Farsça kökenli ve öncelikli olarak “soğuk” anlamındaki “berd” sözcüğüyle ilişkili görünse de, ilk sayısında dergiye “Berdücesi” adını niçin seçtiklerini açıklamışlardı. Aynı şekilde derginin “mevsimlik” olacağını da belirtmişlerdi. Kimler? Mutlaka ya da en azından ihtimal dâhilinde Genel Yayın Yönetmeni Duran Doğan, Editör Bilge Doğan, Yayın Kurulu olarak Habibe Öçal, Esra Kirik, Canan Olpak Koç, Ayşe Farsakoğlu, Fadime Tikbaş Apak, Melek Demirdöğen, Sibel Kök, Tuğçe Gök ile Tasarımcısı Şeyda Nur Yıldırım ve Görsel-Teknik Hazırlığını yapan Ebrar Akkaya, Berdücesi adında ortak bir karara varmışlardır.
Adı bir tarafa, Bedücesi dergisinin dikkat çekici özelliği, bütünüyle kadın yazarlara ve ürünlerine özenlice yer vermesidir. Bir istisnası, “Çocuk ve Edebiyat” başlıklı soruşturmada erkek olarak Fatih Turanalp’ın bulunmasıdır. Gerçekten, kadın yazarların oluşturduğu ya da yer verildiği bir dergi yayımı, tutum olarak, en azından benim açımdan, özgün sayılabilir, sayılmalıdır. Neden?
Bu ve benzer soruların, zaman içinde giderek anlamlı cevaplarını bulabilmesi derginin niteliğini, sanat ve edebiyat alanında, özellikle sınırlı bir ilgi içinde olagelmiş, bu türden nitelendirmelerin pek yerinde olmadığını düşündüğüm, “Müslüman” okuyucunun dikkatini çekici, uyarıcı, isteklendirici ve sahiplenici bir düzeye gelebilmesine yol açabilsin. Daha önemlisi, sanat ve edebiyatın, türler bağlamında çeşitlenmesine ve içerik zenginlenmesine belli ölçüde katkı sağlayabilsin.
Daha bir önemlisiyse, kadın eli ve duyarlığının somut göstergeler olarak ürünler, yazılar temelinde çeşnileşerek artabilsin.
Derginin Yaz Mevsimi 3. sayısında, Editör Bilge Doğan’ın “Sunuş” yazısı yanında, Nazlı Eray ile Zeynep Sati Yalçın’ın söyleşisi; “Çocuk ve Edebiyat” başlığı altında Melek Demirdöğen’in Melike Günyüz, Nehir Aydın Gökduman, Nilüfer Zontul Aktaş ve Fatih Turanalp ile gerçekleştirdiği “soruşturma”sı yer alıyor.
Elif Sönmezışık, “Mülteci Kadının Yükü”, Emel Karagedik, “Mektup Dirilticisi”, Zeynep Sayman, “Filmin En Güzel Yerinde Uyuyakalmak”, Derya Özer, “Müştak Bir Komedi: Şair Evlenmesi”, Sedef Açıkgöz, “Joe Wright’ın Kamerasının Jane Austen’ın ‘Aşk ve Gurur’una Yakınlaşması” başlıklı incelemeleriyle dergiye katkıda bulunuyorlar. Feyza Nur Emiroğlu ve Cihan Nur Ardıç iki kitap tanıtımı yazılarıyla yer alıyorlar.
Hasibe Çerko “Sen Yabanıl Rüzgâr”, Filiz Eneç “Taşların Uykusu”, Ayşe Nur Kaymak “Ruh Anomometresi”, Nurcihan Kızmaz “Orta Şeker”, Yasemin Kapusuz “Kuşların Şehriyar’a Ağıdı” şiirleriyle katılıyorlar sayıya.
Derginin içeriğini ağırlıklı olarak hikâyelerin oluşturması sevinilecek bir nitelik olarak göze çarpıyor: Hümeyra Yabar “Başkasının Evi”, Merve Büyükçapar “Çatlak”, Sıddıka Zeynep Bozkuş “Kepçük”, Hilal Karaman “Arka Sıra”, Bilge Doğan “Ben Paslı Bir Çiviyim”, Betül Karapınar “Bulunmaz Nimet”, Tuğçe Gök “Fiş”, Sevda Deniz K. “Bir Kadın”, Hatice Mert Yunak “Zeytin Tarlası”, Şule Köklü “Ekmek Kokusu”. Seda Nur Çetinkaya “Çiçekler İçin Bir Ön Söz Denemesi” denemesiyle derginin tek deneme yazısını oluşturmaktadır. İstenir ki daha fazla deneme yer alsın dergide.
Burada daha ayrıntılı irdeleme imkânı yok, ama Elif Sönmezışık”ın duyarlıklı “Mülteci Kadının Yükü” yazısında, Irak, Afganistan, Libya yanında asıl odak seçilen Suriye üzerinde ve dolayımında Amerikan, dolayısıyla Batı emperyalizmiyle bunun Ortadoğu yönetimlerinin ve yöneticilerinin işbirliğine de dikkat çekilmesi gereğini eklemek şartıdır. Özellikle de BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) Eşbaşkanlığı’nı bir süre övünç payesi olarak kullanan işbirlikçilerini mutlaka unutmamak gerekir.