Bismillahirrahmanirrahim;

Tarihte önemli dönüm noktaları var. Çanakkale Savaşları bunlar arasında. Çanakkale, varlık-yokluk çizgisinde bir savaş. 1. Dünya Savaşı’nın en kanlı ve en çetin sahneleri. Sömürgeci güçler el birlik Çanakkale’ye üşüştü. Birleşik Haçlı sürüleri! Ehl-i Salip… Mehmetçik, dünyanın yedi iklimini buldu karşısında. Ama, kale gibi sağlam iman ve azmi ile hepsini püskürtmeyi başardı. Şüphesiz, Allah’ın yardımı ile.

Siyonist plan 1897’de start aldı. Önce Abdülhamit’i tahttan indireceklerdi. 1908’de bunu gerçekleştirdiler. 2. hedefleri Osmanlı’yı yıkmak ve İslam’ı yok etmekti. Siyonistlerin belirgin özellikleri şu: Onlar savaşmazlar; ancak plan yapar; oyun kurar; lobileri harekete geçirir ve dünyayı savaştırırlar. Hepsi menfur emelleri olan Arz-ı Mev’ud’a ulaşmak için. Bu uğurda her şeyi mubah görürler.

Osmanlı, 1. Dünya Savaşı’nda “tarafsız” kalmakta kararlıydı. İngiltere, müttefiki Rusya’ya yardım etmek bahanesiyle Çanakkale Boğazı’nı geçmek istedi. Siyonistlerin Osmanlı’yı parçalamak için kurdurdukları İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kullanarak, Alman hayranı Enver ve Talat Paşalar ve Fransız hayranı Cemal Paşa aracılığıyla Osmanlı’yı savaşın içine çektiler. Osmanlı hazırlıksız olarak Almanya’nın yanında savaşa girmek zorunda kaldı.

Ülke, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus; Trablusgarp ve Balkan Savaşları gibi uzun savaş yıllarını yaşamıştı. Devlet borçluydu. Halk savaşlardan bıkmıştı. Asker yorgundu. Hazine boşalmıştı. Geriye, yalnız Mehmetçiğin vatan savunması karşısında gösterdiği iman ve azmi kalıyordu.

BATI’NIN MASKESİ DÜŞTÜ

HIRİSTİYAN dünyası, Çanakkale’yi Hilal-Haç savaşı olarak gördü. Birleşik Haçlı orduları oluşturdu. Dünyanın her yerinden! “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela!”; “Gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı”; “Avustralya’yla birlikte, bakıyorsun Kanada”. Mehmetçiğe Çanakkale’de, dünyanın dört bucağından gelerek toplanan Haçlı sürüleri saldırdı.

Avrupalılar sanayi devrimi ile birlikte silah imal etme yarışına girdiler. Dünyaya insanlık dersi(!) verme havarisi kesilen Batılıların vicdansızlığına bakın ki; yaptıkları silahları mazlum bir ümmet üzerinde denediler.

Çanakkale, madde ve mühimmat savaşı değildir. Orantısız bir güç kullanımı söz konusudur. Mehmetçik, silah ve bombalara karşı yalnızca iman ve azmini seferber etti. Düşünebiliyor musunuz? Savaşların yaşandığı Gelibolu Yarımadası’nın her metre karesine ortalama 6 bin mermi düşüyor da; bu ateş hattının altındaki asker dünyayı kendine hayran bırakarak zafere ulaşıyor. Bunun akıl ve mantıkla izahı mümkün mü?

Allah’a tevekkülü tam olan asker Huneyn ve Hendek savaşlarında olduğu gibi, “görmedikleri melek orduları”yla (Tevbe, 26) destekleniyordu: “Savaşta onları siz öldürmediniz; lakin onları Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, lakin Allah attı.” (Enfal, 17).

Cephede savaşı izleyen gazeteci Ahmet Nedim, Mehmetçiğin azmine imreniyordu: “Ey medeni(!) İngilizler daha varsa getirin, / İnsanları küme küme öldürecek şeyleri, / Getirin de şu cenneti cehenneme çevirin, / Bak onlar da korkutur mu bir Müslüman neferi!”

SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ

İNGİLİZ Amiral Garden, 19 Şubat 1915’te ülkesine çektiği telgrafla, “14 güne kadar İstanbul’da olacağız” diyerek arkadaşlarına randevu veriyordu. Fakat daha sonra dengesini kaybetti. Yemek yiyemez, uyuyamaz oldu. Acılar içinde kıvranarak öldü.

Kahraman asker, iman ve azmi ile destanlar yazdı. Uçuşan tayyarelere, patlayan bombalara, ölüm kusan güllelere meydan okudu. Elbette Allah’a olan teslimiyet ve inancıyla! Erbakan Hoca ne kadar da güzel anlatırdı: “Tarihimizdeki savaşların hepsi imaaaan… imaaaaan… iman, aşk ve azimle kazanılmıştır.”

Tarihte yaşadığımız olaylardan ders ve ibret almak zorundayız. Hıristiyanların Müslümanlara karşı duydukları tarihi kin hiç de azalmış değildir. Onlar, ne İstanbul’un fethini içlerine sindirebildiler, ne de Çanakkale’de yedikleri Osmanlı tokadını. Hep, fırsat kolladılar. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başarıyla sonuçlanması onları rahatsız etti. Ambargo uygulamaya giriştiler. Müslümanlara kinleri arttı.

En son, taşeron ve kuklaları FETÖ aracılığıyla Türkiye’yi parçalamak istediler. 15 Temmuz darbesinin başarısızlığına öylesine üzüldüler ki… Şoka girdiler. Ne yapacaklarını bilemez oldular. Akif’imizin, “Ehl-i Salib’in asla güvenilmez sözüne” uyarısını unutmamalıyız.

Çanakkale, Osmanlı öncülüğündeki Müslüman ümmetin büyük zaferidir. Türkiye ve İslam dünyası devamlı güçlü olmak zorunda! Hem “İslam Birliği”ni kurarak gücünü birleştirmeli; hem de şehitlik ve cihat şuurunu canlı tutmayı ihmal etmemelidir. Ölümü hiçe sayan şehitlerimizi, “Yolunuz yolumuzdur” diyerek rahmetle anıyorum.