Şu sorunların cevabını hepimiz bulmalıyız/bilmeliyiz.
Müslümanların en büyük meşgalesi nedir Ne olmalıdır
Yaratılışımızın maksadı nedir
Soruların cevabı için bir tüyo (ipucu) vereyim de zorlanmayasınız.
Konuyu şu yönde değerlendirirseniz inşallah işin içinden kolay çıkarsınız,
zorlanmazsınız:
Allah (c.c.) neye en çok kıymet veriyorsa;
Hz. Muhammed (s.a.v.) en çok neye kıymet veriyorsa,
Senin de en çok kıymet vermen gereken şey o olmalıdır.
Allah (c.c.) indinde en büyük gaye ayette (mealen) şöyle
bildiriliyor:
Ben insanları ve cinleri bana kulluk yapsınlar diye
yarattım. (Zariyat Suresi, âyet: 56)
Yaratılışımızın mana ve maksadı budur. Bunu anladınız mı
Şu olay kul olmayı bize ne güzel anlatır:
İbrahim Ethem Hazretleri bir köle almıştı. Ona sordu:
- Adın nedir
Köle:
* Ne diye çağırırsanız odur!
* Ne yemek istersin
* Ne verirseniz.
* Ne iş yaparsın
* Ne emrederseniz onu.
* Ne arzu edersin
- Kölenin arzusu olur mu Efendisinin dileği kölenin
arzusudur.
Bu cevaplar karşısında İbrahim Ethem hazretleri ağladı.
Kendi kendine dedi ki:
- Behey miskin! Kulluğu bu köleden öğren. Sen hiç ömründe
Allah a karşı böyle kul olabildin mi
Bu maksada uygun yaşamayanlar yaratılışlarının gayesine
henüz daha erememişlerdir.
İbadet kulluğun şubelerinden biridir. Ben ibadet
yapıyorum deyip kenara çekilenler İbrahim Ethem hazretlerini düşünmelidirler.
Kulluk ya ümit ile ya da korku ile olur. Ümitle yapılan
kulluk daha üstündür. Çünkü o hürlerin kulluğudur. Korku ile yapılan kulluk
ise, kölelerin kulluğudur.
Hz. Ali (r.a.) der ki:
Bir grup insan bir şeyler umarak kulluk yapar; bu tüccar
kulluğudur.
Bir grup insan da korkudan kulluk yapar, bu da köle
kulluğudur.
Bir grup insan vardır ki, şükür olsun diye kulluk yapar;
işte bu, tüm duygulardan yakasını kurtarmış seçkin kimselerin kulluğudur.
Abdullah ismi Allah ın kulu manasına gelen mübarek bir
isimdir. Bu ifade Kur an-ı Kerim de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için bir yerde
geçer. Cin Suresi, ayet 19 da. Ayetin meali şudur:
Allah ın kulu Muhammed namaza kalkıp, Allah a ibadet
ettiği zaman, cinler üzerine üşüşüyor, neredeyse keçe gibi birbirlerine
giriyorlardı.
Aynı kelime, Hz. İsa (a.s.) için Meryem Suresi, ayet
30 da geçer. Ayetin meali şudur:
İsa, Allah ın kudretiyle dile gelerek şöyle dedi:
Şüphesiz ben Allah ın bir kuluyum. O bana mutlaka kitap verecek ve beni
Peygamber seçecektir.
Hz. İsa (a.s.) bunları söylemekle:
Kul olmakla iftihar ediyor.
Kitap verilmesi ve
Peygamber olması kulluktan sonra
gelen rütbeler olduğunu hatırlatıyor. Bizler bu tavırdan
bir şeyler anlayabiliyor muyuz