Uzun süredir göremiyordum. Gözüme çarpmıyordu. Ara ara, nerdedir bu adam, ne yapıyor, diye hatırıma geliyordu.

Memo, Malatya’dan Ankara’ya göç etmiş seneler evvel… Sanayide gobit satarak hayata devam etmiş bir müddet… Sonra, Kızılay’ın göbeğinde, bir taksi durağında çalışmaya başlamış...

Tanışıklığım o dönemlere rastlar.

Kavgacı mıydı, evet… Sağa sola yalpa yapar mıydı, evet. Ama insandı... Yüreği büyük, kendisi fiziken küçük biriydi.

Taksi durağının önünden geçerken, selam verdim esnafa… Az konuştuktan sonra, Memo’yu sordum. Öldü, dediler. Dondum kaldım. Neden diye sormadım. Daldım gittim.

O küçücük cüssesiyle sağa sola seğirtmesi vardı ki, görülesi. Çalışkandı. Üstü başı perişandı, ama yüreği güzeldi.

Fakirdi… Çocukları çoktu. Amiyane tabirle, değnekçilik yapıyordu Kızılay’ın göbeğinde, taksi durağında.

Sordum… Uzun zamandır yoktu, nerdeydi? diye… Eski mesleğine dönmüş, gobit satmış sanayide, çarşıda.

Sonra, şaşmaz sanayisinde dolaşmış, geçim derdine düşmüş.

Sabah kalkıp, ekmek yumurta hazırlamak… Yeşillik oluşturmak, sonra da, arabayı el yordamıyla, güçle sokaklarda, caddelerde yürütmek… Ve bağırmak avazı çıktığı kadar; gobit, gobit, gobit, diye...

Kansere yakalanmış. Çabuk eridi dediler… Kanserin de çeşitleri varmış… İyi huylular, kötü huylular. İnsanı çabuk götürenler, bekletenler…

Onun kanseri biraz aceleciymiş… Çabuk götürmüş Memo’yu.

Son zamanlar, dedim, son zamanları nasıldı ki? Nasıl olacak, dediler, yokluk, yoksulluk içinde öldü… Kansere yakalanmıştı… Daha emekli olmadı… Sigortası da yoktu.

Debelendi uzun uzun… Kapısını kimseler çalmadı… Çocukları da hayırsız çıktı.

Ya devlet, dedim, devlet ne yaptı?

Güldü taksici esnafı… Ne devleti, dediler, ne devleti? Hani, nerde, nerede? Gariplerin devleti nerde? Devlet, gücü olanlara, sesi çıkanlara bakar… Hep böyle olmadı mı?

Dedim ki, devir değişti ama… O kadar da değil.

Yok, dediler, o kadar işte… Hastane hastane dolaştı… Bazen umutlandı, bazen kör kuyuya düştü. Sonunda, biraz ilgisizlik, biraz hastalığın zorluğu, gitti işte.

Sosyal devlet, dedim içimden… Sonra sesli mırıldanmışım… Taksiciler kızdılar hemen… Ne devleti, ne sosyalı… Kim dedi, kimler dedi? Sosyal dediğin nedir ki? Kim güçlü, kim üstte, onun borusu öter her yerde… Böyle gelmiş, böyle gider, dediler.

Sosyal devlet… Sahi devlet neden vardı, kimler için, hangi sebeple var edildi? Dedim ki, devletimiz gereğini yapmıştır ve yapacaktır…

Çok iddialı ve ağzı dolu konuştum.

Canı yanmış gibi hep bir ağızdan itiraz ettiler… Biz görmedik senin dediğin devleti, dediler. Sustum.

Sahi, devlet niye vardı? Memolar için değil mi? Mahmutlar için değil mi? Gücü olmayanlara güç, kolu olmayanlara kol, sözü olmayanlara söz olmak için devlet var değil miydi?

O zaman, Memo niye yalnız ve ilgisiz öldü, söyler misiniz?