MHP Lideri Devlet Bahçeli ile sohbet ediyoruz.

Yanılmıyorsam, antidemokratik 28 Şubat sürecinden hemen sonrası… 1998 ya da 1999’lu yıllar…

O dönem MHP Genel Merkezi, TOBB ve Tarım Bakanlığı’nın hemen arkasında, Karanfil Sokak’ta idi.

Devlet Bey her zamanki nezaketi ile ayakta karşıladı.

En çok merak ettiğim konulardan biri, 1991’deki RP+MÇP+IDP seçim ittifakına Devlet Bahçeli’nin bakış açısıydı. Şunu sordum;

“MHP’nin (MÇP) geçmişte Refah Partisi ile yaptığı ittifak sizce bir hata mıydı, yoksa isabetli bir karar mıydı ”

Bahçeli şunu söyledi;

“MHP’nin (MÇP) 1991 seçimlerinde yaptığı ittifakı, hangi açıdan bakılırsa bakılsın bir hata olarak tanımlamak mümkün değildir. Rahmetli Başbuğumuzun liderliğindeki MHP, o zamanın siyasi şartları ile Türk milliyetçiliğinin geleceği gibi faktörleri dikkate alarak böyle bir karar vermiştir. Bu karar, sonuç itibariyle MHP açısından hayırlı olmuştur.”

İTTİFAK MESAJLARI

2015 Haziran seçimlerinin ardından oluşacak parlamentoda, Türkiye’nin en köklü partilerinden Saadet Partisi’nin de temsil edilmesi gerekiyor.

Türkiye hassas bir dönemden geçiyor ve bu kritik aşamada Saadet Partisi’nin TBMM kürsüsünden dile getireceği çok şey var diye düşünüyorum.

Milli, manevi alanlarda izlediği zikzaksız çizgi ile ülkenin sanayileşmesi, kalkınması ve istihdama dönük attığı adımlarla adeta devleşen Milli Görüş hareketinin bu yeni dönemde;  kırılan ümitlerin onarılması, zedelenen ülke itibarının yükseltilmesi, bozulan morallerin takviyesi için milli iradenin temsil edildiği tek makam olan TBMM’de yer alması elzem, bence.

Doğrudur; önümüzdeki seçimlerde MHP+Saadet+BBP’nin seçim ittifakı yapması gerektiğini ilk dile getirenlerdenim. Tıpkı, 1991’de Refah+MÇP+IDP seçim ittifakında olduğu gibi…

Peki, sadece ben mi böyle düşünüyorum. Hayır! Bu düşüncemi hem ekranlarda dile getirip hem de Milli Gazete’de yazdıktan sonra Türkiye’nin hatta dünyanın birçok noktasından destek mesajları aldım. Elbette eleştirenler de oldu. Ama burada “ortak payda” Saadet Partisi’nin ve icraatlarının bir şekilde TBMM’de temsilidir.

***

“Sadece ben mi böyle düşünüyorum ” dedim ya, hani! Bakın farklı mesajlarda bu ittifaka nasıl destek geliyor İşte o destek mesajlarından birkaçı;

* Saadet’in zamanı geliyor inşallah… Ancak kalbinde ırkçılık kırıntısı olanlar böyle ittifaklardan üzüntü duyarlar. 1974’te CHP koalisyonunda, Kıbrıs Harekâtı yapıldı. 1991 ittifakı ile Meclis’e girildi, Meclis’te olunmasaydı Refah-Yol ile 11 ayda büyük hizmetler yapılabilir miydi Zaman yine ittifak zamanıdır. Millete hizmet yeri Meclis’tir. İster AKP ile ister MHP ile olsun bir ittifak yapılmalı, millete hizmete kaldığımız yerden devam edilmelidir. İç ve dış sorunların katlanacağı bir 4 yılı daha beklemek doğru değil. (Talip)

* Bu ittifakın olması, Türkiye’nin sokulduğu kıskacı aşmak için büyük bir çıkış yolu olabilir. Ancak, bu ittifakı oluşturmamak için AKP’liler ve arkasındaki küresel güçler her şeyi yapacaklardır, büyük ihtimalle de engel olmaya çalışacaklardır. (Hüseyin)

* İnşallah bu ittifak da olur ve hayırlı olur... Tüm Müslümanlar için faydalı olur... TBMM’de İslam’a zarar verecek bir tek düzenleme engellense o bile yeter... (Mehmet)

* Bu ittifak Rabbimin izniyle gönüllerde büyük bir heyecan yapmıştır. Yeter artık; bu kesimi görmek istemeyenlere “dur” demenin zamanı geldi de geçiyor. Herkes benliğini bir tarafa bırakıp canı gönülden bu ittifakı desteklemelidir. Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun dediği gibi “Demir çarık demir âsâ” ile memleketin her yerini dolaşarak bu ittifakı anlatmalıyız. Zamanında bunu sağlayanları rahmet ve minnetle yâd ediyorum. (Mustafa Bağcılar)

* Böyle bir söylenti bile korku dağlarının oluşmasına neden oluyorsa siz bir de gerçekleştiğini düşünün. Hırsız ev sahibinden korkarmış, Meclis’in asıl sahipleri bu milletin özü olan MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERDİR. VESSELAM. (Ahmet Korkmaz)

KIRILMA!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olduğu dönemde, Mart 2014 mahalli seçimlerinde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “paralel” iddialarını “güçlü” bir şekilde gündeme taşıdı.

Bu iki süreçte hemen her açık-kapalı toplantıda, mitinglerde “paralel” konusunu işledi.

Bu iki seçimde de  “paralel” argümanının, belli ölçülerde halkta karşılık bulduğunu söylemek abartılı olmaz.

***

Bilmem, sizin de dikkatinizi çekiyor mu Tayyip bey son dönemde “paralel” iddialarını artık işlemez oldu, konuşmalarında.

Şimdi varsa yoksa, “Başkanlık sistemi ve bunu da gerçekleştirmek için 400 milletvekili…”

Ama farkında mısınız; Tayyip beyin “Başkanlık sistemi” vurguları halkta o kadar da heyecan meydana getirmiyor.

Burada bir “kırılma” var mı, yok mu

Peki, ya sizce

TEŞEKKÜR!

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) dün yapıldı.

Bir üniversiteye girmek ve geleceklerini şekillendirme gayreti içinde olan gençlerin yürekleri kıpır kıpırdı.

Sadece onların mı Anne, babalarının da…

***

Dün sabah saatlerinde gazetede telefonum çaldı.

Arayan, Mecidiyeköy civarında bir okulun önünde çocuğunun sınavdan çıkmasını bekleyen bir veli;

“Adnan Bey, bugün Pazar. Bu civardaki tüm kafeler kapalı. Yağmur var ve soğuktan donuyoruz.”

- “Üzüldüm, ama ben ne yapabilirim ”

- “Size zahmet olmazsa burada bir cami var, (caminin adını söylüyor) ama kapısı kilitli. Yetkililer acaba camiyi açabilir mi ”

Şişli Müftüsü Ahmet Tüccar’ı arayıp rica ettim.

Cami açıldı ve veliler camiye sığınıp yağmurdan, soğuktan kurtuldu.

Ahmet beye hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyorum.

NOT: Bugün, 16 Mart 2015, Pazartesi…  1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!