28 Nisan 2024 Pazar günü yapılan E-KPSS (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavına) ortaöğretim grubundan 72.067 aday, lisans grubundan 22.095 aday ve ön lisans grubundan 20.984 aday olmak üzere toplamda 115.146 engelli aday sınava girdi. Sınava girmeden ve kura çekme yöntemiyle işe yerleştirilen ilkokul ve ortaokul mezunlarının sayısı da yaklaşık 40.000 civarında. Yani takriben 150.000’i aşkın engelli iş beklemektedir. Sınav sisteminin yanlışlıklarını, aksaklıklarını geçen zaman içinde defeaten gündeme getirmiş, bahse konu etmiştik. Yeniden bunları yazarak kimsenin sıkılmasını istemiyoruz.
Lakin konu etmemiz gereken ve de önemli bulduğumuz bir husus ki, devleti yönetenlerin “adil düzen, hakça paylaşım” anlayışına uzak kaldıklarını müşahede etmekteyiz. Yukarıda belirttiğimiz gibi bu kadar iş bekleyen engelli var iken, yılda sadece 2.337 engelliyi kamuya yerleştirmekle ne kadar zamanda bunlara istihdam sağlayabilirsiniz? Bakıldığında imkansız gibi görülüyor. Ama eğer hak, hukuk, adalet ölçülerini dikkate alarak ekonomiyi dizayn ederseniz çözüm gayet basittir.
Kişi başına düşen milli gelirin 13.000$ olduğunu söylüyorsunuz. Evet, bazı kesimler için olabilir lakin işçinin, memurun, emeklinin, engellinin payına düşen bunun onda biri bile değildir. Bu gerçek ortadayken Türk Hava Yolları Genel Müdürü’nün 1 milyon 400 Bin TL ve 8 genel müdür yardımcısının da ortalama maaşları 1.000.000 TL civarında. Diğer kurumların da durumu bundan farklı değil. Sadece Türk Hava Yolları Genel Müdürü’nün maaşı 82 engelliye istihdam imkanı veriyor. Buna benzer diğer kurumları da hesaba katarsanız binlerce engelliyi istihdam etmiş olursunuz. Allah’a ve hesap gününe inanan bunun muhasebesini lütfen yapsın. Zaten söylediklerini icraate dökmüş olsalardı yoksulluktan ve yolsuzluktan söz edilemezdi.
Ne yazık ki bu yıla “Emekliler Yılı” demişlerdi. Ya da biz öyle anladık. Meğer ki, “milletvekili emeklilerinin yılı”ymış. Asgari ücretin Temmuz’da artırılmayacağını söyleyen ilgili bakanlar, emekli milletvekillerine 43.302 TL zam yapılacağı hususunda mutabıklar. Yani demek ki bu yılın kimlerin yılı olduğu da böylece anlaşılmış oluyor.
Atalarımız “büyük lokma ye, büyük söz söyleme” demişler. Vaktiyle “IMF’ye esir olmayacağız. Kapısını açmayacağız. Hatta IMF’ye biz borç veriyoruz” söylemleriyle milleti inandırmış ve iktidara devam demişlerdi. Şimdi ise IMF’nin kapısında borç almak için adeta yalvarıyoruz. Dünya Bankası’ndan 35 milyar $, İslam Kalkınma Bankası Grubundan 6 milyar 300 milyon dolar, tahvil ihracı ile 2 milyar Euro borçlanıldı. Bütün bu borçları; vergileri, cezaları artırarak bu gariban millete ödetiyorsunuz. Allah bu milleti bu borç yükünden kurtarsın, amin, vesselam...