Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Müminler ki onlar; Rablerinin iman ve İslam davetini kabul ederler, namazı şartlarına riayet ederek kılarlar, işlerini, aralarında istişare ederek yürütürler, kararları istişare ile alırlar, Allah’ın verdiği rızık ve servetten, Allah yolunda infak ederler. Bunlar, müminlerin Kur’an’da zikredilen önemli sıfatlarındandır. Rabbimiz, Peygamberimize ve O’nun şahsında bütün emir sahiplerine şu beyanda bulunmuştur. Al-i İmran 159: “Ey peygamber! Allah’ın rahmeti sebebiyle sen onlara yumuşak davrandın. Eğer onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Toplumu ve yönetimi ilgilendiren her konuda müminlerle istişare ederek karar al. Kararını verdiğin zaman da, Allah’a güven. Çünkü Allah, kendisine güvenip, dayananları sever.” İslam’ın bütün müminleri bağlayan bir düzeni vardır. Bu düzenin en önemli esaslarından birisi de istişare etmektir. Ne kadar yetkin olursak olalım, kendimizi istişareden uzak göremeyiz. İstişare ümmet birliğini sağlayan en önemli esaslardan birisidir ve fikirlere itibar ve ihtiram etmenin edebidir. Peygamberimiz istişare ile ilgili şunları söylemiştir: “Müslümanların fikrini almadan ‘emir’ tayin etseydim, İbni Ümmi Abd’i tayin ederdim.” (Tirmizi) “Biriniz kardeşine danıştığı zaman, danışılan kimse ona hak ve doğru bildiğini söylesin.” (İbni Mace) “Kim bilmeden fetva verirse, yapılan işin günahı, o fetvayı verene gider. Kim Müslüman kardeşine bile bile yanlış yol gösterirse, ona hıyanet etmiş olur.” (Ebu Davud) “Kişiye bildiği bir şey sorulduğu zaman onu gizlerse; Allah, kıyamet günü o kimseyi ateşten bir gemle, yularla bağlar.” (Ebu Davud) Peygamberimiz (S.A.S.), Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer için, “Siz bir danışmada oy birliğine varırsanız, ben size aykırı hareket etmem” demiştir. (Ahmed bin Hanbel) “İstihare eden aldanmaz, istişare eden pişman olmaz, iktisat eden yoksul olmaz.” (Taberani) Peygamberimiz önemli işleri Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer gibi yakın arkadaşları ile istişare ederdi.

