Davos Zirvesi şu aralar pek bir gündemde!

Küresel güçler arz-ı endam ediyor Davos'ta.

Peki, bu soğukta, bu çetin kış şartlarında bu godamanların, bu boynu kalınların, bu tuzu kuruların ne işi var, Davos'ta?

Neden her yıl bu günlerde bir araya gelip, güya dünyanın ekonomik sorunlarını, genel gidişatını konuşuyor, tartışıyorlar?

***

Aslında tartışmak falan da denmez buna!

Resmen 3. dünya ülkelerine yapılan bir 'dikte' ve 'dayatma'dan başka bir şey değil, Davos zirveleri!

Tam da Siyonizm’in yapmak istediği bu!

Ne demişlerdi birkaç yıl önce bir başka küresel zirvede?

* Tek ekonomi... Tek para… Tek sağlık... Tek dünya... Tek aile... Tek gelecek...

Allah aşkına neden TEK AİLE? Daha doğrusu TEK AİLE de ne demek oluyor ki!

Haa, o karanlık plan şu olmalı; aile yok olmalı ki, tek düğmeye basarak tüm dünya idare edilebilsin, aile bağları yok olsun!

Zira devleti devlet yapan ailedir. Toplumları bir arada tutan ailedir. Toplumlarda tutkal olan ailedir.

Ailenin yok edilmesi Siyonizm’in işini kolaylaştıracaktır!

Davos'ta yapılan da küresel manada ailenin altına dinamit yerleştirilmesidir.

Zira, bütün küresel güçler birleşik kaplar misali iç içedir ve birbirlerini beslerler!

***

Benzer şekilde...

Davos'ta, bu godamanların, bu boynu kalınların, bu tuzu kuruların gündemlerinde bence dünyanın en büyük sorunu olan, fakir ve yoksul milyarlarca insanımızı alakadar eden "gelir dengesizliği" hususu var mı?

2026 Davos Zirvesi gündemine baktım, böyle bir madde göremedim!

Tartışmazlar, konuşmazlar, konuşamazlar bunu!

Çünkü, ağababaları müsaade etmez!

Çünkü "gelir adaletsizliği" konusu açıldığında birbirlerinin gözlerine baktıklarında kendilerini görüyorlar!

Aynanın karşısına geçtiklerinde "gelir adaletsizliği" bir şamar gibi yüzlerinde beş parmak "iz" bırakıyor!

Ama bundan anlarlar mı? Anlamazlar!

Çünkü onların dolar imparatorluğu, yoksul ve fakir milyarlarca insanın omuzları üzerinde yükselmiştir, yükselmeye devam etmektedir!

Peki, Davos'ta arz-ı endam eden beyefendiler, yeryüzündeki bu devasa gelir eşitsizliğini gidermek ve yoksul, fakir büyük kesimleri refaha kavuşturmak için bir adım atıyorlar mı?

Araştırın bakalım böyle bir çabaları var mı?

ENFLASYON NEDEN İYİ BİR ŞEY DEĞİL VE ÇARESİ YOK MU?

Çünkü enflasyon demek pahalılık demek!

Enflasyon demek geçim zorluğu demek!

Enflasyon demek gelirin gittikçe düşmesi demek!

Eski kurt politikacılardan Süleyman Demirel’in deyimi ile;

* “Doğrudur, Türkiye'nin birinci sorunudur enflasyon. Hakikaten bugün, enflasyon dediğimiz zaman, halk günlük yaşar. Halkın birinci sorunu geçim sıkıntısıdır. Esasen enflasyon, devletleri yıkan bir olaydır. Milletleri içinden bozan bir olaydır. Esasen enflasyon sadece pahalılık olayı da değildir. Ahlakı bozar. Borcu olan borcunu ödeyemez. Alacağı olan alacağını alamaz. Hırsızlıktan, soygundan fuhşa kadar hemen hemen bütün yolları açar. Toplumun içini bozan bir olaydır. Onun için Batılılar, enflasyona bir numaralı halk düşmanı derler. Tek kollu canavar derler. Batı, enflasyondan fevkalade çekinir.”

