Siyasi hayatımızda hep büyük resmi görmenin öneminden bahsedilir. Kahve muhabbetlerinden televizyon ekranlarına ve hatta entelektüel çevrelere kadar geniş bir çevrede büyük resme bakmak üzerine vurguları görürüz. Büyük resme bakmanın bu kadar birbirinden farklı çevrelerin ilgisini çekmesi, gündemlerinde olması her ne kadar ilginç gelse de bir açıklaması mutlaka vardır. Buradan başlayarak büyük resme bakmanın iki motivasyonundan bahsedebiliriz. Birisi gerçekten entelektüel zihinlerin olayları görme kapasitelerinin verdiği bütüncül bakış açısı. Diğeri ise sığ kafaların siyasi duruşlarını ya da pozisyonlarını tatmin etmeye yarayan komplo teorileri ve hamasettir.

Büyük resmi görmenin karşılığı aslında olayların geniş bir bakış açısıyla, bütüncül olarak değerlendirilmesidir. Olayları bu şekilde değerlendirmek siyaset açısından oldukça önemlidir. Gündelik hayatın kısır siyasi tartışmaları içerisinde tüm enerjisini harcayanların olayların asıl sebeplerinden ve özüne dönük hakikatlerinden uzaklaştıklarını görürüz. Bunun için her olayı değerlendirirken görünen kısmıyla ilgilenildiği gibi belki de daha fazla olayın derinliğiyle ilgilenmek gerekir.

Siyasi olayların, alınan kararların ve yapılan uygulamaların etki alanı dar olabilir ama asıl önemli olan, bu olayların, kararların ve uygulamaların beslendiği zemindir. İşte bu zemine doğru zihni yolculuk yapabilmek büyük resmi görmeyi sağlayacaktır. Merhum Erbakan Hocamızın ülke içindeki veya uluslararası arenadaki olayları tahlil ederken, açıklamaya bir kötülük organizasyonu olan ırkçı emperyalizmden başlar ve daha özele inerek buradaki yansımalarına vurgu yapardı. Böylece kötülük zeminini bize gösterirken özelde de bu zemine teşne olanların sorumluluğunu hatırlatmaktan geri durmazdı.

Bir de büyük resme bakmayla komplocu zihni karıştıranların olduğunu unutmamak gerekir. Aslında burada yatan ana sebep büyük resme bakmayı tavsiye edenlerin halka cambazı gösteriyor olmasıdır. Burada derinlikli bir değerlendirmeden ziyade çıkar ilişkilerinin, yapılan hataların ve yanlış tercihlerin gözden kaçırılması söz konusudur. Bugün büyük resim edebiyatının sığ kafalar tarafından fazlaca dillendiriliyor olması bu endişemizi haklı çıkarmaktadır. Güçten beslenenler, yanlış tercihleri ve yapılan hataları güç sahiplerinin iradesi dışında değerlendirerek sorumluluktan kurtarmayı amaçlıyor. Dış politikadaki sıkışmışlığın, ekonomideki kötü gidişatın sorumluluğunu almak istemeyenler için en kullanışlı söylem dış güçler söylemidir. Bu şekilde büyük resme bakmaktan bahsedenlerin asıl amacı derinlikli değerlendirme değil, sorumluluktan kaçınma stratejisidir.

Bu yaklaşımın elbette olumsuz bir dönüşü olacaktır. Bir defa yanlış karar sahiplerini masumlaştıran dış güçler, hainler vs. gibi söylemler yeni karar süreçlerinde yanlış ve hatalı kararların tekrarlamasına neden olacaktır. Bunun yanında bu yanlış ve hatalı kararların alınması için zemin oluşturan kötülük şebekelerinin ciddiye alınmasını da engelleyecektir. Çünkü siyasi kaygılarla kendi hatalarından ve yanlışlarından kaynaklı sorumluluklarını komplo teorileri ve hamaset üzerinden başkalarına yüklemeye çalışmanın sonucu ırkçı emperyalizmin sömürü düzenine çekilen dikkatin sulandırılmasıdır. Erbakan Hocamızın yıllarca anlatmaya çalıştığı ırkçı emperyalizm gerçeğini sulandırarak komplolar inşa edenlerin asıl amacı dikkatleri buraya çekmek değil, dikkatleri bir yerden uzaklaştırmaktır.