Aradan kaç yıl, kaç ay, kaç hafta geçti hatırlar mısın
bacım
Geçen zaman senden neler alıp götürdü farkında mısın
Nereden geldin ve nereye gitmektesin hiç sordun mu
Darılma, gücenme fakat sen;
Söylemlerinle eylemlerin arasındaki farkı görmekten çok
uzaksın.
Kılavuzum Hz. Fatıma dır, diyor, onun tevazu ve takvasını
okurken gözyaşı döküyorsun.
Ona övgüler yağdırıyor ve yaşamının tamamında vahiy vardı
diyorsun,
Anlatırken gözlerin buğulanıyor, sesin titriyor, gözlerin
dalıyor. Peki, kendini Fatıma ya bu kadar yakın hissederken ne oluyor da onun
misyonundan fersah fersah uzaklaşıyorsun
Hz. Hatice nin takvasını anlatıyor ve onu örnek aldığını
söylüyorsun
Onun gibi sabırlı, kanaatkâr, fedakâr ve olgun bir hanım
olmayı hayal ediyorsun
Onun gibi istikamet üzere hayat yaşamayı düşlüyorsun.
Zeynep gibi mücadeleci, samimi ve cesur bir hanımın
izlerini takip edeceğine söz veriyorsun
Sümeyye gibi, sulta ve dayatmalara, ağır işkencelere
göğüs gerip, hakkın savunuculuğunu yapacağını ve inandığın değerler için seve
seve ölüme gidebileceğini söylüyorsun.
Hz. Ali gibi ilimde derinleşeceğini ve susuz gönüllere su
serpeceğini söylüyorsun.
Hz. Peygamberin tevazuundan bahsediyor ve israftan
kaçınacağını söylüyorsun.
Fakat sözünle eylemlerin arasında hiçbir bağ yok ki
bacım! Sen sadece söylüyorsun, icraat yok, eylem yok, hareket yok, samimiyet
yok. Her şey söylemlerde kalıyor
Söylediğin aksine lük araçlara binmeyi, markalı eşarplar
takmayı,
Seçkin semtlerde yaşamayı,
Fahiş alış verişler yapmayı
Bulunduğun ortamda dikkat çekmeyi meziyet görüyorsun sen.
Senin söylemlerinle eylemlerin arasında bariz çelişkiler var bacım
Peki, hiç düşündün mü, bir gün çıkıverse karşına, Hz.
Fatıma, Hz. Hatice, Hz. Sümeyye kendini onlara nasıl tanıtacaksın Sahi onlarla
hangi noktalarda ortaklığın var düşündün mü
Darılma, gücenme bacım, ama şunu da unutma, önce samimi
olacaksın, inandığın gibi yaşayacak ve yaşadığın gibi inanacaksın. Kulaklarına
çarpan o seslere aldırmadan yürümeyi öğreneceksin. Bunun için gerektiğinde
bedel ödemeyi göze alacaksın.