Birkaç gazetede haberi detaylı okuyunca, dedim ki, olmaz böyle bir şey… Yanlı davranıyorlar. Hadiseye tek gözle bakıyorlar. Muhalefet etme alışkanlıklarından ötürü önyargılılar, dedim.

Kendim okudum şaşırdım.

15 Temmuz’da hain darbeye karşı sokaklara çıkan, fiilen karşı koyanlar suçlu olamazlar. Korunmalarına da ihtiyaç yoktur.

Darbe girişimi farklı bir olguydu. Yönetimi ele geçirmeye çalışanlar askerlerdi, kimi polislerdi. Halk, demokrasiye, millet iradesine sahip çıktı.

Ancak, son KHK ile 696 sayılı kanun hükmünde kararname ile yapılan düzenleme yanlıştır, sakattır.

Ülkenin, meşru güçleri vardır… Bir darbede ya da terör saldırısında, sivilleri görevlendirmek ya da onlara açık kapalı, ima yoluyla olsa dahi yol göstermek, ülkeyi kaosa sürükler.

Bu haberi okuyunca aklıma Mamak’ın hücresi geldi.

12 Eylül darbesi olmuş… Haberimiz yok tabi. Ne gazete var, ne radyo. Hücredeyiz.

Sabah sayımı yapıldı. Dayaklarımız yedik, birkaç saat sonra rap rap eğitimi başlayacak… Her kusurda cop yiyeceğiz. Normal süreç böyle işliyor.

Ancak, bir farklılığın olduğu, sayım mangasının gitmemesinde baş gösterdi. Bekliyorlardı. Sırtlarımız koridora dönük olduğundan, arkada nelerin döndüğünü bilmemekteydik. Büyük bir gerginlik ve bilinmezlik bizi boğuyordu.

Derken, tuhaf sesli biri hepimizi şok eden sözler saffetti.

Burayı dinleyin lan… Konseyin bildirisini okuyorum… Ordu, ülke yönetimine el koymuştur.

Detayları dinlemeye gerek yoktu… Adam nutuk çekmeye devam ediyordu. Saçma sapan sözler ettiği gibi, bizi beynimizden vuran ifadeler de kullanıyordu.

Kendinizi ne sandınız lan… Bu ülkenin sahibi kimmiş? Gördünüz mü? Saati, vakti gelince, bu ülkenin meşru güçleri, her bir şeye hâkim olurlar… Polis varken, polisliğe soyunmayın… Asker varken, askerliğe soyunmayın, demedik mi size? Ne oldu? Düştünüz çukura… Kurtarsın bakalım ağa babalarınız sizi…

Beynime balyoz iniyordu sanki.

Daha karıştır barıştır yapılmamıştı… Hücredeki arkadaşların hepsi ülkücüydü. Sözü ülkücüleriydi.

O günden sonra, kafamdaki sorular, gelgitler hiç bitmedi… Sorgulamaya bu tavır da büyük katkı sağladı.

Bugün… KHK ile yeni bir alan açıldığını duyunca, eyvah dedim. Birileri, belki iyi niyetle, belki kötü niyetle, ülkeye zarar veriyor.

Açık toplumlarda, güvenlik ödevinin kimlerin uhdesinde olduğu alenidir, bellidir.

İçerde kaos oluşturacak düzenlemelerin kimseye faydası yoktur.

İster terörle ilgili olsun, ister başka bir şey… Ülkede, genel bir işgal ya da kısmı işgal olmadıkça, sivilleri görevli kılmanın bir sürü sakıncası vardır.

Vatan tehlikede olursa… İşgal söz konusu ise, zaten bu millet kendiliğinden ortaya çıkar, tepkisini kor, gereğini yapar.

Bu işlerin yasayla falan düzenlenmesine ihtiyaç yoktur…

Derin devlet sevdalılarına yarayacak bu tür düzenlemeler, bizi hukuk açısından, açık toplum hayali itibarıyla geri götürür.

Aklın yolu birdir… Hukuk devletlerinin… Sosyal devletlerin, meşru güvenlik güçleri dışında, kontrol edilmesi zor milislere ihtiyacı yoktur.

Paralel devlete hayır.