Sonucu ne olursa olsun yaşadığımız çevrede ortaya çıkan kaos ya da belirsizlik kaygı ve huzursuzluğa yol açar. Nitekim 15 Temmuz gecesi yaşadığımız darbe girişimi ve ortaya çıkan belirsizliğin, insani ilişkilerimizden tutun da iş yaşamımıza kadar bütün hayatımızı etki altına aldığını görmekteyiz. İnsanlarımızın zihinlerinde hep aynı soru var. Bundan sonra ne olacak? Kendimizi güvende hissedebilecek miyiz? Bu sorular sıradan insanların birbirlerine hemen her gün sordukları sorular…

Çevrenizde yaşayan insanlarla, hayat görüşünüz ve yaşam algınız farklı olabilir. Fakat unutmayalım ki hepimiz aynı gemide yolculuk ediyoruz. Eğer gemiye bir zarar gelirse can güvenliğimiz kalmaz. O yüzden toplum olarak belli müştereklerde buluşmak zorundayız. Nitekim 15 Temmuz gecesi farklı düşüncelere farklı renklere sahip olan insanlarımızın tek vücut olup direndiklerine bütün dünya şahit oldu. Ancak yaşadığımız bu talihsiz olay, insanları korku, endişe ve belirsizliğe sürükledi. İnsanlar en yakınlarından dahi şüphe duyar hale geldiler. Aile fertleri karşı karşıya geldiler. Aramızda yaşayan, bizden biri dediğimiz kişi ya da kişilerin dahi karşı mahalleye ait olduğunu görmek korkularımızı tetiklemeye yetti. İnsanlarımız, “namazlı abdestli dedik iyi niyet besledik ama adamlar Siyonizm’e hizmet ediyorlarmış , artık kime güveneceğiz” demeye başladılar. Dışarıdaki düşmana karşı nasıl davranacağınızı bilirsiniz. Hatta düşmanın hilelerini önceden kestirebilir, kendinizce önlemler alabilirsiniz. Fakat içinizdeki düşmanla başa çıkmanız daha zordur. Çünkü içerideki düşman elmanın içindeki kurt gibi sinsice sızar ve sizden gibi görünüp sizi alt etmeye çalışır.

Peki, şimdi kime nasıl güveneceğiz?

Büyüklerimizin dediği gibi Allah iyilerle karşılaştırsın.

Bir insanın safını ve rengini olduğu gibi ifade etmesi tehlikeli bir durum değildir. Bu durumda siz karşınızdaki kişinin kim olduğunu bilir ve ilişkilerinizi buna göre şekillendirirsiniz. Kendinizce önlemler alır ve ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edebilirsiniz. Fakat bir kişinin kendini olduğundan farklı tanıtması büyük bir tehlikedir. Böyle durumlarda dost zannettiğiniz insanların aslında en yakınınızdaki düşmanınız olduğunu anlarsınız. O yüzden insanların kendilerini ifade etmelerine imkân tanımak zorundayız.