Bütün hayalleri, projeleri, beklentileri, bir anda beyhude eden.

Ogün girilen sınavı, alınan kötü sonucu, işsizliğin kavurduğu yüreği, tamamen darmadağın eden.

Hayatlarımızda aldığımız her sarsıntılı haberin, her elemin, derdin defterini dürüp de.

Akılları baştan alan bir korku tahtına yerleşen deprem.

Uyarılar peş peşe.

Yüksek apartmanlardan uzak durun.

Ağaçlardan, balkonlardan, sobalardan, elektrikten, ateşten, sudan, denizden uzak durun.

Kaçacak yer yok.

Evin önünde dikilecek el kadar alan.

İçeride güvence altında olunacak bir karış yer yok.

Kaosun, kıyametin diğer adı deprem.

O hayat ağacı olan küfesinde evlatlarının rızkını taşıyan hamalın, gayrı boş gözlerle baktığı ağrıyan dizlerinden kaybolan yaşama sevinci.

Öğretmenin ders notları, ressamın çizgileri, bestekârın notaları, çiftçinin alın terini de önüne katıp götürecek denli öfkeyle homurdanan zilzal.

Sildiği merdivenlerde tutulan belinden zorlansa da, hayatın durduğu noktada, bütün o zorlu yaşamının meşakkatini arayan kadını ürperten, rengârenk bahçelerin sundurmalarındaki kahvaltılarının kahkahaları solan yaşlıların yaşadığı hüsran.

Genç kızın nişan törenine, delikanlının kınasına kara yakan.

Hayata dair ne varsa bir an önce yutmaya, yok etmeye, tufan etmeye yeminli deprem.

Evladın yaklaşan doğumunu, askerdeki çocuğun hasretini genizlerde yakıp bırakan…

Artık iyi çıkmaya başlayan raporların, küçülen tümörlerin, iyileşen kan sonuçlarının verdiği sevinci, yüreğe alınan ağır bir yumruğa dönüştürüp de…

Beklenen baharı, filizlenen fidanı, kış güneşine aldanıp tomur veren karanfilin boynunu büküp de.

Her yanı sarsan, örseleyen, yakıp yıkan zelzele.

İnsan umutlarını, hayallerini, yaşama sevincini ezip darmadağın etmekte.

Elazığ’da kış ayazında yaşanan deprem, can kayıpları ile evlere düşen şivan.

Şehrin ufuklarına gerilen kapkara keder, ağır bir sis dalgası gibi gözleri perdeleyen hüzün.

Yaralıların, o can parçası yakınların akılları baştan alan çığlıkları.

Yuttukları tozdan, yüzlerine yığılan tuğlalardan, briketlerden, beton, kum, çimentolardan her yanlarının beyaza bulandığı.

O, ölümle hayat arasında gidip gelen, son çırpınışlarla hayata tutunmaya çalışan çocukların, anne babalarını can evinden vurduğu.

Göçüğün, duvarın, tavanın, kalın mobilyaların, kırılan camların, çıkan yangınların altında kalıp da.

O geçmez saatlerde, bir sese, yardım eline, karanlıkları aydınlatacak hayat ışığına hasret bekleyenleri bilip de.

Bir şey yapamamanın, çaresizce çırpınmanın, her geçen saatle umutların tükenip de.

Başı hangi taşa vuracağını şaşırıp da.

Kahrolan, acıdan çıldıran, yüreğinden vurulup da.

Depremle dünyası yıkılanların sen yardımcısı ol Allah’ım.

Ya Rahman, sen zeval verme insanımıza, halkımıza, yakınlarımıza, ailelerimize.

Sen bütün memleketimizi, Müslüman coğrafyayı, insanlığı koru.

Afatından muhafaza buyur bizleri.