Karşı karşıya kaldıkları sorunlar yüzünden bunalanlar var.
Özgürlüklerinin ellerinden alınmakta olduğunu düşünenler var.
Yani aramızda yapılan uygulamalar nedeniyle mağdur olduklarına inananlar var.
Bunlar ne ilk mağdurlar!
Ne de son mağdur olacaklar!
Mağdurların çoğaldığı ortamların değişmezi mağrurlardır.
Nerede mağdurlar varsa mutlaka yanı başlarında mağrurlar yer alır!
Mağrurlar, bulundukları makam ve mevkilerin ilelebet kendilerinde kalacağını sanırlar.
Mağrurlar, edindikleri servetlerin kendilerini hep koruyacağını düşünürler.
Ama bir bakarsınız, elde ne makam mevki kalmış!
Ne de bitip tükenmeyecek sanılan servet!
Herhalde “alma mazlumun ahını” diye boşuna denilmemiş!
Mağrurlar yüzünden mağdur duruma düşenler elbette mazlum haline gelirler.
Ve onların ahları mağrurları yıkar geçer.
Bir dönemin mağrurları üniformalılardı!
Mağdurlara tepeden bakıyorlar ve onları başları ezilmesi gerekli kuru kalabalıklar olarak görüyorlardı.
Saltanatlarının binlerce yıl süreceğini ifade ediyorlardı.
Şimdi kendilerinin adını hatırlayan bile yok!
Ezilip gittiler, yok olup tükendiler!
Bir zamanlar FETÖ mensupları mağrurluğa soyundu.
Kendilerinden başka kimseleri beğenmiyorlar ve ellerine geçirdikleri güçle fırtınalar estiriyorlardı.
Bir dönemin astığı astık, kestiği kestik Zekeriya Öz gibi isimleri şimdi neredeler?
Nuh Mete Yüksel nerede?
Nusret Demiral nerede?
Onlar mağdurlar üzerinde yaptıkları zulümleri ile hatırlanmaya mahkûmlar!
Mağdurların sabrı mağrurların zulmünü her zaman yendi!
Mağrurlar yaptıkları zulümler ile insanların hafızasında kötü adamlığa hak kazandılar.
Bu, değişmez bir gerçek!
Dün böyleydi!
Hiç kuşkusuz yarın da böyle olacak.
Ve mağrurlar, hep yaptıkları kötülüklerle anılacaklar.