Türkiye hareketli günler yaşıyor. iktidar partisinin kapatılma girişimleri, ögrenci olayları, Hizbullah ın devreye sokulması gibi gelişmeler, sanki uluslararası bir senaryonun Türkiye de sahnelenmek istendiğini akla getiriyor. ABD nin "28 ülkenin haritasını yeniden belirlemek istedigini" ortaya koyan açıklamaları herkesce biliniyor. Bu olaylar sürerken, ABD nin etkili isimlerinden ve ismi "savaş"la anılan Dick Cheney nin Türkiye dahil 10 kadar İslâm ülkesini dolaşması tesadüfi değil. Türkiye, İran ve İslâm dünyası için ciddi hesapların yapıldığı açık. Her taraf provokatör kaynıyor. Ülkemiz üzerinde hain emelleri olanlar önümüzdeki günlerde etnik köken ve mezhep farklılıklarını ayrılık unsuru olarak tahrik edip körükleyecekler ve Türkiye nin direncini kırmaya çalışacaklardır.
Bütün bu oyunları bozabilecek en güçlü silahımız "birlik ve beraberliğimiz"dir. Türkiye, Müslüman bir ülke, halkımızı birbirine bağlayacak en güçlü manevi direnç kaynağımız "Müslümanlık". Bu özelliklerimizi iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Yüce Rabbimiz, bütün insanların aslının Adem ve Havva ya dayandığı ve kavim farklılıklarının "tanışmak" amacıyla var olduğu konusunda şöyle buyuruyor:
"Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattIk. Birbirinizle tanışasınız diye, sizleri şubeler ve kabileler haline getirdik, şüphesiz Allah katında en üstününüz, Allah tan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah herşeyi en iyi bilen ve hakkıyla haberdar olandır." (Hucurat Suresi, Ayet 13) Alemlere rahmet olarak gönderilen yüce Rasülümüz (s.a.v) de, Veda Hutbesi nde bütün insanlığa birlik ve barış manifestosu özelliği taşıyan su sözleri söylüyor: "Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem in çocuklarısınız, Adem ise topraktandIr. Arabın Arap olmayana, beyazın siyaha hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvada, Allah tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O ndan en çok korkanınızdır."
Her Müslüman gerçekte evrensel bir barış insanıdır. Çünkü, İslâm, bütün insanlık için gönderilmiştir. MesajI evrenseldir.
Allah tan korkan ve her yaptığının hesabını ahirette vereceğine inanan bir insandan kimse korkmasın. O, ölçüleri olan dengeli bir insandır. Görevi bellidir. Asıl korkulması gerekenler, serseri mayın misali ne zaman, ne yapacağı belli olmayanlardır. Çünkü onların bir değer ölçüleri yoktur.
Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurur: "insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." Yunus umuz ne güzel söylemiş: "Yaratılmışı severiz/Yaratandan ötürü.
"Rabbimiz bütün müminleri birbirine kardeş eylemiştir: "Şüphesiz müminler birbirinin kardeşidirler. Öyleyse, kardeşlerinizi ıslah edin. Bu konuda Allah tan korkun ki, merhamet olunasınız." (Hucurat,10)
Peygamber Efendimiz(s.a.v) Müslümanı söyle tarif eder: "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir." Kardeşliğin zirve örneğini Ensar ve Muhacirler arasında görüyoruz. Medineli Müslümanlar, Mekke den hicret edip gelen Muhacirlere "Bizim mümin kardeşlerimiz gelmiş" diyerek, onları gönüllerine, ekmeklerine, çorbalarına, mallarına ortak etmişlerdi. Bu kardeşliğe ihtiyacımız var.
İçinden geçmekte olduğumuz sıkıntılı günleri sağlıklı bir şekilde atlatabilmek için birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmemiz gerekiyor. İşte Rabbimizin buyruğu:
"Hepiniz, Allah ın kopmaz ipi olan Kur an a sımsıkı sarılın, parçalanıp dağılmayın. Sizin üzerinizdeki Allah ın nimetini düşünün." (Ali imran, 103)
Yazımızı Akif imizin şu beyti ile bitirelim:
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez."