AKP İktidarından önce, bankalar müşteri sıkıntısı çekiyordu. Banka müdürleri müşteri bulmak için esnafı tek tek dolaşarak, kendi bankalarına davet ediyorlardı. AKP’nin iktidara gelmesiyle bankaların müşteri sıkıntısı konusunda rahatladığını görmekteyiz. AKP hükümetinin almış olduğu radikal kararların kaymağı bankalara yaramıştı. Neydi bunlar İşçi maaşlarının bankalar üzerinden verilmesi, kiraların bankaya yatırılması ve buna benzer birkaç işlem. Böylece bankaların müşteri sıkıntısı otomatik olarak ortadan kaldırıldı. Bu durumu bankalar fırsata çevirerek yasal olmayan kalemler ortaya çıkarmaya ve müşterilerden tahsil etmeye başladılar. Talep etmemesine rağmen maaş hesabı olana kredi kartı gönderdiler, ”hesap arkası”, “hazır hesap”  isimleri altında para sattılar. Ödeyemeyenlerden yüksek faizlerle tahsil ettiler.  Hükümet bu durumu önleyecek, müşteri banka ilişkilerini düzenleyecek bir yasa çıkarmamıştı. Bu durumu organize eden Bankalar Birliği’ydi. Bunu fırsat bilen bankalar, farklı ürünler icat ettiler. Her şey daha fazla kazanmak içindi ve bu yolda yapılacak her şeyi mubah saydılar. Böylece binlerce insan mağdur oldu. Binlerce aile dağıldı. Meydana gelen kredi kartı mağdurlarının ve taahhüdü ihlal hapis cezası alanların seslerine, hükümet çok uzun süre üç maymunu oynadı. Hükümet kısmen de olsa üç maymunu oynamaya devam etmektedir. Faizleri yüksek tutmak için kartelleştiler. Yakalandılar ve para cezası aldılar. Hükümet mağdur olanların haklarını alabilmesi için kanun hükmünde kararname çıkaracağına, vatandaş mağduriyetini gidermek için kendisi dava açmak durumunda kaldı.

Bütün bu olumsuzluklardan sonra üç büyük banka çalışanı kişisel bilgilerimizi de satarak, bir ilke daha imza attılar. Finans sisteminde deprem yaşatan kişisel verilerin sızdırılmasında ayrıntılar ortaya çıktıkça kurulan sistemin büyüklüğünden elde edilen rantın da ne kadar büyük olduğu anlaşılmaktadır. Üst düzey yöneticilerle iş birliği yapan data hırsızları, binlerce şubede örgütlenmiş durumda. İletişimlerini sosyal ağlarda farklı kod adları kullanarak yapıyorlar. En mahrem bilgilerimiz olan, anne kızlık soyadı, adres, telefon, kredi kartı numarası, güvenlik kodu, kartın son kullanım tarihi, harcama ekstresi ve borç durumu satılmaktadır. Bunların dolandırıcıların eline düştüğünü düşünebiliyor musunuz Bunu sadece bankalar yapmıyor, kurumsal mağazalar ve gsm operatörleri de cep numaralarımızı satmaktadırlar. Hatta marketler tarafından indirim maksatlı verilen kartları alırken doldurduğunuz bilgileri de “call center” işi yapan firmalara satmaktadırlar. Kapısının önünden geçmediğimiz mağazadan reklam mesajı almamızın başka bir izahı olabilir mi Ankara’da bulunmamış ya da orada hiçbir şekilde alış veriş yapmamış ve bilgilerini vermemiş birine, Ankara’da bulunan bir şirketten mesaj gelmesinin izahını nasıl yapabiliriz Bu bir hırsızlık değil midir Beş milyon kişinin, TC numaraları, kredi kartı bilgileri, sağlık sigortası kullanım verileri ile şirketlere ait ticari sırların satılmasına aracılık eden 4 kişi yakalandı. Bankalar kişisel verileri koruyacak önlemler almadığı sürece çalışanlar mutlaka bu verileri satmaya devam edeceklerdir. Bankalar bu olayda; “bizde mağduruz” edebiyatını bir kenara bırakarak sorumluluğu üzerine almalılardır. Hükümet de bir daha bu olayların yaşanmaması için, bankalara yaptırım uygulamak durumundadır. Mutlaka bankalarla müşteri ilişkilerini düzenleyen bir yasanın ivedi olarak çıkarılması gerekmektedir. Böyle bir yasanın olmaması durumunda, ışığı gören her yabancı sermaye kasasını doldurmak için ülkemize gelecektir. Sonuç olarak ülke insanı hizmet almaktan çok sömürülen olacaktır.

Aileye önem veren ve bu konuda hassasiyet gösteren hükümet, bankaların mağdur ettiği aileleri neden görmemezlikten geliyor. Terörle mücadelede barış süreci yürüten hükümet, sağlıklı toplumların oluşumunun aile fertlerinin bir arada yaşamasıyla olacağı bilinciyle hareket ederek, bankaların başka mağduriyetler meydana getirmelerinin engellenmesi için mutlaka banka-müşteri ilişkilerini düzenleyen bir yasanın yapılması şarttır.