Dededen

Toruna Mektup

Evlat çok sevilir ama torunun yerine başkadır yavrum. Torun emek vermeden sevmeye hak kazandığın bir değerdir. Bunu ancak yaşayanlar bilir.

Geçtiğimiz gün on sekizine bastın. Sana birkaç konuda nasihat etmek istedim ama nasihatten hiç hoşlanmadığını bildiğim için bir not yazıp odana bıraktım. Nasihatlerim şunlar olacaktı:

1- Gençliğinde yaşlılığı kendine yakıştıramaz ve zamana farklı bir anlam yüklersin. Otuzlu yaşlarda bir yakınınla karşılaşsan “ne kadar yaşlı” dersin. Zaman sanki gökyüzüne mıhlanmış ve hiç geçmeyecektir. Yaşlılığı çok uzağında görürsün. Genç ve dinamiksin. Ama unutma ki, her genç bir yaşlı adayıdır. Gençlik çabuk geçer ama yaşlılık meşakkatlidir o yüzden bir gün bir yıl gibi gelir.

2- Sağlıklısın, güçlüsün, hayat dolusun. Sağlığının seni hiç terk etmeyeceğini sanırsın. Büyüklerin ayak ağrıları, güçsüzlüğü ve hastalıkları sana çok manasız gelir. Yorulmak nedir bilmezsin. Gün boyu koşturur ve kendini çok zinde hissedersin. Ama sağlık sana bahşedilmiş bir imkândır, bir gün elinden kayıp gider. O vakit acizliğin ne olduğunu anlar ve yakınmaya başlarsın.

3- Akıldan ziyade hislerin ön plandadır. Hislerinle hareket edersin. Mesela yaşadığın bir haksızlığı uzlaşarak çözmek yerine hemen agresifleşirsin, gençliğine güvenir fevri tavırlar sergilersin. Haram bir fiile teşvik edildiğinde aklınla duyguların arasında gider gelir ve çoğu zaman duygularına teslim olursun. Oysa akıl sana verilmiş bir imkândır, sen onu kullanarak doğruyu yanlışın içinden alıp çıkaracaksın.

Zaman geçer, sağlık gider ve ömür biter evladım. Baki olan kazandığın erdemlerdir. Onlar senin peşinden gelir ve işini kolaylaştırır. O yüzden gençliğine güvenip kusur işleme, nasıl olsa gencim tövbe ederim diye düşünme. Çünkü birçok genç yaşlanmadan hayata veda ediyor.