Azerbaycan'dan gelen başörtüsü yasağı haberi kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, krizin perde arkasına dair çarpıcı bir analiz geldi. Gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı, "İlham Aliyev'i çok iyi tanıyorum" diyerek bombayı patlattı.
"TAM BAĞIMSIZLIK" SENDROMU
İlham Aliyev'in siyasi hamlelerini yakından takip ettiğini ifade eden Kütahyalı, yasak kararının arkasında siyasi bir mesaj yattığını öne sürdü. Azerbaycan'ın uluslararası arenada "Türkiye olmasaydı hiçtiler" algısını kırmak için adeta sendrom seviyesinde bir tepki verdiğine vurgu yapıldı.
Kararın "Ne Rusya'nın, ne İran'ın ne de Türkiye'nin güdümündeyiz" imajı çizmek için alındığı kaydedildi. Ancak müstakil bir devlet olmanın yolunun, başörtülü insanlara zulmetmekten geçmediği açıkça ifade edildi.

"90'LARIN ÇEVİK BİR ZİHNİYETİ"
Yasağın savunulma biçimi Türkiye'nin karanlık dönemlerine benzetildi.
Azerbaycan televizyonlarında yasakları savunan yorumcuların tavrı, 28 Şubat sürecindeki Nur Serter ve Çevik Bir'in söylemleriyle eşleştirildi. Kütahyalı, "Bir anda 30 sene öncesine, retro bir döneme döndüm" sözleriyle o günleri hatırlattı. Laiklik kimliği adı altında uygulanan bu baskının, aslında askeri vesayet döneminin kalıntısı argümanlardan ibaret olduğu aktarıldı.

"MAĞDURLARA KAPILARI AÇALIM"
Meselenin sadece kınamayla çözülemeyeceği, artık pratik adımlar atılması gerektiği belirtildi.
İki veya üç yıl daha bu katı tutumun süreceği öngörülürken, Ankara'ya tarihi bir çağrı yapıldı. Türkiye'nin artık bu aşamaları geçtiği, üniversitelerde ve devlet dairelerinde başörtüsü sorununun kalmadığı hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: "Oradaki mağdur başörtülü öğretmenleri, öğrencileri ülkemize çağıralım. Gelin burada okuyun, burada çalışın."
"HAKAN FİDAN DOĞRU OLANI YAPIYOR"
Olayın Türkiye cephesindeki yansımaları da dikkat çekiciydi. Geçmişte başörtüsü yasaklarını savunan ulusalcı, Kemalist ve sol kesimlerin bile Azerbaycan'daki bu kararı desteklememesi, toplumun bu konuda nasıl olgunlaştığının bir göstergesi olarak yorumlandı. Süreci sükunetle yöneten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ve devletin yürüttüğü sessiz ama derinden diplomasi de takdir topladı.



