için çırpınıp duruyoruz.
Hani şu meşhur "Kendi medeniyet değerlerimizi mağlup sayma" olayı var ya işte bu gayretkeşliğin doruğa çıktığı nokta tam orasıdır!
Oysa günümüzün değer yargıları gelip geçici değer yargılarıdır!
Bugün vardırlar yarın yokturlar!
Dünün değer yargıları bugün var mı
O halde bugünün değer yargıları da yarın yok olmaya mahkumlar!
Dini değer yargıları ise dün de vardılar, bugün de varlar, hiç şüphesiz yarın da var olacaklar!
Dinde reform laflarını sıkça duyar olduğumuz bu günlerde dinimizin değil kendi din anlayışımızın reforma ihtiyacı olduğunu söylememize bilmem gerek var mı
Galip medeniyetler(!) karşısında teslim bayrağı çekme yerine kendi dini değerlerimize sahip çıkma ve onlara sımsıkı sarılma anlayışına tekrar dönmemiz bizim din anlayışımızdaki en büyük reform olacaktır.
Dini değerlerimize sımsıkı sarılırsak, dini değer yargılarımızı başka değer yargıları karşısında mağlup ilan etmezsek elbette alnımız açık başımız dik gezme hakkımıza yeniden kavuşmuş olacağız!
Aksi takdirde bugün olduğu gibi günümüzün değer yargılarına yaranmak gibi bir zül içinde yaşayıp gideceğiz demektir!
Bugünün değer yargılarının üstünlüğü gelip geçici bir üstünlüktür.
Gelip geçici üstünlükleri niye devamlı olan üstünlüklere tercih ediyoruz ki!
Bu hal hiç şüphesiz insanımızın iliklerine kadar işleyen aşağılık kompleksinden kaynaklanmaktadır.
Önce insanımızı ezdiler, dini değer yargılarımızın modasının geçtiğini onlara kabul ettirdiler, günümüzün değer yargılarının ne kadar ulvi(!) olduğunu onlara benimsettirdiler.
Evet, öncelikli din anlayışımızı gözden geçirmeliyiz ve dini kendimize uydurma yerine kendimizi dine uydurmaya çalışmalıyız.
Yani din ile oyun oynamamalıyız.
Dinimizin bize sahip çıkmasını istiyorsak, biz de dinimize sahip çıkmalı ve gereklerini eksiksiz yerine getirmeliyiz.