Önceki gece Show TV de, bir zamanların kült savaş filmlerinden olan Rambo nun dördüncü ve son versiyonu geldi ekranlara. Bu adamlar gerçekten işi biliyorlar 60 yaşında, ununu elemiş eleğini asmış bir adama bile aksiyon filmi çektirebiliyorlar Slyvester Stallone, yaşını başını almış, iyice kilo almış ama, film hileleriyle yine atlayıp zıplıyor, düşmanların canına okuyor.

Tek kişilik ordu Rambo, o dönemde ne için kullanılmıştı bir hatırlayalım. Soğuk savaşın sona ermesinden sonra dünyada tek süper güç kaldı. Amerika, işte kendi üzerine giydirilen bu süper güç yaftasını, tüm dünyaya hissettirmek için, kültürel işgal senaryolarıyla Hollywoood u çok iyi şekilde kullandı. Slyvester Stallone, Amerika nın "Süper Güç" imajını parlatmak için kullanılan bir sinema figürüydü. Önce, Rocky olarak çıktı sahneye Önüne geleni devirdi, önüne geleni devirdi Hele, Rus yarması bir boksör vardı Gitti, Rusya da evinde bu boksörü yerle bir etti. Burada verilen mesaj çok açıktı: "Artık, dünya sahnesinde Amerika nın gücü etkilidir ve Amerika nın borusu ötmektedir"

Ardından Rambo serileri geldi Amerikan vatandaşı bu savaş makinesi, önce kendi ülkesinde, ardından diğer ülkelerde karşısına çıkan tüm askerleri yerle bir etti. Hatta, bir ara Afganistan a giderek, yine Ruslar ın Afganistan ile ilgili tüm kirli niyetlerini, stratejilerini bozdu. Rambo 4 ise, dünyanın her an karışık olan bölgelerinden Burma sınırında geçiyor. İç karışıklıkta kendilerine göre bir yönetim anlayışı geliştiren asi askerlere karşı, ihtiyar Rambo muz yine türlü savaş hileleriyle galebe çalıyor.

Aslında, sadece Rambo filmlerini değil, Hollywood patentli tüm filmleri bu gözle seyretmelisiniz. Amerika, Hollywood kanalıyla zihinlerimizi şekillendirirken, beyinlerimizin içine bir şeyler şırınga ederken, aslında masa başında bir şeylerin bölüşümü yapılıyordur. İnsanlığın zihni dönüştürülürken, Pentagon da, Beyazsaray da Neocon lar, dünyanın neresinde karışıklık çıkaracaklarını, hangi silah şirketiyle buralara silah sevkiyatı yapacaklarını, ardından nasıl bir operasyonla buralara müdahele edip, yönetimi ele geçireceklerinin hesaplarını yapıyorlardır. Su uyur, düşman uyumaz diye bir atasözümüz vardır Bunların gecesi gündüzü yoktur Siz evinizde akşam televizyonun başına kurulduğunuzda, Hollywood un üçüncü sınıf bir filmiyle bile, Amerikan kültürünün dominant etkisi altında ezilmeye mahkumsunuzdur. Bazen oradan formatlanmış bir yarışma, bazen oradan formatlanmış bir program Bazen, bir dizi, bazen bir belgesel Bazen bir film Bir reklam Eğer kendimize ait bir kültürel atmosfer, kendimize ait bir kültür kalkanı oluşturmazsak, bu bombardımana sonsuza kadar mahkum olmamız da kaçınılmazdır..

Recep İvedik in 4 milyon gişe yaptığı bir ülkede, kültür kalkanından değil, kültür mantarından bile söz edemezsiniz!