15 Temmuz Cuma günkü köşemde aslında, “Zurnanın Zırt Dediği Yere Geldik” başlıklı bir yazı yazacaktım. Yazımda özetle, Sayın Başbakan Binali Yıldırım’ın; “Türkiye zor bir bölgede. 100 yıl ertelenen, Lozan ile ertelenen bir hesap var. O hesap tekrar önümüze konulmuş durumda. Bu toprakların kaderini değiştirecek sinsi planların uygulamaya sokulacağı bir dönemden geçiyoruz.” Sözünü ele alıp, bu “sinsi planların” neler olduğunu sıralayacaktım. O maddelerden biri de “darbe teşebbüsü olabilir” idi. Yazı o gün neşrolsaydı, bu defa, “Nereden biliyordun?” sorusuna muhatap olacaktım. Ben de kendilerine; “Türkiye Üzerine Oynanan Oyunlar”, “Kurtlar Sofrasında Türkiye”, “Ortadoğu Üzerine Oynanan Oyunlar”, “Güneydoğu Üzerine Oynanan Oyunlar”, “İslam Dünyasını Saran Ateş Çemberi” isimli kitaplarımızı referans verip o kitaplarda 20-25 sene önce söylediklerimizin nasıl birer birer çıktığını delilleriyle anlatacaktım. Aslında işin aslı şu: Kurtuluş savaşı bitmedi. Devam ediyor. Kurtuluş savaşında yarım kalan hesaplaşma sürüyor. Dün Sevr planını dayatanlar, bugün, aynı planı ısıtıp ısıtıp önümüze sürüyorlar. Haa değişen tek şey, ateşe ellerini sokmuyorlar, maşalar kullanıyorlar. İslam ülkelerinde faaliyet gösteren bütün terör örgütleri, aslında işte o bizi yemeyi kafasına koyan koca kafalıların birer maşası. İnanın kalplerinde zerre kadar iman yok, insaf yok, vicdan yok! 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsünde gördük: Meclisi bombalıyorlardı, halkın üzerine ateş açıyorlardı, o cengâver polislerin merkezini bombalayıp o aslanları şehit ediyorlardı, tankları vatandaşların üzerine sürüp paletlerin altında ezip paramparça ediyorlardı. İnanın bu gürûh, gözünü kırpmadan 20 milyonu bile öldürürdü. Irak, Suriye, Mısır’da yapılanları gölgede bırakırlardı. Allah-u Teâlâ tuzaklarını başlarına geçirdi.

Söylenecek söz çok, yerimizin hacmi az. Onun için az söyleyeceğiz, siz çok anlayın. Şu mıymıy da mıymıy siyaseti artık terk edilmeli. Bir TV kanalı canlı yayındaydı. Helikopterle halkı taradıklarını gördüm. Savaş uçakları başımızın üzerinde uçuyordu. Bir an, “Bunlar sakın düşman ülkelerin adamları ve onların savaş uçakları olmasın!” düşüncesi geçti. Zira bu ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içen bir kimsenin bunları yapmaları hayal bile edilemezdi. Ama işte yaptılar. Şimdi onların ipini ellerinde bulunduranlara erkekçe bir çift söz söylenmeli: “Ya terörist başını teslim edin. Ülkemizin sınırlarında oyun çevirmeyi bırakın, ya da tasınızı tarağınızı toplayıp defolup gidin!” denilmeli. Vicdanı ölmüş, aklını, kalbini bu ülkenin düşmanlarına kiralamış olanlara da artık gerekli dersleri verilmeli. Aç canavara muhabbet edersen, müsamaha gösterirsen, onu cesaretlendirmiş olursun. O da gelip seni parçalar, üstelik dişinin, tırnağının kirasını da ister. Biz bu vatanı sokakta bulmadık arkadaş. Bin yılda yüz milyonlarca şehit verdik. Her karışında şüheda kanı var. Bu toprağa göz dikenler şunu çok iyi bilmeli. Allah’ın izniyle bu millet bu toprakların değil bir karışını, bir zerresini feda etmez. Bu topraklara göz dikenin gözü çıkar, hânesi başına geçirilir. Bizim bir tek şehidimizin kan bedelini, onların bir ülkesi verilse ödeyemezler.

Bosna’yı, Çeçenistan’ı, Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Yemen’i, Afrika’daki ülkeleri viran ettiler. Sıra ülkemize geldi. Bizim yuvamızda bir bardak çay içmemize tahammül edemiyorlar. Öfkelerinden kuduruyorlar. “Bunlar niye perişan olmadı! Çadırlarda yaşamıyorlar!” diye. Onlara işte 15 Temmuz akşamı sergilenen bu birlik ve beraberlik tablosuyla, “kininizle geberin!” diyoruz. Hazır minarelerden selâlar veriliyorken, tekbirler okunuyorken, millet, “Millî Mücâde yılları rûhunu” yakalamışken, idareciler, başta Tek Parti devri olmak üzere bütün vesayetleri, dış güçlerin prangalarını parçalayıp atabilirdi. Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer. Bu güzel hava aslında tarihî bir fırsattı. Bu kanlı, kinli, kirli oyunu bozan herkesi yürekten tebrik ediyorum. Bütün halkımı, polis teşkilâtını, darbeye karşı duran subayları ve askerleri, siyâsî partilerin, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini… Bir de “aman dikkat!” diyorum. Tehlike geçmiş değil. Allah kötülere fırsat vermesin. Bu vatanı bize bağışlasın.