Bunun adını koyalım hocam; Türkiye’de ekonomik kriz yaşanıyor. Gelecekte bu yıl için kullanılacak tanım şu; 2021 ekonomik krizi. Yabancı para karşısında Türk lirası sürekli değer kaybediyorsa, her gün her şeye zam yapılıyorsa, herkes bu kötü gidişatın ne zaman biteceğini bekleyip yerinden kıpırdamıyorsa, bunun adı ekonomik krizdir. Öyle yandaş medyanın ultra fiyatları normal göstermek için pazardaki eğri sebzelerin ultra fiyatlardan bir tık altta olmasını normalmiş gibi göstererek asıl fiyatların çok yüksek olmasını unutturmaya çalışması kimseye fayda sağlamıyor. Vatandaş çarşıda pazarda marketteki fiyatları görüyor biliyor.

Ülkemizin görünümü şöyle; sanki devlet ortadan kalkmış, herkes kendi kafasına göre zam yapıyor. Marketler her gün her ürüne zam yapıyor, beyaz eşyacılar zam yapıyor, giyim mağazaları zam yapıyor, ayakkabıcılar zam yapıyor. Öyle ki markalar da zam yapıyor marka olmayanlar da. Marketi bayisi dükkânı hepsi küçüklü büyüklü ticari işletmedir. Hepsinin devlette kaydı var. Devleti yönetenler sanki görmüyorlarmış gibi hareket ediyor. Hadi saray görmüyor da ilgili bakanlıklar da mı görmüyor gün aşırı yapılan zamları. Devlet denen aygıt neden bu herkesin kafasına göre zam yapmasını görmüyor, bilmiyor. Gerçekten görmüyor, bilmiyor mu acaba? Eğer görmüyor bilmiyorsa millet olarak oturup ağlayalım halimize. Devletin görmediği bir şey olamaz. Devleti yönetenler devlet denen aygıtı çalıştırmıyorlar, asıl mesele burada. Devlet denen aygıt şu an durmuş şekilde. Devlet hiçbir yerde işlemiyor. Sıradan bir markette işlemediği gibi devlet hastanelerinde bile işlemiyor. Bunun sebebi nedir?

Türkiye’de bütün ticari işletmeler devlete kayıtlı. Devlette işletmeye ve faaliyetine dair kayıt var. Hangi marketin ne iş yaptığını, ne zaman nelere zam yaptığını devletin ilgili görevlileri ‘oturduğu yerden’ görüyor. Peki, aynı görevliler neden müdahale etmiyor? Burada göstermelik polisiye müdahaleden söz etmiyoruz. Birkaç marketi sözde denetleyip fiyatların yükselmesi konusunda marketlerdeki ürünlerin fiyatlarında herhangi bir değişiklik olmayan gösterileri kimse ciddiye almıyor. İlgili bakanlıkların ilgili bürokratları ilgili yerdeki müdürleri ilgili alandaki memurlarına gerekli talimatları verip zam yapılan ürünlere zam yapanlara neden zam yapıyorsunuz diye neden hesap sormuyor? Bir malın ilk fiyatı yüksekse haliyle son fiyatı da yüksek olacaktır. Yani üretimi veya bir araya getirimi yüksekse son müşteri tüketiciye ulaşması da yüksek olacak. Arada haksız yere fiyat artırması olması denetlemeyle giderilebilir. Ama ilk fiyatı neden yüksek olduğu sorgulanmadan son fiyatının denetliyorum ayağına yatılması işi baştan savmaktır, göstermeliktir. Asıl yapılması gereken üretim maliyetlerinin fiyatlarının yüksekliği ve aşama aşama tüketiciye gelene kadarki artırılan fiyatlardaki ultra rakamların nedeninin tespit edilerek müdahale edilmesidir. Müdahale ceza vererek değil düzelttirtme şeklinde olmalı. Son satıcıya baskın yapmak fiyatları düzeltmez. O market şu fiyata satıyor biz devlet desteğiyle market açalım daha ucuza satalım onlar da ucuz satar mantığı yanlış. Onlar pahalı satıyor biz devlet olarak ithal edelim ucuza satalım mantığı da. Devleti yönetenlerin her gün çeşitli bahaneler uydurarak fiyatların yüksekliğini normalleştirmeye çalışması kimseyi ikna etmiyor. Sen devleti yöneten olarak ekranlardan fiyatların normal olduğunu söylesen de vatandaş markete pazara giderek fiyatların anormalliğini gözleriyle görüyor. Her evde araba var bahanesi, bolluk bereket bahanesi de kimseyi kandırmıyor.

Devletin, ülkemizdeki bütün olan bitene acilen müdahale etmesini bekliyoruz!

Not: Annemin Sessizliği başlıklı yazımdan dolayı telefon açarak, mesaj atarak, yorum yazarak annem için şifa duası eden değerli dostlara, okurlara, şair ve yazarlara çok teşekkür ederim, bilmukabele.