Bugün depremin 10. günü. Yıkılan binaların altında hâlâ ümitler devam ediyor. Dün 9. gündü ve birçok kişi enkaz altından canlı olarak çıkarıldı. Allah’tan (C.C.) ümit kesilmez. Bugün de kurtarışların devam edeceğine inanıyorum.
***
Bu vesile ile depremle alakalı bazı notlarımı aktarmak istiyorum;
* Deprem bölgesinde Saadet Partisi, Anadolu Gençlik Derneği (AGD), Cansuyu ve Yeniad ve tüm Milli Görüş kuruluşları başından bu yana takdir edilmesi gereken faaliyetlere, kurtarma çalışmalarına imza attılar, atmaya devam ediyorlar.
* İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Medeniyet Üniversitesi Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi, 13 Şubat 2023 Pazartesi gününden itibaren, depremzede çocuklar ve aileleri için poliklinik hizmeti başlattı.
* Geçen yazımda, milletvekillerinin birer maaşını depremzedelere bağışlamasının örnek bir tutum olacağını kaleme aldım. İlk ses TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tan geldi; Şentop, AFAD'a 3 maaşını bağışladığını açıkladı. Şentop’un çağrısı üzerine, AK Parti, CHP ve İYİ Parti milletvekilleri birer aylık maaşlarını depremzedelere bağışladı.
TEK SORUMLU MÜTEAHHİTLER Mİ?
Televizyon haberlerinde izledim.
Deprem bölgesindeki illerden birisinde ünlü bir AVM yıkıldı.
Yıkılan AVM’yi bilen biri ekranda anlatıyor;
* “Yıkılan bu AVM’nin inşaatı bittiğinde bir süre sonra çevresini yüksek perdelerle çevirdiler. Bir süre böyle kaldı ve içeride özellikle girişte ve alt katlarda oynamalar oldu. Ne olduğunu, neler yapıldığını tam olarak göremedik. İşyerleri için kolonlar mı kesildi, tam farkına varamadık. Ama o dönem sorumluluk gereği, gerekli ve yetkili makamlara bu durumu bildirdik. Yetkili makamlardan yetkililer geldiler, gittiler. Ama sonrasında, depremde yıkılan bu AVM ile ilgili bir işlem yapıldığını da görmedik, duymadık…”
Hani, deniliyor ya, “Yıkılan bazı binaların kolonları inşaat bittikten sonra kesildi, kimi dükkân yapıldı, kimi odalar genişletildi…” diye. Buna benzer çok sayıda iddialar dillendirildi, halen de konuşuluyor…
***
Bunu şunun için anlattım; yıkılan bazı binaların müteahhitleri yakalanıp tutuklandı. Bazı müteahhitler hakkında soruşturmalar açıldı, açılıyor.
Geçmiş yıllarda meydana gelen ölümlü depremlerden sonra da bazı müteahhitler hakkında soruşturmalar açıldı, tutuklananlar oldu.
***
Elbette, bu süreçlerde kimin ihmali varsa; kim demirden, çimentodan çalıyorsa, eksik malzeme kullanıyorsa mahkemelerde tüm bunların hesabını bir bir versin!
Ama dikkat! Bu süreçte tek sorumlu müteahhitler mi?
* İddialara göre; talimat veren siyasetçilerin hesap vermesi gerekmiyor mu?
* İddialara göre; bu hatalı talimatı kabul eden ve yerine getiren belediye yetkililerinin, bakanlık ilgililerinin hesap vermesi gerekmiyor mu?
***
Aşağıdaki satırlara da dikkatinizi çekmek isterim…
İSKÂN İZNİ, İHMALLER ZİNCİRİNİN BAŞI!
İnşaatla ilgili prosedürü, uygulama silsilesini, ilgili alanı iyi bilen bir isim anlattı; lütfen dikkatlice okuyalım;
* “İlk aşama yapı ruhsatı alınması. Yapı ruhsatı alınmadan hafriyat bile alınamaz inşaat sahasından.”
