Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Biz Milli Görüşçüler olarak herkesin saadetini isteriz. İnsan; Allah tarafından, sadece kendisine kullukta bulunsun diye yaratılmış eşref-i mahlûkattır. Bir insan için “Allah’ın kulu” olmak büyük bir şereftir. İnsanların saadetini istemek; onları din ve düzen olarak İslam’a çağırmak ile olur. Bir insanın iman ve düzen olarak İslam’a girmesine sebep olmanın değeri, maddi hiçbir karşılıkla ölçülemez. Milli Görüş şuuruna sahip hiçbir kimse zanla hareket etmez. Nisa 94: “Ey iman edenler; Allah yolunda cihada çıktığınız zaman iyice araştırın ve dünya hayatının varlığına göz dikerek, size selam verene: ‘Sen mümin değilsin’ demeyin…” Dünyanın bütün altınını, gümüşünü, incisini, mercanını verseler, karşılığında haksız yere bir adamın öldürülmesini isteseler, mümin ve Müslüman olan bir kimse, böyle bir teklife evet demez. Bir insanı, ha kurşunla öldürmüşsün, ya da dedikodu ve iftiralar ile öldürmüşsün fark etmez. Mümin kimse: “Ey Rabbimiz; bize dünyada da iyiliği ahirette de iyiliği ver ve bizi ateşin azabından koru” duasını eksik etmez. Dünyada istenen iyilik İslam, ahirette istenen iyilik ise cennettir. Bir Milli Görüşçü, hiçbir zaman dünya çıkarı için siyaset yapmaz. Siyaseti, Allah rızası için, bütün insanlar saadet bulsun diye yapan kimseye Milli Görüşçü denir. Bunun için Milli Görüşçü, öleceği günü dikkate alarak, hesap gününü unutmadan iş görür. Dünyada insanları materyalist eğitimle cehennem ateşine atan, insanların elindeki varlıkları almak için yakıp yıkan, zulmeden iktidar mensuplarına karşı cihat eden mümin ile özürsüz cihada katılmayıp oturan kimse bir olmaz.
YANLIŞ TARAF
Çıkar için yapılan siyasete destek olmak, Allah’ın rızasını kazanmak yerine, zalimlerin zulmüne destek olmaktır. Müslüman’ın görevi, yanlış ve batıl olana taraf olmak değildir. Nisa 105: “Allah’ın gösterdiği doğrultuda insanlar arasında hükmedesin diye sana kitabı hak ile indirdik. Sakın hainler tarafında olma.” Adalet; adil olan Allah’ın bildirdiği hükümler doğrultusunda olursa adalet olur. Yoksa adaletin ne olduğunu belirlemek insanların “ortak aklına” bırakılırsa, insan sayısınca adalet olur. İnsan aklıyla yazılan program, kanun ve yönetmelikler, insan aklı gibi noksandır. Terazinin kilosunda eksiklik olursa o teraziyle en dürüst insan satış yapsa haksızlık yapar. Kur’an ve sünnetten koparak kendilerine ve topluma hainlik yapanları savunmak zulümdür. Çünkü Allah; hainliği, hainlik yapanı ve günah işleyeni asla sevmez. Günümüzde çok büyük miktarda rüşvet alan, soygun yapan, yolsuzlukla yolunu bulanlar, yetkili yandaşları tarafından temize çıkarılıyor olması, çıkar siyasetinin bir ahlakıdır. Evlerinde, kulis odalarında, kulüplerinde, Müslüman toplumun aleyhine kurdukları tuzakları, yolsuzluk ve hırsızlıkları, planları, ördükleri çorapları insanlardan gizleyebilirler ama Allah’tan asla gizleyemezler. Babalarına ve dayılarına dayanarak milletin hakkını yiyenlere soru bile sorulamaz ama Allah onlara her nefesin, her adımın, her lokmanın hesabını soracaktır. Bu dünyada hainleri, zalimleri savunan olabilir. Ama ahirette Allah’ın huzurunda, cehalete ve batıla önderlik yapanlar, saptırdıkları taraftarlarından kaçıp kurtulmaya çalışacağı bir günde, bu zalimleri ilahi gazaptan kurtaracak kimse olmaz. Yanlış taraf; Avrupa Birliği, faizci düzen ve materyalist eğitimdir. Şuurlu bir Müslüman için doğru taraf; İslam Birliği, Adil Düzen ve maneviyatçı eğitimdir. Millet olarak, artık yanlış tarafta olduğumuzu görmeliyiz. Tövbe etmeliyiz. Milli Görüş’e dönmeliyiz. Saadet Partisi’ni iktidar yapmalıyız.
ÇALAN VE ÇIRPAN
Çalan, çırpan, iftira eden, inkâr eden, yalana kulak veren, faiz, kumar, haksız vergi, israf, yolsuzluk gibi haramlar ile yöneten, topluma zarar veren kendine fayda sağladığını zannedermiş. Hâlbuki yaptığı kötülükler, işlediği günahlar kendini dünyada rezil eder, ahirette yakar. İnsan, ahiretteki ateşini dünyadan götürür. Boğazdan geçen her lokmanın ahirette kişi için ateş olup olmaması kendi elindedir. Fert, aile ve kamu gelirlerini, helal ve maruftan elde edenler, o temiz gelirlerin enerjisini Allah yolunda kullanırlar. Helal lokma ve gelir, ahirette cennete dönüşür. Haram lokma ve gelir ise ateşe dönüşür. İşledikleri zulüm ve günahları, günahsız kimselere yüklemeye çalışanlar, sonunda iftira ve günah bataklığına kendileri saplanırlar. Suçu işleyip tövbeden kaçınan, daha sonra onu bir başkasının üzerine atan kişi, kendi sırtına iki kat yük yüklemiş olurlar. Şeytan ve adamlarının izini takip edenler, yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan, çalıp çırpmaktan, israf ve şatafattan haz duyarlar. Bunlar, ellerindeki bütün imkânları insanları azdırmak, din ve düzen olarak İslam’dan, Allah ve Resulünden uzaklaştırmak için kullanırlar. Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Kim Allah’a ortak koşarsa, İslam’dan uzaklaşır, çok uzak bir sapıklığa sapmış olur. Allah, insanların koydukları kurallara tabi olmaz. İnsanlar Allah’ın koyduğu kurallara tabi olmak için yaratılmışlardır. Kim Allah’ın, Resulünün ve müminlerin dışında başka bir yola; kapitalizme, emperyalizme, çalıp çırpma yoluna girerse, bu yol onu yok olmaya ve azap görmeye götürür.
Şirk; Allah’ın yarattığı bu kâinatta Allah’tan başkasının söz sahibi olduğunu kabul etmektir. Allah’ın yarattığı bu kâinatta Allah’tan başkasının söz sahibi olduğunu kabul etmek, bu kâinat Allah ve başka ilahlar tarafından yönetiliyor demektir. Enbiya 22: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı yer ve göklerin düzeni bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah onların yakıştırdığı sıfatlardan münezzehtir.” Allah’tan başka ilah yoktur. Şirk ise büyük bir zulümdür. Simgesi haç olan Batı müşriktir ve bu yüzden onlara itibar edilip arkasından gidilmez. Selam hidayete tabi olanlara…