Mevcut ekonomi yönetimi ve iktidar sözcüleri, bakanlar sık sık enflasyonun düşeceğinden dem vurmakta.

Yakın zamanda tek haneleri göreceğimizden dem vurulmakta!

Ama gelin görün ki gerçekler hiç de öyle değil!

İlginç bir analizdir; 2030’a kadar olan dönemde Türkiye için yıllık bazda tek haneli enflasyon öngörülmediği konuşuldu, tartışıldı...

Hangi yıldayız; 2026...

2030 yılına ne kadar süre var; 4 yıl. 4 sene daha yüksek enflasyonla yaşayacağız demektir.

Eyvah ki eyvah! Eyvah da, peki bu çıkmazın çözümü yok mu? Uzun bir karanlık dehliz midir bu?

Yok, hayır, değil!

Elbette her zaman ümit vardır. Ümidi kesmek bize yakışmaz, zira!

Tek çözüm şu; Millî Görüş iktidarı gelmeden ekonominin düzlüğe çıkması mümkün değil!

GELİR EŞİTSİZLİĞİ NELERE MAL OLUYOR?

Genel değerlendirmelere, analizlere göre "gelir eşitsizliği"nin sonuçları konusunda birkaç cümle aktarmak isterim;

* "Gelir eşitsizliği, dünya genelinde hem bireylerin yaşam kalitesini hem de toplumsal yapıyı derinden etkileyen önemli bir olgudur. Ekonomik eşitsizlik, yalnızca maddi bir uçurumu ifade etmez; aynı zamanda insanların yaşam biçimlerini, psikolojik hallerini ve toplumsal ilişkilerini de şekillendirir. Bu eşitsizlik, bazen yasa dışı faaliyetlere yönelmenin bir nedeni haline gelir. İnsanların toplumda daha iyi bir yaşam sürme arzusu, yoksulluk ve umutsuzluk duygularının bir sonucu olarak, bazen suç ve diğer yasa dışı işlere başvurmaları, toplumu karmaşık bir şekilde etkileyebilir."

* "Gelir eşitsizliği temel olarak, ekonomik uçurum, sosyal sınıflar arasında belirgin bir ayrım meydana getirir. Yüksek gelir grupları, eğitim, sağlık, barınma ve diğer yaşam standartlarına kolayca erişebilirken, düşük gelirli gruplar bu imkânlardan mahrum kalır. Bu durum, toplumsal uyumu zedeler, çünkü farklı gelir gruplarına sahip bireyler arasında büyük bir kopukluk oluşur. Bu ayrım, toplumda ayrımcılığa, güvensizliğe ve yabancılaşmaya yol açabilir."

* "Gelir eşitsizliğinde yoksul bireylerin daha iyi bir yaşam sürme şansı, eğitim ve iş imkânlarına erişimle sınırlıdır. Bu da bireylerin toplumsal sınıf farklarını aşma şanslarını azaltır, dolayısıyla eşitsizlik devam eder ve jenerasyonlar arası farklılıklar büyür."

* "Gelir eşitsizliğinden kaynaklanan sosyolojik ve psikolojik etkiler, bazen bireylerin yasa dışı işlere yönelmelerine yol açabilir. Toplumun dışına itilmiş bireyler, ekonomik eşitsizlik nedeniyle hayatta kalabilmek, daha iyi bir yaşam sürmek ya da yalnızca maddi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla suç işleyebilirler. Bu, sadece ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda bireylerin toplumsal ve psikolojik dışlanmışlık hissinin bir sonucudur."

* Suç işleme, çoğu zaman bir çeşit "çıkış yolu" olarak görülür. Kişiler, devletin sunduğu sosyal hizmetlerden faydalanamadıkları, iş bulamadıkları veya eğitim gibi fırsatlara erişemedikleri zaman, illegal aktiviteler (uyuşturucu ticareti, hırsızlık, dolandırıcılık gibi) bir tür hayatta kalma stratejisi olarak ortaya çıkabilir."

---