Evyeye kapanmış işini görürken,

Dudaklarından dökülen cümlenin duyulmasını hiç istememekteydi.

Ev halkının duymasından korkmaktaydı.

Kalbi yerinden çıkacak gibiydi.

Haykırmak istiyordu,

“Bugün Pazar”.

Günlerdir bugünün hayalini kurmuştu,

Şu ilerlemiş yaşında bir çocuk gibi sevinmişti.

Şafak sayar gibi bir ayın devrilişini beklemişti.

Fakat bu sefer ne kadar zor geçmişti.

Her ay farklı çocuğunda kalmakta idi yaşlı kadın.

Fakat her seferinde konuk olduğu evlatlarının evinde,

İlk birkaç gün etraf süt limandır,

Lakin bir hafta sonra seremoni başlar,

Laf çarpmalar, suçlamalar sökün eder,

Bari bu ay o konular açılmasa diye çok dua etmiştir.

Fakat ağzını her açtığında,

En masum cümlesi bile hakkında delil olarak kullanılıp,

Suçlama konularına maşa yapılmaktadır.

“Sen zaten beni hiç düşünmedin,

Önceliklerin diğer çocuklarındı.

Öğrenci iken spora göndermedin,

Yurt dışına dil kursuna yollamadın,

Diğerlerinin tahsilini daha çok önemsedin,

Kıymetlinin çeyizini daha incelikli yaptın,

En fazla büyük çocuğunun bebeklerine baktın,

Onlar ev alırken maddi yardım ettin”

Peş peşe yaylım ateşine tutulmuştur yine,

O gece başını yastığa bıraktığında,

Beyni kazan gibi fokurdamakta,

Kalbi sıkışmaktadır.

Keşke bu sefer bir ayı beklemeseler,

Erken gelseler,

Canı çıktı, çıkacaktır,

Nasıl geçecektir o sene gibi uzun günler.

Evde istenmediği o kadar aşikârdır ki,

Evladı kendisiyle konuşmamakta,

Konuşsa da yüzüne bakmamakta,

Sanki ilk kez görüyormuş gibi gözlerini eşinden ayırmamakta idi.

Ayrılma vakti yaklaştıkça neşesi artmaktaydı.

Ev halkı farkındaydı.

Hatta son günlerde daha fazla yemek yapmakta,

Türküler söylemekteydi.

Salonda kendisi hakkında konuşulanları duymaktaydı,

“Hani dizleri ağrımaktaydı bunun,

Demek rolmüş,

Baksanıza gidicem diye nasıl mutfakta koşturmakta,

Yahu bu yaşlıları anlamak mümkün değil,

Oraya gidince de sizi özledim diye aramakta,

Kim bilir neler yapmaktalar.

Buraya gelince rahat ona sıkıntı vermekte,

Gitsin de görsün gününü”

Haksız da sayılmazlardı,

Gideceği yer de başka türlü hissettirmekte idi,

Evde fazlalık olduğunu.

Boş bir çuval ya da ağaç kütüğü kadar bir yerinin ancak olduğunu ne kadar anımsatmakta idiler.

Ama olsun, orada da birkaç günlük bir beylik yaşayacaktı,

En azından bu negatif ortamdan kurtulacaktı.

Evyeye kapanmış bulaşıkları yıkarken bağırarak söylendiğini fark etti;

“Bugün pazar, yaşasın,

Çocuklarım beni almaya geliyorlar.”