Tarımsal ihracatta önemli bir paya sahip olan ancak son dönemde pazar sorunları ve düşük alım fiyatları nedeniyle zor günler geçiren üzüm üreticileri için umut verici bir gelişme yaşanıyor. Akademik düzeyde yürütülen laboratuvar incelemeleri, bugüne kadar tarlada bırakılan veya yakılarak yok edilen salkım saplarının aslında biyokimyasal bir hazine olduğunu kanıtladı. Üretim sürecinin bu değersiz görülen yan ürünü, dünya genelinde ilaç ve dermokozmetik endüstrisinin peşinden koştuğu etken maddeleri yüksek oranda içeriyor.

ÜZÜM SAPININ FAYDALARI VE ENDÜSTRİYEL KULLANIM ALANLARI

Bilim dünyasının dikkatini çeken veriler, 2021 senesinde uluslararası saygınlığa sahip "Acta Scientiarum Polonorum Hortorum Cultus" dergisinde paylaşıldı. Türkiye sınırları içinde yetişen altı ayrı kırmızı üzüm türü üzerinde yapılan bu kapsamlı araştırmada çekirdek, kabuk ve sap kısımlarındaki fenolik madde yoğunlukları mercek altına alındı. Ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcıydı; bilhassa Syrah cinsi üzümlerin kurutulmuş salkım saplarının her bir kilogramında tam 61,56 miligram trans-resveratrol tespit edildi. Üstelik bu bitkisel atıkların sadece resveratrol bakımından değil, farklı polifenol türleri ve kateşinler açısından da son derece zengin olduğu belgelendi.

MUCİZEVİ BİLEŞEN RESVERATROL NEDİR?

Doğada bitkilerin dış tehditlere ve biyolojik strese karşı ürettiği koruyucu bir kalkan olan resveratrol, tıp dünyasında güçlü anti-enflamatuar ve antioksidan etkileriyle tanınıyor. Hücre yaşlanmasını yavaşlatması, kan şekerini dengelemesi ve kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu kalkan oluşturması nedeniyle klinik testlerin bir numaralı odak noktası konumunda. Piyasada saflık derecesine göre oldukça astronomik rakamlara alıcı bulan bu madde, günümüzde yaşlanma karşıtı kremlerden takviye edici gıdalara kadar geniş bir yelpazede stratejik ham madde statüsünde değerlendiriliyor.

EGE VE DENİZLİ HAVZASINDA MİLYONLUK BİYOEKONOMİ FIRSATI

Bu bilimsel gerçeklik, Türkiye'nin kuru üzüm ambarı sayılan İzmir, Manisa ve Denizli üçgeni için devasa bir ekonomik dönüşüm fırsatı anlamına geliyor. Uzmanlar, her hasat döneminde tonlarcası heba olan bu bitkisel sapların düzenli bir şekilde toplanarak ekstraksiyon tesislerinde işlenebileceğini vurguluyor. Böyle bir endüstriyel adım atılması halinde çiftçiler, gelirlerini yalnızca meyve satışı üzerinden sağlamak zorunda kalmayacak. Sistemin tam anlamıyla hayata geçebilmesi adına, bölgesel düzeyde ekonomik fizibilite raporlarının hazırlanması ve farklı üzüm türlerine özgü kimyasal ayrıştırma analizlerinin hızlandırılması tavsiye ediliyor.

Muhabir: Haber Merkezi