İnsanlığın kafasının en karışık olduğu bir dönem. Sağlıklı bir hâl içinde değiliz. Her şey ayan beyan gibi ama değil. Yanılsatıcı ve şaşırtıcı bir dünyada yaşıyoruz. Zihinlerinin açık olduğunu söyleyenlerde bile bir bulanıklık var.

Toplumların önünde yer alanların zihinleri karışık. Çok değişken bir süreç. Şu Arap Baharı dalgasından beri özellikle eli kalem tutanların, siyaset yapanların, konuşanların, yazanların bir çetelesi tutulsa nasıl bir dengesizlik olduğu ortaya çıkar.

Ne yazık ki bu kimseler kendilerini sorgulamıyorlar.

Toplumu yanlış yönlendirenler hiç mi hiç sorumlu değildirler.

İnsanî sorumluluklarımız yitirildi.

Merhamet duyguları iyice köreldi.

İlişkiler daha çok çıkara dayalı.

Sevgisizlik, soğukluk hayatın yeni ilkesi.

Bencillik.. bencillik…

Güven duygusu hiç yok.

Benciller kendilerine yer açmak için acımasızca başkalarının rızıklarıyla oynayabiliyorlar.

İnsanlar acımasız.

Komşuluk ilişkileri bitmiş durumda. Siyasal hırs uğruna insanlar açlığa terk edilebiliyor.

Siyasal hırs hemen her şeyin önünde. Estirilen dalgalar ile insanlar hazan yaprakları gibi savruluyor, tozu dumana katıyorlar. Göz gözü görmüyor.

Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı dalgalarına kapılan tozu dumana katanlar, hamasetle konuşanlar, yapılanları haklı ve yerinde bulanlar, şimdi nerededirler?

Arap Baharı ile Müslümanlar artık kendi yönetimlerini oluşturacak şeriat gelecek, dalgaya kapılan ülkelere seferler düzenleyen, yol gösterenler şimdi ne işlerle meşguldürler?

Zalimlerin çetelesine çıkaranlar, emperyalizmin sözcülüğünde bulunanlar bugün neyi savunuyorlar?

Şimdilerde FETÖ dalgası var. Aslında bu dalga Amerikan emperyalizminin yeni bir versiyonu. Sadece adı FETÖ. Bu, önceleri başkaydı, gladyo idi, derin devlet idi vs.

Nedense doğrudan yabancı servisler hedef alınamıyor. Bir zavallı adamın, bir hainin, bir kölenin merkeze alınmasıyla neyi doğru, neyin yanlış olduğu anlaşılacak?

Her toplumda belli isimlere bağlanılır. Düşünce boşluğu olunca birilerine sığınılır. Bu bir siyasal parti başkanı olur, bir lider olur ya da bir cemaat önderi olur. Bağlanma bir tutkudur. İnsanların hemen vazgeçmeleri beklenemez. Dinî doygular insanlar için önemli. Samimiyetine güveniyorsa kuşku duymadan bağlanır.

Türkiye’de parti liderleri de benzer konumda. Dini duygular daha ön plandadır. Din ile ilgisi olsun ya da olmasın din bir araç olarak kullanılır. Dünya tamahı ve hırsı, makam, servet için de din araç olarak kullanılır.

İslâmî bilinç ve bir davaya bağlanmayı ayrı tutmak gerekir.

Mevcut sistemi tahkim eden, demokrasi dinini önceleyen, Batı inancının, düşüncesinin yapısındaki laikliği merkeze alanların samimiyetinden söz edilemez. Demokrasi uğruna ölümlerin Müslümanların şehadet kavramıyla özdeş kılınması zihni kırılmadır. Müslümanların başka bir alana yönlendirilmesi ve demokrasi dinine evrilmesidir. Demokrasi şehidi kavramı bile bu durumun ne denli vahim olduğunu gösterir. İmdi, bu inanca sımsıkı bağlı bulunanlar da tutkuludurlar. Pensilvanya esiri, kölesi de aynı duygular içindedir. Aralarında hiçbir fark yoktur. Eğer temel sorun Müslümanlar ve İslâm ise.

Bu kaosta, karmaşada insanların sağlıklı bir yol bulması çok güç. Çünkü modernizmin bütün imkânları ellerinde. İnsanları yanıltan reklam ve medya gücü ellerinde. Çünkü dünyalık saltanat en büyük engel.