Ülke bir haftadır yaşadığı Başbakan değişimi şokuyla

çalkalanıyor. Bu hamur daha çok su götürür. Davulun sesi kulağa uzaktan hoş gelirmiş.

Hatırlayacaksınız Fazilet Partisi ni bölüp yeni parti

kurarken ne kadar iddia ve ithamlarda bulunmuşlarsa bugün hepsi bir bir

yaşanıyor. Ortak akıl; eşitler arası birinci; lider sultasına son;

diktatörlük   gibi. Tükürdüklerini

yalıyorlar.

Taraftarlarının iddia ettiği gibi ortaya birilerinin

attığı fitne değil; bilakis halis muhlis kavganın yaşandığı ortaya çıktı.

Görünen o ki, buzul dağının görünen yüzü karşımızda, perde arkası daha sonra

ortaya çıkacak.

Bir kulis bilgisi olarak belirtelim, kongre sürecinin

aniden ortaya çıktığı sanılmasın. Kuşların verdiği bilgiye göre kongrenin

yapılacağı salon, dört ay önce bir şahıs adına 22 Mayıs için kiralanmıştı!

***

Esasen basit anlaşmazlıklar dışında temel konularda

aralarında fark yoktu. Suriye politikası, İsrail ve ABD ile ilişkiler, BOP ve

AB süreci gibi ne dış politikada; faiz, bankalar, reel sektör ve borçlanma gibi

ekonomik politikalarda; ne de çıkardıkları ahlak dışı yasalar gibi sosyal

politikalarda farklı düşündükleri yoktu. Öyle olduğu için de AB vize

anlaşmasını dört ay öne çekti diye Sn. Davutoğlu nun süreci sahiplenmesi suçlar

arasında zikredilmişti.

Matematiksel hesaplarla bakıldığında yüzde 49 gibi yüksek

oranda oy alan bir siyasi parti genel başkanının ve görevdeki Başbakan ın

seçimden 6 ay sonra görevden azledilme sebebin ne olduğunu bilmiyoruz.

Görevden alınmayla ilgili bilinen yalnızca Pelikan

Dosyalarında yer alan incir çekirdeğini doldurmayan kavgalar. Yok efendim

Bülent Arınç a sarılmış, Devlet Bahçeli yi alkışlamış, Obama dan randevu

istemiş, Hakan Fidan ı milletvekili adayı göstermiş. Atamalarda müdahil olmak

istemiş. Ucunun kime dokunacağını bilerek 4 bakana Meclis te aklanın demiş ve

yolsuzluk yasası çıkarmaya çalışmış. Düpedüz mert-i kıptı hikâyesi!

***

Sanılıyor ki Davutoğlu nun gönderilişiyle yorgan gitti

kavga bitti . Kanaatimizce bu iş burada kalmaz!

Troller gibi düşene saydıracak değiliz. Ancak şunu da

söylemekten geçemeyeceğiz.  Sn.

Davutoğlu ndan istifasını açıklarken omurgalı davranıp dik durması beklenirdi,

olmadı.

Refikleri suçlayarak Cumhurbaşkanımıza saygım sonsuz

vs. hikâyeleri şahsiyeti açısından şık olmadı. Madem ortada hiç bir şey yok

niye ayrılıyorsun o zaman demezler mi Kuklacıya ses çıkarmayıp, piyonlara laf

atmak! Olanları çıkıp açıklamak ya da tamamen sineye çekmek erdemdir. Tokat

yiyip öpeyim abi demek değil!

AKP içinden Sn. Davutoğlu nun bu kadar zaman peşinden

övgüler düzüp bir anda  vurun abalıya

misali aleyhinde konuşanlar ancak mide bulandırıyor.

Şahsiyetli taraftarların Davutoğlu na sahip çıkmaları

beklenirdi. Kullanılmış elbise gibi kapının önüne attılar, şimdi tekmeliyorlar.

Davutoğlu hafife alınacak adam değil. Askeri okullarda

strateji dersleri veren birisinin tek başına hareket ederek kızıp bir anda işi

bırakmasını beklemek saflık olur.

Zaten siyasetten vazgeçmediği ve pes etmediği

anlaşılıyor. Çekilme kararını ardından Konya ya giderek kalabalığı toplayıp,

güç gösterisi yapması boşuna değil. Taksi durağına veda ziyareti de bu

çerçevede değerlendirilmelidir.

***

Peki, bundan sonra ne olur

NATO gibi Sn. Erdoğan ın düşmansız yaşa(ya)mayacağı

malum. Göreve başladığı ilk günden beri kendine hedefler/düşmanlar koydu. Son

dönemde ise Paralel, Haşim Kılıç, Erdem Başçı, İdris Naim Şahin, Abdullah Gül

ve O Zat!

Bundan sonra da kamuoyu ölçüm sonuçlarına göre ve tabi

yenisi bulununcaya kadar faturaların kesileceği adres belli, Davutoğlu.

Ne kadar düşük profil, pasif, kayıtsız şartsız itaat

eden, işe yaramaz biri istiyoruz dense de yeni gelecek Başbakan la da bir süre

sonra uyum sağlanamayacağı aşikar.

Partililer ve halk açısından 15 yıldır ilk defa bu denli

liderin karizması çizildi ve AKP taraftarları Erdoğan ı sorgulamaya başladı.

Ölümüne AK Parti yi ve Davutoğlu nu savunanlar da dut yemiş bülbüle döndü!

Süreç nadasta bekleyen parti içi muhalefet, bir başka

ifadeyle daha önce harcananlar için güç kazanım olmuştur. Artık karşıda daha

güçlü bir blok var.  Bundan sonra onların

atacağı adımlar daha fazla dikkate alınacaktır. MHP kongresinde de Akşener in

kaybetmesi halinde siyasetin yeniden dizayn edileceği ve 2.  yenilikçi hareketin partileşme süreci uzak

değildir.

Kamuoyunda fiilen başkanlığa geçtik kanaati hâkim olsa

da açılan yeni cepheyle 330 u bulmak biraz daha uzaklaşmıştır. Referandumdan

ret oyu çıkma ihtimaliyle halka da gidemezler. Seçime kadar ipler daha fazla

Saray da olur o kadar. 

Burada Ebu Müslim Horasanı nin meşhur sözünü

hatırlatmakta yarar görüyoruz.  Onlar,

Zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak

tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını

yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost

düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.