Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Yolunu Kur’an’la bulmak isteyenler için, Peygamberimiz’in şu hadisi önemli bir ışık tutar. Peygamberimiz, “Aranızda iki şey bıraktım. Onlara bağlı kaldığınız sürece asla sapmazsınız. Allah’ın Kitabı ve benim sünnetimdir. Bu ikisi, Kevser havuzunda benimle beraber bir arada bulunacakları vakte kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır” buyuruyor. Bu iki kaynağı, emaneti kendisine kılavuz edinen fert ve toplumlar adil bir düzen içinde yaşarlar. Yine Peygamberimiz, "Allah Teâlâ, bu kitapla; Kur’an’la nice toplumları yükseltir ve nicelerini de alçaltır” buyurmuştur. Yolunu Kur’an’la bulmaya çalışan fert ve topluluklar, saadet bulur. Yol yürürken Kur’an’a muhalefet eden, fert ve topluluklar ise zelil ve rezil olur. Bu değişmez bir kuraldır. Kur’an’da “veli” kelimesi ve türevleri, fert ve toplumu, yöneten, yönlendiren, onlara çobanlık yapan kimseler için kullanılır. Fert ve toplumu Kur’an’la yöneteler, Allah’ın mümin ve veli kullarıdır. Fert ve toplumu batıl kitap ve düzenlerle yönetenler ise ifsatçı şeytanın kölesi ve velisidirler. Bu farkı fark edemeyenler, İslam’ca bir ömür süremezler.
SİYASET
Siyaset; terbiye ve idare etmektir. İbni Abidin siyaseti: “Halkı, dünya ve ahirette kurtulacakları bir şekilde idare etmekle, onların menfaatlerine çalışmaktır ki bütün İslami hükümler başta ‘iman’, sonra ‘siyaset’ mihverinde döner” şeklinde tarif etmiştir. Çünkü kendi kafasına göre ahkâm icat edenlerin yönetimi, ekseri ahvalde zalimane bir idare, kamunun hukukuna ters siyasettir ki, İslam bunu haram kılmıştır" diyen İbni Abidin, müminler için meselenin ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Siyonizm’in, zalim Batı’nın tesiri altındaki her türlü siyaset, zalimdir. Zalim siyasetin özünde Siyonizm ve zalim Batı vardır ve bunların kökü de Firavunlara dayanır. Adil siyasetin temelinde Kur’an ve Sünnet vardır ve tarihte bu siyasetin öncüleri, peygamberler olmuştur. Müslümanların taraf olacağı siyaset, peygamberlerin öncülük ettiği adil siyaset olmalıdır. Deniliyor ki, bu siyaset bugün için nerededir? Cevap Millî Görüş’tedir? Deniliyor ki; Millî Görüş iktidara gelemez, buna müsaade etmezler? Bunu diyenlere deriz ki, siz Siyonizm’in, zalim Batı’nın zahiri gücünü Allah’ın hakiki gücünün üstünde mi görüyorsunuz? Siz zalimlerin siyasetine karşı, ümmet halinde mücadele ederseniz Allah size yardım eder ve siz iktidara gelirsiniz. Ve ey siz, niçin kendi suçunuzu Allah’ın üzerine yıkmaya çalışıyorsunuz. Siz, adil siyasetle yönetilmek istemediğiniz için zalimlerin siyasetiyle yönetilen bu ülkede, faizle, haksız vergilerle ve de israfla eziliyorsunuz. Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve yeni bir saadet dünyasında yaşamak istiyorsanız Millî Görüş’e dönecek, adil bir düzenin kurulması için mücadele edeceksiniz. Millî Görüş’e dönmek demek Saadet Partili olmak demektir.
DEVLET
İslam’da devlet: Müminlerin, İslam’ın adil bir düzeni içinde yaşamak üzere teşkilatlanıp güç aldıkları siyasi kişiliğin adıdır. Devlet amaç değil, araçtır. İslam; devlete adil bir düzeni yürütme amacını yüklemiştir. Devlet; yaratandan ötürü, yaratılana her türlü hizmeti yapmanın aracıdır. Peygamberimiz; devlet adamlarının halka hizmet ettiği kadar, efendi olacağını bizzat kendi uygulamaları ile göstermiştir. Nitekim Peygamberimiz mecliste su dağıttığı sırada yabancı bir elçi gelir ve sorar: “Bu toplumun efendisi kimdir?” Peygamberimiz, “Toplumun efendisi, o topluma hizmet edendir” cevabını vermiştir. Kur’an’da devlet, sermayenin, beli sınıflarda toplanması değil, adil bir şekilde herkese dağıtılması olarak ifade edilir. Haşr 7: “Allah’ın o fethedilen ülkeler halkından, peygamberine ayırdığı ganimetler Allah, peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Bu paylaştırma böyle yapıldı ki, o ganimet malları içinizden zengin olanlar arasında dolaşıp duran, bir devlet, servet ve güç haline gelmesin. Bu sebeple peygamber size ne verirse ve ne getirirse ve ne de emrederse onu alın ve sizi neden sakındırıp yasaklarsa ondan elinizi çekin, yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışın, çünkü Allah’ın azabı çetindir.” Devlet; hükümde adaleti, paylaşımda, toplumun refahını esas almıyorsa, zulmün ve haksızlıkların aracı olarak kullanılıyor demektir.
ADİL DÜZEN
İslam’da çevre de, iktidar da Allah’ındır. Mülk de, hüküm de Allah’a aittir. Bir kula ve kadroya iktidarı veren de alan da Allah’tır. Adil devlet yönetimi Allah’ın rızasıdır. Allah; devlet ve iktidar aracını, zulüm için kullananlara gazap eder. Adil devletin şiarı, Adil Düzen’dir. Adil Düzen, bütün insanlığın saadetini esas alacak kadar geneldir. İnsan fıtratıyla uyumlu doğal bir düzendir. Adil Düzen, hem maddi kalkınmayı hem de manevi kalkınmayı birlikte ele alır ve yürütür. Adil Düzen, ırki, coğrafi ve etnik bir temele dayanmaz. Bu düzende önemli olan, insana hizmettir. Adil Düzen; barış, huzur ve emniyet düzeni olduğu için fitne ve fesada geçit vermez. Adil Düzen ile yönetilen bir devlet, marufu emreder, kötülükleri yasaklar. Nesilleri sağlam ve fıtrata uygun bir muhteva ile eğitir. Materyalizme, kapitalizme ve liberalizme itibar etmez.
Adil Düzen’de devlet başkanı, halkın hizmetkârı gibidir. Yargısı, hakkı üstün tutar ve adil olur.
Adil Düzen’de faiz olmaz, vergiler üretimden alınır, bütün tüketim araçları vergi dışıdır, tüketimden ve ücretlerden vergi alınmaz. Dolaşan para üretimin karşılığıdır. Devlet açıktan para basmaz. Adil Düzen, bir denetim, disiplin ve ciddiyet düzenidir. İsrafa ve düzensizliğe, ölü yatırımlara müsaade etmez. Adil Düzen, fert ve toplum arasında fırsat eşitliğini sağlar.
Adil Düzen’de devlet, kâmil manada sosyal devlettir. Doğuştan insanın sahip olduğu bütün hakları koruma altına alır. Selam hidayete tabi olanlara…