Bugün yaşadıklarımızın bir adım ötesi kıyametin kopması.
Kıyamet elbette kopacak. İnananların inandığı ve iman ettiği bir son.
Kıyameti saymayalım.
Allah tekrarından korusun, büyük doğal afetler yaşadık.
Tedbirler alarak doğal felaketlerin de faturasını hafifletebilirdik.
Doğal afetleri de saymayalım.
İslam coğrafyasının başına daha kötü ne gelebilirdi diye bazen düşünüyorum.
Daha ötesini bulamıyorum. Aklım ulaşmıyor, ermiyor.
Varsa bir kabadayılığımız artık ortaya çıkmanın zamanı geldi de geçiyor bile.
Varsa bir gücümüz, kuvvetimiz göstermemiz gerekiyor.
Allah var, söylenecek her lafı söylüyoruz da sonrası malum!
Kısa bir süre tefekkür ettiğimiz zaman içimiz ürperiyor.
Bu çağda yaşananların kıyısından geçsek dahi sorgusunu, sualini veremeyiz.
Irak’ta yaşanan zulümler ve kapımızın önündeki kardeşlerinizin feryadı arşa dayandı. Biz duymadık!
Orada yaşananları, burada yazmaya elimiz varmıyor.
Zulmün tam ortasındayız. -cak’lar, -cek’ler mide bulandırıcı bir hal aldı. Sağımızdakini, solumuzdakini eleştirmek, suçlamak da bizi kurtarmaz. Yediğimiz lokmadan, aldığımız nefesten utanmamız lazım. Yediğimiz ekmeğin gırtlağımızdan geçmemesi lazım. Amerika ve avaneleri kendi işlerini yapıyor. Biz de bahanenin her çeşidini üretiyoruz.
Varsa bir gücümüz, kudretimiz ne zaman ortaya çıkacağız. “Elimizden gelen ya da yapabileceğimiz her şeyi yaptık ama yine de olmuyor” diyorsanız kenara çekilin, belki biri gelir, sizden daha etkili işler yapar.
Bu da bir icraat.
Ama hiçbir şey olmamış gibi o koltukta o-tu-ra-maz-sı-nız.
Görenler için, vicdanı olanlar için dünya yıkılıyor.
Altında kalacağız.
Nokta
20 yılda bir tek gemiyi, Mavi Marmara’yı Gazze’ye gönderemeyen de Gazze yıkılırken bir ayda yüzlerce gemileri İsrail’e gönderen de aynı irade!
Aydın Ünal, söyleyeceğini söylemiş
Aydın Ünal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşma metinlerini yazan ve uzun süre oldukça yakınında bulunan bir isim.
Bir süre AKP’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a birkaç adım uzakta dursa da cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi tekrar Yeni Şafak Gazetesi’nde başladığı köşe yazarlığı ile birlikte yeniden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a fiziken olmasa da bir hayli yakın durmaya başladı.
Hatta Erdoğan’ın talebi ile söz konusu gazetede yeniden köşe açıldığı da söylendi.
Seçimler öncesi de bir hayli propagandist yazılar yazdı.
Bütün bunlar medya dünyasında yaşanan hadiseler.
Bizim değinmek istediğimiz konu ise Aydın Ünal Bey’in, önceki gün Yeni Şafak’taki köşesinde dile getirdiği “Türkiye’den İsrail’e yapılan ticaret” ve buna ilişkin iktidara yakın medyadaki ilk yazılı itirazdı.
Aydın Ünal, uzun uzun ülkemizden İsrail’e gönderilen lojistik yüklü gemilerin listesini yapmış ve bu gemiler kime ait diye tepki göstermiş.
Hatta bu gemi sahiplerini ince yollu vatan hainliği ile de ilintilendirmiş.
El hak doğru.
Bu makale, sosyal medya ortamında gündeme gelince yapılan yorumların birçoğu “gemi sahiplerine ne diyorsun, git iktidardakilere laf söyle” çerçevesindeydi.
Elbette bu yorumları yapanlara diyecek sözümüz yok, ancak biz Aydın Ünal’ın hem de Yeni Şafak’ta böylesi bir makaleyi kaleme almasını değerli buluyoruz.
Şöyle ki; Aydın Ünal’dan, Millî Gazete’de yazı yazan bizlerin üslubunda bir makale bekleyemeyiz. Yazsa da gazetenin bu makaleyi yayınlaması mümkün değil. Hadi diyelim gözden kaçtı. Anında internet sitesinden kaldırılır, Aydın Ünal da en fazla Karar Gazetesi’nde köşe yazarı olarak hayatına devam eder.
Yani anlayacağınız, Aydın Ünal, en azından bulunduğu şartlar ve ortam gereği söylenebilecek en ağır sözleri söylemiştir.
Okuma yazma bilen herkes sanırım “ülkemizden İsrail’e ticaretin nasıl ve hangi makamların onayı ile yapıldığını” bilir. Bu yazının da asıl muhatabını tahmin eder.
Bizim meslekte bir deyim vardır; “elbise dikmek” diye.
Aydın Ünal, elindeki kumaşla bir elbise dikmiş, artık kimin üstüne olursa.
Bundan sonrasını bizim mahallede köşe tutanlar düşünsün. Onlara düşen de bu bayrağı bir adım ileri taşımak. Bakalım bugünden sonra daha ne kadar üç maymun taklidi yapacaklar.