"İkinci Adam", "Milli Şef" "İsmet Paşa"

Cumhuriyet in "ilk Başbakanı", "ikinci Cumhurbaşkanı".

Başka sıfatları da sıralanır: "M. Kemal in en yakın silah ve çalışma arkadaşı", "Kurtuluş Savaşı nın kahramanı", "Lozan ın usta diplomatı", "çok partili demokrasi denemesinin mimarı"

Bunlar, İsmet İnönü için genellikle sevenlerince kullanılan bildik sıfatlardan bazıları

Toprağı bol olsun, müteveffa oluşunun (25 Aralık 1973) 34. yılı vesilesiyle bu günlerde çeşitli toplantılarla anılmakta

Bu arada, yılın bu son haftası, İsmet İnönü yle bağlantılı başka bir ayrıntının da yıldönümüdür. Bilindiği gibi, "Gazi Paşa"nın ölümünden hemen sonra toplanan olağanüstü CHP kurultayında (26 Aralık 1938 de) İsmet İnönü ye "değişmez milli şef" unvanı verilmiştir

Hemen belirtelim, bu yazının söz konusu yıldönümleri ile olumlu bir alâkası olamaz! Ayrıca, biz daha çok işin edebî yönüyle ilgileneceğiz. Özellikle de "Millî Şef"lik sisteminin memleket şiirine yansımasını gözler önüne sereceğiz.

Fakat belirtmeden geçmeyelim: Ahmet Cemil Ertunç "Cumhuriyetin Tarihi" (Pınar Yay., İst., 2004) adlı çalışmasında dönemle ilgili ayrıntılı bilgileri kaynaklarıyla birlikte sunar. İlgili okuyucularımızı bu sağlam kaynağa yönlendirmek için oradan bir iki cümle aktaralım: "Şeflik anlayışının bir şefperestlik e dönüşmüş biçimine daha çok 1940 lı yıllarda şahit olunur." Bu yıllarda Milli Şef İnönü ye yönelik oldukça abartılı bir şekilde ululama ve dalkavukluk yapılmıştır. O ulusun babası dır. Milli hayatımızın uyanık başı dır.  Bizim yaşama irademizin gerçekleştiricisidir. Milli Şef in emrinde olmak Türk ulusunun emrinde olmak demektir (s. 266 -273)

Ertunç un şefperestlik dediği durumun net bir şekilde görüleceği alan kuşkusuz şiirdir. Öyleyse sıra, dönemin ilgili metinlerini incelemeye geldi.

Hayır, bu iş için kütüphanemizin şiir kitapları bölümünde bir gezinti yapmayacağız, zira elimizde bizim hizmetimize sunulmuş bir kaynak eser, bir antoloji bulunmaktadır: "Atatürk ve İnönü İçin Seçilmiş Şiirler" M. Faik Gerede tarafından derlenmiş bu antoloji Ankara da, 1945 de, "Zerbamat"ta basılmış. 143 sayfalık antolojinin 53 ilâ 89. sayfaları arası "Milli Şefimiz İnönü İçin Yazılmış Şiirler"e ayrılmış. Az da olsa sahaflık kıymetinden söz edilebilecek bu küçük kitap hakkındaki malumatı yeter gördükten sonra, "Milli Şef" hikâyelerine, hay Allah, manzumelerine bir bakalım:

Yusuf Ziya Ortaç "İnönü ye" başlıklı metninde neler yazmamış Hudutları İnönü nün çizmesi çizmiştir. Ata nın ruhu gökten eğilmektedir ve onu kutlamaktadır. Fakat ardından "Ata"nın pabucunu dama atar: "Ufkunda güneşler tutuşan yurdu yarattın"

Halit Fahri Ozansoy, "Dünya kana boyandı, sen korudun vatanı,/Sen babamız, canımız, İnönü kahramanı!" diye girer "İnönü ve Barış" manzumesine. O, "dehalar dehası"dır. "Gözleri insanlık duygusiyle yanan Türk"tür.  "Arzusu arzumuz, hedefi hedefimiz"dir. Ozansoy "Milli Şefi Dinlerken" başlıklı metninde ise "Türk yurduna yüksekleri vaat etti büyük Şef/Her cümlesi yıldız dolu bir ufka uructur." der

Behçet Kemal Çağlar "Lozan" manzumesiyle, İnönü nün kimliğinde Lozan Andlaşması nı kutsar, bayraklaştırır:  "Şimdi ayla yıldız var bayrağında./İnönü solunda, Lozan sağında". "Onsekiz milyon gönül dizilmiş iki yana/Yürüyorsun gülerek İnönünden Lozana". Manzume şu dizeyle biter: "Selam sana ey kalem ve kılıç kahramanı!"

