Çocukların ve gençlerin karıştığı şiddet olayları, ekranlarda sunulan içeriklerin toplum üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Bazı çocukların adli ifadelerinde izledikleri dizi ve filmlerden etkilendiklerini belirtmesi, özellikle dijital yayın platformlarının içerik politikalarına yönelik tartışmaları artırdı.

Suç işleyen karakterlerin hikâyenin merkezine yerleştirildiği, cinayetlerin ayrıntılı biçimde işlendiği ve şiddetin zaman zaman etkileyici bir anlatımla sunulduğu yapımların çocuklar üzerindeki olası etkileri mercek altına alındı.

DİJİTAL PLATFORMLARDA BAŞROL SERİ KATİLLERİN!

Netflix başta olmak üzere dijital yayın platformlarında suç, cinayet ve psikolojik gerilim temalı yapımlar geniş izleyici kitlelerine ulaşıyor.

Özellikle “Dahmer”, “Monsters”, “You”, “Mindhunter” ve “Dexter” gibi dizilerde, seri katillerin yaşamları ve suç işleme süreçleri hikâyenin merkezinde yer alıyor.

Gerçek bir seri katilin hayatını konu alan “Dahmer”, işlenen cinayetleri ve failin geçmişini ekrana taşırken, “Mindhunter” seri katillerin psikolojik dünyasına odaklanıyor. “You” takıntılı bir karakterin cinayetlere uzanan hikâyesini, “Dexter” ise başka katilleri öldüren bir seri katilin yaşamını anlatıyor.

Bu yapımların ortak noktalarından biri, suç işleyen kişilerin düşüncelerinin, geçmişlerinin ve davranışlarının anlatıda önemli yer tutması. Ancak uzmanlara göre bu tür içeriklerin sunuluş biçimi, özellikle gelişim çağındaki izleyiciler açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken riskler barındırıyor.

KATİLİN HİKÂYESİ ANLATILIRKEN MAĞDUR UNUTULUYOR MU?

Suç temalı yapımlarda katillerin hayatlarının ayrıntılı biçimde işlenmesi, şiddetin mağdurlarının geri planda bırakılması tartışmasını da beraberinde getiriyor.

Klinik Psikolog Furkan Deniz, şiddet içeren yapımların izleyiciler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, suçlunun hikâyesinin ön plana çıkarılmasının bazı izleyicilerde yanlış bir algı oluşturabileceğini belirtti.

Deniz, “Şiddet uygulayan kişinin hayatı, düşünceleri ve davranışları öylesine ön plana çıkarılıyor ki mağdurun yaşadıkları ikinci planda kalıyor. Suçu işleyen kişi izleyicinin gözünde ilgi çekici, güçlü ve hatta hayranlık duyulacak bir karaktere dönüşebiliyor” ifadelerini kullandı.

Ekranda kısa sürede gerçekleşen bir şiddet sahnesinin gerçek hayatta çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu hatırlatan Deniz, bu tür olayların bir insanın hayatını kaybetmesine, ailelerin dağılmasına ve çocukların uzun yıllar sürebilecek travmalar yaşamasına neden olabildiğini vurguladı.

İZLEYİCİ ZAMANLA KATİLİN TARAFINI TUTABİLİYOR

Şiddet içerikli yapımların oluşturabileceği bir diğer risk ise izleyicinin olayları mağdur yerine suçlunun gözünden değerlendirmeye başlaması.

Klinik Psikolog Deniz, bazı izleyicilerin hikâyenin ilerleyen bölümlerinde şiddet uygulayan karakterle özdeşleşebildiğine işaret etti.

İzleyicinin zamanla suçluyu haklı görmeye, hatta yakalanmamasını isteyecek ölçüde karakteri desteklemeye başlayabildiğini belirten Deniz, yoğun şiddet içeriklerine maruz kalmanın olası psikolojik sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Şiddet içeriklerine yoğun biçimde maruz kalmak, bazı kişilerde saldırgan düşünceleri artırabiliyor. Korku ve güvensizlik duygularını güçlendirip zamanla şiddete karşı duyarsızlaşmaya yol açabiliyor.”

ÇOCUKLAR EKRANDA GÖRDÜKLERİNİ ÖRNEK ALABİLİYOR

Dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisine ayrıca değinen Deniz, küçük yaştaki bireylerin davranışları yalnızca ailelerinden ve öğretmenlerinden öğrenmediğini, izledikleri karakterleri de örnek alabildiğini ifade etti.

Özellikle sorunlarını tehdit, baskı ve fiziksel güç kullanarak çözen karakterlerin başarılı gösterilmesinin çocuklar açısından risk oluşturabileceğini belirten Deniz, şu ifadeleri kullandı:

“Bir çocuk, sorunlarını sürekli bağırarak, tehdit ederek veya güç kullanarak çözen bir karakteri izlediğinde, bir de bu karakter başarılı gösteriliyorsa benzer davranışları örnek alabilir.”

Deniz, şiddet içeriklerine maruz kalma ile saldırgan düşünce ve davranışlar arasında bağlantı bulan bilimsel çalışmalar bulunduğunu da hatırlattı.

Bununla birlikte, uzmanların değerlendirmeleri şiddet içerikli bir yapımı izlemenin tek başına suç işlemeye yol açtığı anlamına gelmiyor. Çocukların davranışlarında aile ortamı, sosyal çevre ve bireysel özellikler gibi birçok etken rol oynuyor.

AİLELERE KRİTİK UYARI: ÇOCUĞUNUZUN NE İZLEDİĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Dijital yayın platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların farklı türlerdeki içeriklere ulaşması kolaylaşırken, ailelerin denetim sorumluluğu da önem kazanıyor.

Klinik Psikolog Furkan Deniz, ebeveynlerin çocuklarının ekran karşısında geçirdiği süre kadar izledikleri içeriklerin niteliğine de dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

Şiddet sahnelerinin sıkça tekrarlandığı, suç işleyen karakterlerin güçlü ve başarılı gösterildiği yapımların çocuklar tarafından nasıl algılandığının önem taşıdığını vurgulayan Deniz, ailelere çocuklarının izleme alışkanlıklarını takip etmeleri çağrısında bulundu.

DİJİTAL PLATFORMLARIN SORUMLULUĞU TARTIŞILIYOR

Çocukların kolaylıkla erişebildiği dijital ortamda şiddet içerikli yapımların nasıl sunulduğu, yaş sınırlamalarının uygulanması ve ebeveyn denetimlerinin etkinliği yeniden gündeme geldi.

Özellikle suçluların hikâyenin merkezine yerleştirildiği yapımların geniş kitlelere ulaşması, yayıncıların ticari başarı hedefleri ile çocukların korunmasına yönelik sorumlulukları arasındaki dengeyi tartışmaya açıyor.

Uzmanların uyarıları, yalnızca ailelerin değil, içerik üreticilerinin ve dijital yayın platformlarının da çocukların gelişimini gözeten bir yaklaşım benimsemesinin önemine işaret ediyor.

Ekranlarda katillerin hikâyeleri anlatılırken, şiddetin gerçek mağdurlarının unutulmaması ve çocukların bu içeriklerin olası olumsuz etkilerinden korunması gerektiği vurgulanıyor.

Muhabir: Abdulkadir Çeribaş