Dünyanın her tarafında oluk oluk kan akmakta. Genelde Müslümanların acı çektiği, gözyaşı döktüğü coğrafyalarda zalimin adı değişik sadece.Çok değil yüz yıl önce halifenin liderliğinde mutlu, mesut yaşayan Müslümanlar şimdi bin parça olmuşlar. Özgürlük ateşinin kavurduğu insanlar bir lider etrafında toplanarak birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler. Özgürleşmek yetmedi ne yazık ki! Bir müddet sonra pek çok İslam devleti müstemleke sıfatına büründüler. Bir yerlere güvenerek iş kotarmaya çalışanlar ne kendileri huzur buldu ne de vatandaşlarına mutluluk verdiler.
Arakan, Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Doğu Türkistan, Bangladeş, Somali, Mali, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Yemen, Suriye daha nicelerinde hep akan kan kardeş kanı, kanayan Müslümanın yüreği. Bir olamayan, birlikte hareket edemeyen Müslümanlar acı çekmeğe mahkûmmuşlar gibi sürekli ezilmekte, sindirilmekte.
Rahmetli Erbakan ın D-8 oluşumu bir umut ışığı doğursa da yaş akan gözlerde o da işlerlik kazandırılmayarak akamete uğratılmaya çalışılmakta. Saman alevi gibi parlayan oluşumlar en sert tedbirlerle daha yeşermeden soldurulmakta.
Artık uyanmanın vakti geldi de geçmekte. Ümmet bilinci ile hareket edenler için artık birleşme ve birlikte hareket etme vaktidir. Doğuda batıda akan kana dur demenin zamanı şimdi değilse ne zaman
Kar geliyor aman kaçalım!..
Kış iyiden iyiye kendini hissettirmeye başladı. Giderek artan soğuklar bir zaman sonra yerini kar yağışına bıraktı.
Geçtiğimiz hafta İstanbul a mevsimin ilk karı yağdı. Ortalık bembeyaz oldu. Sabah evinden çıkanlar pamuk tarlasında hissettiler kendilerini. Çocuklar ve içindeki çocuğu hâlâ yaşatanlar kartopu oynayarak, karda yuvarlanarak yağan karın tadına vardılar. Aksama da yaşandı tabi işe gidiş gelişlerde. İnsanımız toplu taşıma araçlarını kullanmaya pek itibar etmiyorlar bu durumlarda. İnadına otomobiliyle yola çıkanlar yoğun ve yavaş ilerleyen, aksayan trafik nedeniyle sonradan pişman oluyorlar çıktıklarına ama ertesi gün yine büyük bir çoğunluk bir gün önce yaşadıklarını unutarak yeniden aracına biniyor ve aynı çileyi tekrar çekiyor. Özellikle yazılı, görsel ve sosyal medyada kar geliyor çığırtkanlığı ile insanlar ürkütülerek bizler için doğal bir olay olması gereken kar yağışından korkmamıza sebep olunuyor.
Anadolu da metrelerce yağan kara rağmen hayat devam ediyorken büyükşehirlerimizde birkaç santim kar yağması hayatı olumsuz etkiliyor. Kapanan yollar, işine geç kalanlar, buzlanmadan dolayı düşüp bir yerlerini inciten veya kıranlar Tam bir keşmekeşin yaşandığı kar yağışı esnasında özellikle ilçe belediyeleri mahalle aralarında yeterli çalışmayı yapmadıklarından ulaşım tamamen duruyor.
Oysa yere düşen her kar tanesi bize Yüce Yaratıcımızın azametini göstermesi açısından ibretamiz bir olaydır. Tefekkür etmesi gereken insan her nedense kar yağışından korkar oldu ve giderek de bu korku artmakta.
Minik bir tebessüm
Avcı Temel
Dört Avcı, Temel in liderliğinde ormanda ilerliyorlarmış.
Karşılarına küçük bir delik çıkmış Temel:
- Yatın, uşaklar! Tavşan deliği! Demiş. Avcılar tam siper yere yatmışlar ve inden çıkan tavşanı vurmuşlar. Daha sonra büyükçe bir deliğe rastlamışlar. Temel yine:
- Yatın, bu bir tilki ini! Demiş. Derken çıkan tilkiyi de vurmuşlar. Biraz daha ilerlediklerinde, kocaman bir delikle karşılaşmışlar. Temel:
- Uşaklar, ne çıkacağını bilmiyorum. Yatın, ne çıkarsa şansımıza demiş.
Ertesi gün gazetelerde şu haber çıkmış: Dört Avcı trenin altında kalarak can verdi.
İlgilisine notlar:
Arkadaş kaybetmek diye bir şey yoktur ihtiyaç anında kimin gerçek arkadaşın olduğunu anlamak vardır.
Doğru insanı bulmak, bazen yanlış insanları tanımaktan geçer. Asla yılmayın..!
Öğrencilerin kar yağışı nedeniyle okul tatil olsun diye ettikleri dua ümmetin kurtuluşu için edilse biiznillah ümmet kurtulurdu!