Teniste eğer servislerde arka arkaya hatalı vuruş yaparsan sayı rakibe yazılır. Bu duruma çift hata denir. Çünkü ilk atışında sıkı bir vuruş yapıp ya da bir ace çıkarabilir miyim acaba diyerek konsantre olup topu şimşek hızı ile göndermek istiyor. Top oyun kurallarına uygun olmayınca hakem “faul” diye sesleniyor. Şimdi sen ikinci vuruşunu daha güvenli atmak isterken top ya fileye takılıyor ya da yanlış alana gidiyor. Sonuçta rakip hiç yorulmadan puanı hanesine yazdırıyor.

Galatasaray-St. Johnstone ve Trabzonspor-Molde maçlarına baktığımda da çift hata görüyorum.

Galatasaray, İskoç ekibi karşısında etkili ataklar yapmış, gol pozisyonları bulmuş fakat bunlar bir türlü tabelaya yazılamamıştır. Bu saha içindeki oyunculara psikolojik bir baskı oluşturabilir. Kaleci de aynı baskıdan etkilenebilir. Fakat büyük kulüp bu baskıyı, büyük takım oyuncusu bu psikolojiden çıkmasını bilendir.

Aytaç, önündeki Galatasaraylı futbolcu yerine daha uzak olan Muslera’ya topu göndermesi ve gelen çok saçma topu ayakla mı el ile mi derken Muslera’nın topu söken rakip oyuncuya arkadan müdahale etmesi gecenin çift hatasıydı.

Aytaç Kara, önünde bir sarı-kırmızılı oyuncu var kısa ve önüne pas atmak veya topu biraz geriye sürüp orta sahada bekleyen iki boş G. Saraylı oyuncuya pas atmak varken çok acemice en geriye uzun bir mesafeden topu atmak niye?

Hadi top atıldı diyelim. Dakika 56, Muslera gibi bir üst düzey tecrübeli kalecinin penaltı yapması yanlış bir tercihti. Bırak adam golü atsın. Hem bakalım atabilecek miydi? Çünkü ters kademeye gelen bir futbolcu vardı. Ayrıca bu maçın bir rövanşı var ve dakikalar telafisi olmayan dakikalar değildi. PSV maçlarında da yaşadığımız ve Muslera’dan beklemediğimiz ferdi hatalar izlemek doğrusu hem futbolseverleri hem de Galatasaraylı taraftarları üzüyor.

Tabii tüm bunlara rağmen skoru eşitlemek ve hatta galibiyet golünü kaçırmak gecenin sevindiren hareketleriydi. Rakip takımın Galatasaray ayarında olmadığının göstergesiydi. İskoçlar her şekilde takım oyununa sadık kalıp, kalelerini iyi savundular. Galatasaray’a yeni gelen isimlerin kaliteyi artırdığı net görülüyor. Fransız Boey’in attığı gol estetik açıdan güzeldi. Ayrıca vuruş açısından da zorluk derecesi yüksekti. Van Aanholt ve Berkan oyunda kaldıkları süre içinde iyi sinyaller verdi. Antrenman ve maç sayıları arttıkça daha uyumlu olacaklarını gösterdiler. Bu maçı Terim’e yazmam, yazamam. Elindeki kadro ile bir şeyler yapmak istiyor. Bu kadar gol kaçar ve bireysel hatalar yapılırsa teknik ekip yandan buna çare olamaz. Her zaman söyledim. Yine belirtmek istiyorum. Galatasaray’a Hagi veya Fernando gibi biri gerekli. Arda’nın gücü, Taylan’ın tekniği maalesef buna cevap veremiyor.

Hazırlıklarını sürdüren Trabzonspor resmi sezona Molde maçıyla merhaba dedi. Gervinho, Hamsik, Bakasetas ve NWkaeme ile hücum gücü performansını artıran bordo-mavili ekip, savunmasında yediği halı saha golleriyle kötü sinyaller verdi. Son dakika penaltı atışıyla maçı kazanabilirdi. Fakat bu diğer maçlar için hayırlı olmazdı. 3-3 beraberlik bir uyarı niteliğindedir. Abdullah Avcı’nın savunmadaki kurtarılan, geri dönen ve tekrar kalesine yönelen atakları daha bilinçli, daha taktiksel bir şekilde bertaraf etme yollarının çaresini bulmalıdır. Hücum organizasyonları gayet bilinçli ve çalışılmış organizasyonlardı. Fakat yenilen goller hiç yakışmadı.

St. Jonstone ve Molde elenmeyecek takımlar değiller. Biraz konsantrasyon, biraz takım oyunu her şeyi terse çevirir. Batum’dan da galibiyetle dönen Sivasspor’u tebrik ediyorum. Dişine göre rakipler de olsa bir şekilde galip gelmesini biliyor. Bu da ülke puan hanesine artı demektir.

Şu bir gerçek ki, Türk futbolu çok iç açıcı bir yerlere gitmiyor. Artık üst düzey liglerin ve organizasyonların takımları değiliz. Çok umutvar değilim. TFF, kulüpler, siyaset ve beceriksizlik futbolu çift hatalara sürüklüyor.