Ülkeleri belli bir merkezde, bağımlılığı zorunlu hâle getirmenin tek yolu, ulusları ve ülkeleri ya savaşların içine çekme ya da terör ile belli bir yerde tutmayı amaçlamasıdır. Müslüman ülkelerin ve halkların en temel sorunu da budur. Kendi içinde bir çatışmayı başlatıp sürdürür, bunu sürekli hâle getirir. Ülkelerin iç dinamikleri de eğer buna fırsat verecek bir durumda ise.

Müslümanların bir araya gelişlerini engelleme soluk aldırmama asıl yöntem.
Genelde şu kaygı dile getirilir. Müslüman halkların geriliği, eğitimsizliği ya da beceriksizliği dilendirilir. Bu algı ve duyuş genel anlamda kendi içlerinde de baskın olur. Kendi kendilerini yönetememe başarısızlığı olarak algılanır.

Emperyalizmin türlü oyunları var. Bunları konum ve durumlara göre devreye sokar.
Bölgemizin terör besleyicisi ve yönlendiricisi Siyonizm’in varlığı asıl sorun. Bölgemiz ile ilgili bütün kurgular buna göre oluşturulur.

Kendi kendisiyle çelişen, çatışan ve birbirini suçlayan algılara dönüşür. Çözüm üretme birliktelik sağlama gibi asıl çabaların önü kesilir. On yıllardır süregelen bir durumdur bu.

Siyasal çekişmelerin ideolojik ve çatışmaların yoğunluğunda asıl tehlikelerin farkına bile varılamıyor. Bırakın varılmayı üzerinde düşünmeye bile fırsat verilmediği gibi sanki düşünmekten de kaçınılıyor.
Bir milletin ayakta kalabilmesinin asıl yolu özgürlüğü ve kendi başına bir irade ile karar verme gücüne sahip olmasıdır.

Bir ülkenin güçlü olabilmesinin asıl yolu ekonomisidir, sanayisidir, üretimidir. Türkiye yüzyılın başından beri hangi hamlede bulunmuşsa önü kesilmiştir. Sanayi için atılan her adımın önü kesilmiştir. Uçak ve motor yapma gücüne sahip olduğu ve hatta başladığı zamanlar mutlaka kimi sorunlar çıkarılmış ve engellenmiştir. Başka alanlara yönlendirilmiştir.

Bölgemizin ve Müslümanların başlıca sorunu terördür. Bir milletin gençlerinin birbiriyle vuruşturulduğu yıllarca kan akıtıldığı sonunda da o ideolojilerin etkisi bitince çatışmaların bittiği gerçeği hâlâ bilinmezlikten ve görmezlikten geliniyor.

Dönem dönem tarzlar değişiyor, alanlar farklılaşıyor. Sonuçta bu milletin çocukları birbirini yiyor, genç enerjileri başka alanlara yönlendiriliyor ve tüketiliyor.

İdeolojik, ırki, mezhebi çatışmalarda insanların gözleri kararıyor. Kendilerinden başka bir şeyi görmüyorlar. Bu da düşünmelerine fırsat vermiyor. Birbirlerini yemeye devam ediyorlar.

Bu son terör olayının bir başlangıç olduğu, yeni bir düzenlemeye ve çatışmaya doğru götüreceğinin habercisi.

Emperyalizm ve terör varlığını kan üzerine inşa eder. İnsanın ölümü onun için bir sineğin ölümü gibidir.
Bu gibi durumlarda bir milletin duyarlıkla birbirine sahip çıkması, yeniden düşünmesi zorunluluğu var.
Bu kanlar üzerine kimse sevinç duymamalı ve bayram etmemeli. Sonuçta bunun zararları çok yönlü olarak önümüze çıkabilir.

Abede emperyalizmi Türkiye’yi kıskaçta tutmak, yöneticileri de kendine mecbur hâlde tutmak istiyor. Hareket alanlarını daraltıyor, gözdağı veriyor. Müslümanların birbirlerine yakınlaşmalarını engellemek için.
Yakın zamanda İran’da başlayan ayaklanmaların bir yanı modernizme doğru yol alırken bir yandan hem kendi içinde hem de etrafındakilerle yeni bir süreci başlatıyor. İran’daki iç çatışmaların içine Türkiye de dâhil edilmek isteniyor. Bunun için de gerekçeler gerekiyor. İsrail İran dolaylı çatışmasının bir sonucudur bu.

Türkiye’nin Kıbrıs hamlesi de bu sürecin bir belirtisi.
Karmaşa oluşturularak terör ile meşgul edilen bu ulusların halkları başka bir şeyi düşünemeyecekler. Birbirlerini suçlayıp birbirlerini yemeye devam edecekler.