Antolojide, "İnönü" başlıklı metinler hayli yekûn tutuyor. Bu başlığı kullananlardan Süreyya Endik,  "O kadar seninle kalbim dolu ki/Aklımın, erdiği her şeyde varsın" demektedir. Şaziye Berrin Kurt ise, "Çok sevgili İnönü/Ey eşsiz bahar günü./Güneş gözün bizlere/Ne şefkatli bakıyor,/Cana canlar katıyor.  M. Muhtar Kumral da sözünü "Lozan"a bağlayarak "Tarihte bir kaledir bayrağımızla Lozan!/ Hasta adam yok artık, öldü, silindi bu zan,/İnönü bir mınkibe, söyle, tükenmez ozan!" der Hikmet Turhan Dağlıoğlu da İnönü yü "Lozan Arslanı" olarak nitelerken "Muzaffer askerdir, yaman diplomat/Vatanın üstüne germiştir kanat./İsmetin güneşi parlasın dursun" dizelerini sıralar.

Mithat Ömer Kara Koyunlu nun "İnönü"sü "milletin baba"sı noktasına yoğunlaşır. Bu "Baba", halkını öz oğlu Erdal dan daha çok sevmiştir: "Ömrünü tükettin Milletim diye./Her Türkü Erdal dan daha çok sevdin".  S. Cenan imzalı manzumede ise İnönü "Türkü okşayan/Nurlu bir başkan!" olarak vasfedilir.

Mehmet Deligönül ün "İnönü"sü sırlı bir bilinmez dir: "İnönü topağı güzel kokar;/ İnönü nde bir sır vardır, bilinmez". Ayrıca, "Altaylar dan esen yel" ile İnönü arasında bir benzerlik vardır. Osman Darıcı "sırlı" İnönü ye bir adım daha attırır. O artık göklerdedir: "Ona döşek oldu göklerin katı/Yıldırımlar ondan aldı süratı/Lozanda dünya ile yarıştı atı/Kaniyle zaferi yazar İnönü" Benzeri ifadeleri Celal Sahir Muter in  metninde de görürüz: Manzumesine "Ey milletimin gözbebeği, ey büyük İsmet/Bizden sana bindir ebedî minnetü hürmet" şeklinde giriş yapan Muter, ilerleyen satırlarda İnönü yü ilahlaştırır, semalara taşır: "Aslan duruşunla müterahhim bakıyorsun /Sulh şimşeği halinde semâdan çakıyorsun"

Besim Atalay, "İnönü" adıyla anılan her mekânı "şan dolu kutsal yer" olarak görür. Zira üç asırdır beklenen "utkulu gün" bu "büyük baştutar" sayesinde memlekete gelmiştir.

İnönü için yazılmış manzumelerden iktibas yapmayı bırakıyor ve yazıyı bitiriyorum. İşte tam bu noktada, konuşulacak pek çok hususun ortada kalakaldığını söyleyebilirsiniz: 1940 lı yıllarda, nüfusun büyük çoğunluğu ekonomik bir sefalet içindeyken, Kazanç Vergisi, Muamele Vergisi, Varlık Vergisi, Yol Vergisi, vb. gibi isimler altında millet vergi zulmüne tâbî tutulurken; hatta, bu vergileri veremeyenlerin çalışma kamplarında "toprak kazmak ve taş kırmak" gibi işlerde zorla çalıştırıldığı ve bakımsızlıktan öldüğü (Bkz. Ertunç, s. 352-356) bilinirken   bir avuç manzume erbabı sorumluları ululama tarzı terennümü niçin seçiyordu Konuşulacak hususlardan birisi de, şu yıldönümlerinin mahiyeti: Doğrusu yıldönümü denilen günlerin, kimi karanlık dönemleri aydınlatmaya yarayabileceğini nicedir unutmuştuk

*

GALİP İSLÂM ŞAİRİ ÂKİF

Bugün İslâm şairi Mehmet Âkif in ebedî hayata kavuşmasının 71. yılı. Rehber şairimizi rahmetle anarken birkaç mısra-ı güzidesini sizinle paylaşmak istiyorum:

"Değil mi cebhemizin sînesinde îman bir;

Sevinme bir, acı bir, gâye aynı, vicdan bir;

Değil mi sînede birdir vuran yürek Yılmaz!

Cihan yıkılsa, emîn ol, bu cebhe sarsılmaz!" (Berlin Hatıraları ndan)

Bu arada, 29-30 Aralık 2007 günlerinde Türkiye Yazarlar Birliği ile İlim Yayma Cemiyeti nin ortaklaşa düzenleyeceği bir bilgi şöleniyle Mehmet Âkif yâd edilecektir. Biz de 29 Aralık günü bilgi şöleninin ikinci oturumunda bir bildiri ile yer alacağız. Gazetemiz okuyucularını TOBB Salonu nda görmek isteriz.

P. K. 205, Ulucami, BURSA  * http://cevatakkanat.blogcu.com