İnsanlık tarihinde tecrübe edilmiş bir gerçektir; toplumlar layık oldukları şekilde yönetilirler öyle de olmuştur ancak bugün Müslüman halkların başına getirilen işbirlikçi yöneticilerin maiyetleri altındaki halkları temsil ettiklerini söyleyebilmemiz mümkün değil. Küresel aktörlerin desteklediği bu kişiler sorumlu oldukları ülkenin bütün zenginliklerini pazarlayarak hâkim sistemin değirmenine su taşımaktalar. Küresel sisteme entegre olan yöneticilerimiz onların bölgedeki eli, kolu gibi hareket ediyorlar.
Biliyorsunuz son yıllarda sık sık gündeme gelen bir normalleşmeden bahsediliyor ve ne ilginçtir ki başta BEA ve Mısır olmak üzere Müslüman ülkelerin liderleri bu ihanet taslağını imzalayabilmek için adeta yarıştılar. Ne yazık ki İsrail ile ilişkilerinde dalgalanmalar yaşayan ülkemizin adı da şu günlerde normalleşme tuzağı ve büyükelçi atamaları ile gündeme geliyor ki, bu Filistin davasına ihanettir ve hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Her fırsatta Filistin’in güvenliğinden bahseden ve İsrail ile yaşadığı gerginliğin nedeninin bu olduğunu belirtin siyasilerimiz nasıl olur da böyle bir karara varabildiler? Cellâtlarla hangi noktada normalleşebileceğimizi düşünüyorlar? Yöneticilerimiz her ne kadar sahnenin ön kısmında İsrail aleyhine atıp tutsalar da arka tarafta anlaşmalar son hızla devam ediyor ve Filistin’de yaşananlar basit kınama mesajları ile geçiştiriliyor.
Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin nedeninin Filistin meselesi olduğu söylense de gerilimin asıl nedeni 2019 tarihinden beri ülkemiz aleyhine Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının işlenmesi ve dağıtımı noktasında Türkiye’nin dışarı da bırakılıp, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Mısır’ın devreye sokulmasıydı. Bunlar elbette önemli ve gerginliğe, krize sebep olacak nedenler ancak Filistin meselesi kırmızıçizgimizdir ve aynı hassasiyetle değerlendirilmelidir.
İslam coğrafyasının göbeğinde çağın en büyük zulmü yaşanıyor… Filistin’de evler boşaltılıyor, mahalleler, okullar, hastaneler ve sivillerin bulunduğu alanlar vuruluyor, çocuklar sorgulanıyor ve bütün bunlar yaşanırken yöneticilerimiz normalleşmeden bahsediyorlar Allah aşkına bunu içinize nasıl sindirebiliyorsunuz? İsrail başbakanı Türkiye ile diplomatik ilişkileri yeniden kurmaya karar verdiklerini açıklıyor ve aklımızla dalga geçercesine bölgesel istikrardan bahsediyor. Tel Aviv ile Ankara’nın büyükelçi atama noktasında karar kıldığı ve bu kararın ilişkileri daha da iyileştireceği açıklanıyor ve olası tepkileri yumuşatabilmek için istikradan, dayanışmadan ve normalleşmeden bahsediliyor. Bakan Çavuşoğlu İsrail ile normalleşmenin Filistin davasından vazgeçmek anlamına gelmediğini açıklıyor ve olumlu mesajlar veriyor. Bakan’ın bu ifadeleri zihnime balyoz gibi iniyor ve kulaklarımda binlerce çocuğun çığlıkları yankılanıyor.
Hatırlayacağınız üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan 2004 tarihinde yaptığı açıklamada İsrail’i dünya barışını tehdit eden ve soykırım yapan bir güç olarak değerlendirmiş ve ben görevde olduğum sürece hiçbir zaman İsrail ile olumlu bir şeyi düşünemem demişti fakat köprünün altından çok sular geçti ve reel politik düzene entegre olmanın bedeli esaretti ve verilen sözler savrulup gitti. Zaman çok şey değiştirdi ve şimdilerde cellâtlarla uzlaşmadan ve normalleşmeden bahsediliyor. Lakin kim hangi türküyü tutturursa tuttursun biz bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz, edemeyiz… Filistin bizim kırmızıçizgimizdir ve bu ihanet taslağını şiddetle reddediyoruz.