Türkiye, çok zor bir süreçten geçiyor. Yaklaşık yedi aydır ülkenin gündemi, kaostan beslenenlerin ekmeğine yağ sürecek şekilde ayarlanıyor. Bu kaotik ortamda, birileri deveyi hamuduyla götürüyor, millet ise inim inim inliyor.

Millet iş, aş derdinde, ekmeğimiz küçülüyor, satın alma gücümüz yok oluyor, ama, ülkenin gündeminde ise ekonomik sıkıntıların pire kadar değeri yok. Şairin ifade ettiği gibi, "Bu düzen böyle mi gidecek, pireler filleri yutacak, yedi nüfuslu haneye, üç buçuk tayın yetecek"

İç ve dış mihrakların etkisi, menfaat odaklarının baskısı, medyanın da çanak tutmasıyla ülkemiz siyasi tablosunun hiç istemediğimiz bir savrulmayla çok farklı bir şekilde dizayn edildiği hazin bir gerçek.

Herkes zannediyordu ki, sancılı Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin ardından apar topar gidilen genel seçimlerin ardından, milletin zihninin iğdiş edilmesiyle ortaya çıkan meclis tablosu, müthiş bir atılım yapacaktı. AKP hükümetinin sandıktan çıkan tabloyu, ülkenin gelişimi yönünde bir ivmeye dönüştüreceği şeklinde bir beklenti pompalanmıştı zihinlere. Bunun mümkün olamayacağını, o gün de söylemiştik, bugün de söylüyoruz. Çünkü, kazanç ne kadar büyük olursa, ödenecek bedel de o kadar büyük olur. Yedi aydır ülke gündeminin normalleşememesi hükümetin arkasına aldığı rüzgarın, kasırga olarak millete dönmesinden başka bir şey değildir. Bedel ödenmektedir

Böylesine hazırlıksız, seçimlerden ne sonuç alınacağını üç aşağı beş yukarı tahmin ettiği halde, böylesine aciz ve basiretsiz bir görüntü sergileyen bir hükümet tablosu, ödenen diyetin ağırlığını göstermektedir.

Seçimlerden sanra milletin ağzına bir parmak bal çalma niyetine, apar topar bir Anayasa Tasarısı ortaya atıldı Aylardır sakız gibi çiğnediğimiz tek iç gündemimiz-terörü çok ayrı tutarsak-bu İnsan hak ve hürriyetleri noktasında neyin ne olacağı belli olmayan, yasakları ortadan kaldırmak ve hürriyet sağlamak için ifade edilen konuların bile Başbakan ın insiyatifine bırakıldığı bir kaos tasarısı.

Bu arada, memleketin değişik bölgelerinde başörtüsü yasağını kendi meşreplerince genişletmeye çalışan oligarşik bürokrasinin hortlaması Başbakanın, kafalarınca yasak uygulayan bürokratlarını te dip edeceğine, yasağa maruz kalanları arayarak işin içinden sıyrılma girişimleri Ve ucu açık bir sürecin başladığı, "Yasağa karşı olduğunu" vurgulayan beyanatlarıyla, milletin gazını alan YÖK Başkanlığı ataması Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik in, yasağın kaldırılması yönünde adım atması gerekirken, "Bizi yasakla yüzyüze getiriyorsunuz, milletin kulağına kar suyu kaçırıyorsunuz" şeklinde, sorunun sümen altı edilmesini isteyen tavrı. İrade yok, basiret yok Her şartta, "Sadece durumdan vazife çıkaran, sorunu çözmeye değil, gaz almaya yönelik bir örtme" tavrı.