Türkiye nin füze alımı için ihale açması ve bu ihaleye ABD ve Çin in katılması ile bir anda kendimizi füze tartışmalarının ortasında bulduk.Türkiye nin füze ihalesini ABD ye değil de Çin e vermesi ve bu ülke ile anlaşma yapmak istemesi üzerine ABD bir anda tehditler savurmaya başladı.Türkiye nin ABD dururken füze anlaşmasını Çin ile yapmayacağı yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.Yani aba altında sopa gösterildi.İş tehdit boyutlarına ulaştı.Denebilir ki,ABD yönetiminin önemli bir ihaleyi kendi firmalarının değil de Çin in kazanması karşısında tepki göstermesini anlamak mümkün olmakla birlikte Türkiye nin bağımsız bir ülke olduğu,istediği ülke ile silah anlaşması yapabileceği gerçeğini bir kenara itmeleri Türkiye ile stratejik müttefik oldukları iddialarının laftan öte geçmediğini göstermesi bakımından dikkat çekiciydi.Gerçi ABD nin Türkiye ye karşı bu tavrı ilk kez yaşanıyor değildi.Ama,yinede insan ABD nin her fırsatta kovboy mantığı ile hareket etmesine tepki duymaktan kendisini alamıyor.Aslında Türkiye nin Çin ile füze anlaşması yapmaya niyetlenmesi karşısında ABD nin kendi firmalarını tercih etmesini istemelerinin yadırganacak bir yanı olmamakla birlikte NATO nun da anında ABD nin yanında harekete geçmesi,adeta ABD sözcülüğüne soyunması dikkat çekiciydi.NATO Genel Sekreterinin çeşitli kereler yaptığı açıklamada NATO nun belli bir silah standardı olduğu,Çin den alınacak füzelerin bu standartlara uymayacağı,bununda NATO savunmasını menfi yönde etkileyeceğini ileri sürmesi çok daha önemliydi.İlk bakışta NATO Genel Sekreteri nin NATO nun silah standardını hatırlatması sanki doğru bir yaklaşım gibi görünmekle birlikte çok geçmeden Yunanistan ın Rusya dan S-300 füze savunma sistemi ile saatte 60 kilometre hız yapabilen tanklar ile uzun menzilli füzeler ve 10 zırhlı personel aracı taşıyabilen karada ve havada hareket edebilen dev hovercaftlar almak üzere mutabakat sağlaması karşısında NATO nun sessiz kalışı,Türkiye nin Çin den füze alımına tepki gösterirken Yunanistan a karşı bir tavır koymaması dikkat çekiciydi.Bunun da ötesinde Yunanistan ın bu silahları kendisi gibi bir NATO üyesi olan Türkiye ye karşı almış olması da işin bir başka boyutu.
Kısacası hemen her konuda olduğu gibi ABD ve NATO nun Türkiye söz konusu olduğunda ikiyüzlü bir tavır sergilemesi bu ittifakın sorgulanmasını gerektirmektedir. Hatta böylesine ikiyüzlü bir tavır sergileyen ittifaka karşı Türkiye nin güven duyması mümkün olabilir mi
Bu noktada bir başka gelişmeye dikkat çekmek istiyorum.Bilindiği gibi Türkiye nin Çin ile füze geliştirme proğramına NATO stardarlarına uygun olmayacağı gerekçesiyle ABD ve NATO nun karşı çıkması üzerine iki ülke üretilecek füze sistemlerinin NATO ve ABD savunma sistemlerine entegre edilebileceği belirtilince ABD kongresinde kabul edilen bir yasa ile böyle bir entegrasyonun engellenmesine kalkışılmıştır.Yani,Türkiye ye Ne Çin den füze savunma sistemi alabilirsiniz nede ABD ve NATO savunma sistemlerine entegre edilmesine izin veririz denilmektedir.Türkiye her alanda olduğu gibi savunma sistemleri hususunda da ABD ye bağımlılığını ya koruyacak ya koruyacak dayatması ile karşı karşıya bırakılıyor.
Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki,kendi ordumuzun ihtiyaçlarını kendimiz karşılayamadığımız sürece tam bağımsızlığımızdan söz etmenin fazla bir anlamı kalmıyor.Bu bakımdan özellikle ABD ve NATO ile ilişkilerimizi eşit ortaklar eğer öyle ise- olarak yeniden gözden geçirmek mecburiyeti vardır.Çünkü,görünen o ki,Yunanistan ya da bir başka NATO üyesi ülkeye karşı uygulanmayan engellemeler Türkiye söz konusu olduğunda hemen hatırlanmaktadır.