Adalet eski bakanlarından Av. Şevket Kazan bey, çok önemli bir hukuki hatayı aydınlatacak bir kitap yayınladı: "28 Şubat Ürünü Bir Dava İle Erbakan Nasıl Yargılandı" Keşif Yayıncılık tarafından basılan kitapta, Refah Partisi mali hesaplarıyla ilgili davada verilen kararın adaletsizlik ve haksızlığıyla ilgili olarak 80 kadar belgeye yer verildi. Kitapta yer alan belge ve bilgiler, bir insana bu kadar da haksızlık yapılmaz ki, dedirtecek cinsten.
Şevket Kazan bey, kitabını 4 sene önce baskıya hazır hale getirdiğini söylüyor. Bu güne kadar basılmayışının gerekçesini de, "TCK, CMUK ve Ceza İnfaz Kanunu nda yapılan değişikliklerin ardından, kararın düzeltilebileceği beklentisi olduğu" şeklinde açıklıyor ve ilave ediyor: "Ne var ki, bu yargı aşamasında da, beklentiler olumlu sonuç vermeyince konuyu bu kitapla kamuoyunun bilgisine sunmak artık bir mecburiyet haline geldi."
Herkesin bildiği bir gerçek var: Siyasi partilerin mali hesaplarını inceleme yetkisi yalnız Anayasa Mahkemesi ne verilmiş. Buna rağmen dava bir mahalli mahkemeye havale ediliyor ve 28 Şubat ın psikolojik baskısı altında sonuçlanıyor. Şevket Kazan bey in ifadesine göre, 900 çuval harcama faturasının ipleri bile çözülmeden karar veriliyor. Sayın Kazan konu ile ilgili haksızlığı şöyle dile getiriyor: "Oysa bunların sahte olduğunu söyleyebilmek için bu çuvalların açılıp, Jandarma Genel Komutanlığı nın Grafoloji bölümünde incelenmesi gerekirdi. Hangi dünyada yaşıyoruz. Bu kadar olamaz. Bu güne kadar sustuysak, efendiliğimizden sustuk. Erbakan Hocamızın rahmetli babası hakimdi. Bir hakim oğlu olduğu için mahkemelerin verdiği kararlara karşı feryat etme noktasında bütün avukat arkadaşlarımıza "Aman, sakin olun, bu yargı eninde sonunda adil karar verecektir." demiştir. Ama verememiştir."
Muhterem Şevket Kazan bey in hukuk konusundaki hassasiyetine bakın ki, "Erbakan Nasıl Yargılandı" başlıklı bir kitap yazmak zorunda kalmak konusundaki üzüntülerini şöyle ifade ediyor: "Yıllarca Adalet Bakanlığı yapmış ve yargı erkinin her ihtiyacını karşılamak için büyük bir özveriyle hizmet etmiş bir siyasetçi olarak, bir adli hatanın düzeltilmesi amacıyla da olsa, böyle bir kitabı yazmış olmaktan gerçekten üzgünüm."
Erbakan Hoca nın da yargı kurumunu yıpratmamak konusundaki hassasiyetini bilmeyen yok. 16 Ocak 1998 günü, Refah Partisi ne kapatma kararı verildiği zaman ilk açıklamasını "Olanda hayır vardır." şeklinde yapmıştır. Yalnız yargı kurumu mu Erbakan Hoca devletin bütün kurumlarına karşı saygılı olmuş, onları yıpratmamak için özel bir titizlik göstermiştir. Erbakan ın asıl meselesi, devlet kurumlarının yanlış işlemesi sonucunda halkın zarar görmesi sebebiyle, bu kurumların düzgün işler duruma getirilmesi olmuştur.
Şevket Kazan, "Yıllarca adli hatalara düşülmesi ve bu hataların düzeltilmesi için çalıştıklarını, sonuç alamayınca "Erbakan Nasıl Yargılandı" başlıklı kitabı yazmanın kendisi için adli ve ahlâkî vecibe haline geldiğini" belirterek şu talepte bulunuyor: "Şu anda kesinleşmiş gibi görünse bile, bu davanın mutlaka bir çözüm bulunup ortaya koyduğumuz deliller ışığında yenilenmesi gerekir. Erbakan ve arkadaşları hakkında verilen haksız mahkumiyet kararları kaldırılmalıdır."
Bu sözler çok önemlidir. Mülkü ayakta tutan adalettir. Bir T.C. eski Başbakan ına yapılan söz konusu haksızlık, bütün Türkiye ye yapılmış demektir. Türkiye bu ayıptan bir an önce kurtulmalı, adalet yerini bulmalıdır.
Fransa nın ünlü düşünürlerinden Emile Zola, meşhur Dreyfus davasında, şu savunmayı yapmıştı: "Hükümetler düşsün, her şey yıkılsın, yeter ki adalet ayakta kalsın. Adalet üzerine Fransa yı yeniden inşa ederiz. Fakat adalet yıkılırsa, Fransa yok olur."
Bu hassasiyeti, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti yargısının da göstereceğine inanıyor, "Türkiye de hakimler var." sözünün bir kere daha tescilleneceğini ümit ediyorum.