* “Yapı ruhsatını belediyeler veriyor. Belediyeler dışında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veriyor.”
* “Belediye sınırları dışında yapı yapmak için bakanlıktan izin alınıyor. İmar Kanunu kapsamında yapı ruhsatı alınması zorunlu.”
* “Yapı ruhsatı almak için belediyelere veya valiliklere verilen belgeler şunlar; dilekçe, taahhütname, tapu senedi, vekâletname ve muvafakatnameler (gerektiğinde), mimari proje, statik proje, elektrik, mekanik tesisat projeleri, çevre ve peyzaj projeleri, yol ve alt yapı katılım payı ödendi belgeleri, teknik kontrol için istenecek diğer belgeler (gerektiğinde).”
* “Bunların içinde en önemlisi zemin etüdü. Yani, ‘Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’ hükümlerine göre, inşaat mühendisi tarafından hazırlanmış statik projeler.”
* “Bir yapıda en önemli kişi şantiye şefidir. Şantiye şefi inşaat mühendisidir. Makinenin başındaki usta gibi.”
* “Yapı ruhsatında inşaat için her şey mevcut. Bina kontrolleri yapı ruhsatında verilen bilgilere ve teknik konulara göre yapılıyor.”
* “İnşaat başladığından itibaren kontrol ve denetimler sürekli yapılıyor. Ama iskân en son veriliyor. İskân izni verilirken yapı ruhsatına uygunluk kontrolleri son olarak çok çok önemli.”
* “İskân, bu evde oturulabilir izninin resmiyete dökülmesi. İskân için son kontrolü yapan kişiler çok yetkin tecrübeli ve bilgili olmaları gerekiyor.”
PARA KARŞILIĞI İSKÂN İZNİ Mİ VERİLİYOR?
İnşaat alanında uzman isim anlatmaya devam ediyor;
* “Bir yapının kullanılabilmesi için son onayın verilmesi kontrolü yapanların raporuna bağlı. Yapı ruhsatında her şey var. Devlete, ‘ben bu binayı şu şartlarda yapacağım’ diye bildirmektir, yapı ruhsatı. Asıl konu işte burada; yapı ruhsatını, mevzuata aykırı ise vermemek lazım.”
* “Belediyelerin burada ihmalleri var; hepsi için elbette söylenemez ama bazı müteahhitler bazı belediyelere para yedirerek yapı ruhsatını onaylattırıyor. İşte bundan sonra ihmaller zinciri başlıyor.”
* “Belediyeler ayrıca inşaata haber vermeden sık sık denetim yapmalılar. Ama ne yazık ki denetim görevlerini yeterince yerine getirmiyorlar.”
* “İnşaat yapılıyorken belediyelerin bu inşaatları habersiz kontrol etmeleri lazım ama bu çoğunlukla olmuyor.”
* “Bir de inşaatta çalışan ustalara eğitim verilmeli. Eğitimsiz ustalar çalışıyor inşaatlarda. Demir bağlayanlar özellikle ve öncelikle çok önemli. Beton dökenler de hakeza...”
* “Beton dökenler de önemli ama demir bağlayanların mutlaka belgeleri olması gerekiyor. Bina, demir bağlama doğru yapılmadı ise deprem olmadan da çökebilir.”
* “İskân iznini de yapı ruhsatına aykırı en ufak bir eksiklik varsa vermemek lazım.”
* “Müteahhit yine burada para ile devreye giriyor ve yapı ruhsatına aykırı binaya iskân izni verilmesi için belediyeye para yedirebiliyor.”
*“Bina, kişilerin inisiyatifine bırakılamayacak kadar önemli. İnsanlar para veriyor iskân izni alıyor ama kendilerine mezar satın almış oluyorlar.”
***
Tamam, müteahhitler elbette hesap versin!
Ancak, bu ihmaller zincirinin de savsaklanmadan soruşturulması şart, elzem!
