Aylardır yoğun yaşanan bir konu var. Türkiye nin gündemi cumhurbaşkanlık seçimi. Bu millet başka bir telden çalıyor, oyun oynayanlar bir başkasından. İlgilensem ne olacak. Birileri oyun oynuyor, ben de bu oyunun bir parçası olacağım, öyle mi. Herkesin bir niyeti ve bir hedefi var. Bir şey bir niyete bağlıysa ve o niyet açıksa bu amacına ulaşır. Değilse, iç ile dış farklıysa ve kişiliksizlik baş gösteriyorsa böyle bir düzlemde bulunmak bize yakışmaz.
Sayın Gül ve çevresi yola koyulduğundan beri bir niyetsizlik niyeti ile yola çıkmış bulunuyorlar. FP kongresinde kayıtlara geçmiş bulunan bir ifadesi bile benim niçin bu oyunun içinde yer almamamı gerektirdiğinin nedeni. Bir kere "İslâm medeniyetini ve onu temsil edenlerin yenildiğini bunu kabullenmemiz gerektiğini" ifade ediş bile benim bu seçimlerle ilgilenmemem için yeter neden. Yenilgiyi kabullenmiş olanların galibiyet düşünmelerini beklemek abes. Sayın Gül: "Biz fikir partisi değiliz" demişti daha ilk başta. Fikirsizlerle ne işim olabilir ki.
Düşünün ki millet ile oyun oynayanlar arasında derin farklar var. Milletin düşündüğü başka, oyuncuların düşünceleri başka.
"Amerika nın genç çocuklarının barış uğruna canlarını feda edişlerine üzülüp" de Irak ta 1 milyon insanın, gencin, çocuğun, kadının, mazlumun ve medeniyet tarihi değerlerinin yok edilmesine üzülmeyenlerle ne işim olabilir ki. Başları örtülü olsa ne olur olmasa ne olur.
Bundan çok önce bir yazı yazmıştım. Cumhurbaşkanı belli, kim neyi tartışıyor diye. Gene aynı kanaatteyim. Gene aynı düşüncedeyim. Sorun, açıktan mı abedeci olacağız gizliden mi Sorun, abedeci olalım da başımız örtülü mü olsun, örtülü olmasın mı
Hürriyet Gazetesi bayram ediyor. Örtülü bayanlarda % 10 azalma var, Mecliste eşi başörtülü milletvekili sayısında düşüş var diye. Bir televizyon sorumlusu, televizyonundaki gençlerin, -ey millet bu televizyon sizin paralarınızla kurulmuştu- başörtülü kızlarla evlenmeyi tercih etmediklerini, açık bayanları tercih ettiklerini söylemişti. Üstelik bayanlar okumuş, kültürlü ve bilgili olmalarına karşın. Yani, bu seçim, bu savaş, bu mücadele İslâm ile Müslümanlar ile. Bu millet de aksine, inadına, en sevdiği partilerini, liderlerine bir yana bırakıp bu savaşta başörtüsünün yanında yer aldı. Siz böyle çırpınıp dururken onlar sizinle dalga geçiyorlar. Başörtüsü sorunu % 1.5 ğun sorunudur diye. Karabük Eskipazar ilçesinin imam hatip lisesi yarı açık cezaevi yapılmış, hâlâ öyle, imam hatip liselerinin sorunu çözülmemiş, başörtüsü adına bir adım bile atılmamış, YÖK sorunu çözülmemiş vs. vs. başörtülü bayanlar simsiyah gözlükleriyle jeepleriyle boy atıp sekülerlerşirken Siz neyi tartışıp konuşuyorsunuz Allah aşkına. Akepe bir on yıl daha iktidar olsa ne olacak İslâmileşen bir Türkiye değil, sekülerleşmiş başörtülü ve örtüsüz, sakallı ve sakalsız çatır çatır bir seküler Türkiye oluşacak. Bu kavga niye.
İnsanlar küçük hesapların peşinde. Küçük hesaplara fit olunuyor artık. Kimsenin büyük medeniyeti düşündüğü yok.
Süleyman Demirel in ruhu ve kadrosu işbaşında, bana ne bu kavgadan.
İslâmcı radikal aydınlar da küçük kırıntılardan, makamlardan pay alıyorlar, alsınlar bana ne. İhalelere fit oluyorlar, olsunlar bana ne.
Millet başka düşünüyor, oyuncular başka. Ortada çevgen çevirenler de başka. Herkesin bir oyunu var ve bir toz duman var. Onun için kenara çekilmişim olanı biteni izliyorum. Bu oyunun bir parçası olmamak için.
Bu milleti de anlamak güç, adamlarda olmayan şeyleri onlara vehmederek bütün güç ve imkânını onlar lehine kullanıyor.
Not: Sevgili okuyucularım, çok sayıda iletiniz geldi. Bir sürü isim var. Hepinizin tek tek adlarını sıralasam mı, tek tek yazdıklarınızı yorumlasam mı Aslında hepinizle aynı şeyleri düşünüyoruz. Bu sevginize ve dualarınıza, coşkunuza, içtenliğinize layık olmaya çalışıyorum.