ERBAKAN HOCA’MIZ

Erbakan Hoca’mız, ümmeti ve teşkilatı ilgilendiren her konuda özel ve genel istişareler yapardı. Bunun için bir Yüksek İstişare Kurulu oluşturmuştur. Milli Görüş hareketi çok zor zamanlardan geçmiş ve bunların hepsini yapılan istişarelerle aşmıştır. Önemine binaen
3 Ekim 2010 tarihinde Ankara’da yapılan toplantıda Erbakan Hoca’mızın yaptığı konuşmanın ilgili kısımlarını hatırlamakta fayda vardır. Erbakan Hoca’mızı dinleyelim: “Bizim temel uygulama esaslarımızda istişarenin çok mühim bir yeri vardır. Bu tarihi toplantımızda neleri istişare edeceğiz? 1-YİK kararlarına uyulmayarak yapılan 11 Temmuz kongresi faydalı değil zararlı olmuştu. 2-Bir an evvel 11 Temmuz 2010 kongresinin zararlarını ortadan kaldıracak yeni bir kongre yapmak icap etmiştir. 3-Haziran’da yapılacak seçimler öncesi bu kongre büyük bir öneme haizdir. Milli Görüş MC hükümetleri döneminde çıraklık hizmetlerini yaptı, Refah iktidarında kalfalık, şimdi ise ustalık eserini yapmaya geliyor. Yeni bir dünyayı kurarak 6 milyar insana saadet getireceğiz. Bu hizmetleri yapabilmek için bizim, Milli Görüş camiamızın içerisinde çürükleri ayıklamak zorundayız. Çelikleşmek zorundayız. Çünkü önümüzdeki seçim, bütün insanlık için bir hayat memat meselesidir. İnsanlık ya ırkçı emperyalizmin kölesi olacak, ya da ecdadımızın kurduğu saadet dünyası yeniden kurulacak. Bu bizim, Milli Görüş’ün yani Saadet Partisi’nin yapabileceği bir iştir. Çünkü ırkçı emperyalizm diğer partileri kendi çocuğu sayar. Onları önemsemez, ağızlarına bir simit verir onları susturur. Ama Milli Görüş için bu geçerli değildir. O yüzden Haziran 2011’de yapılacak seçim için bize karşı hazırlık yapmaktadırlar. Ne hazırlığı yapıyorlar? Bütün medya kuruluşlarını etkileri altına almışlardır. AKP’nin aleyhinde yazan yazarları basın kuruluşlarından kovuyorlar. Bankaları ve büyük milli müesseseleri satın almışlardır… Bir diğer hamleleri de okşayarak yutma metodudur. Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almıyor, Avrupa Parlamentosu’na alıyor. G-7’leri G-20’lere çıkarıyor Türkiye’yi içine alıyor. Sen aslansın sen kaplansın diyor, sırtını okşuyor ama yutmak istiyor. Onların bu oyunlarına karşı bizim de ataklarımız vardır. Bunlardan biri şuurlanmadır… Şuurlanma 5 maddeyle gerçekleşir. 1. Bütün camiamızdaki her bir mensubumuz biz neyiz? Kimiz? Ne yapıyoruz? Niçin yapıyoruz? Nasıl yapmalıyız? Bu 5 sualin cevabını verebilmelidir. 2. Çelikleşme: Bütün görevlere sorumlu tayin edeceğiz. Programa uygun çalışacağız, çalışmaları takip edeceğiz, hedeflerimizi gerçekleştireceğiz, bütün teşkilatımızın hepsini eğiteceğiz. Bunlar yapıldığı takdirde çelikleşeceğiz. 3. Hedeflerimizi gerçekleştireceğiz. Cihada maddi manada destekler sağlayacağız. Cihada katkı sağlamak amacıyla yayın organlarımızı geliştireceğiz. Üretim hamlemizi başaracağız. 4. MİLKO’larla aziz milletimizi 40 kolla kucaklayacağız. 40 kuruluşla milletimizi uyandıracağız. 5. 3. şahlanış hamlesini tamamlayacağız. Allah’ın izniyle iman var, her şey var.”

BİZ FARKLIYIZ

Erbakan Hoca’mız şöyle devam ediyor: “Biz neden diğerlerinden farklıyız. Çünkü biz Milli Görüş’e bağlıyız… Milli Görüş’ün 7 özelliği onu diğerlerinden ayırır. 1. 60 partinin programında maneviyatçılık yoktur. Maneviyatsız saadet olmaz. Milli Görüş’ün temsilcisi Saadet’in ilk sloganı, ‘Önce ahlâk ve maneviyat’tır. 2. Bütün partiler faizci kapitalizmi benimsemiştir. Adil Düzen’siz saadet olmaz diyen Saadet Partisi’dir. 3. Bizim medeniyetimiz diğer medeniyetlerden üstündür. 4. Avrupa Birliği değil İslam Birliği. 5. Yeni bir dünya kurmak isteyen Saadet Partisi’dir. 6. Onlar İsrail’in emrinde olayım diyor biz kendimiz olalım diyoruz. 7. Diğer partiler aldatmacalara kanmakta, işbirlikçilere kanmaktadırlar. Hakkı tutup insanlığa hizmet edeceklerine işbirlikçilik yapıyorlar. Onlar Türkiye’yi yüceltemez. Bunun tek ilacı Milli Görüş’tür. Hepimiz nefis terbiyesini yapmak zorundayız. Nefis terbiyesi peygamberlerin, nefse esaret Firavun’ların yoludur. Milli Görüş sahiplerine Allah’ın verdiği şeyler, hidayet, feraset, dirayettir.” Devam edeceğiz. Selam hidayete tabi olanlara…