Son dönemlerde kentsel dönüşüm lafını oldukça sık duyar olduk.
Kentlerdeki yapı stoklarının depreme dayanıklı olmadıkları ileri sürülerek yıkılması ve yerlerine depreme dayanıklı binaların yapılması teşvik ediliyor.
Yani kentsel dönüşüm furyasının görünürdeki nedeni depreme dayanıklı binaların yapılması!
Ama bir de görünmeyen nedeni bulunuyor.
Üç katlı, dört katlı binalar yıkılıp yerlerine adeta gökdelenler inşa ediliyor.
Yani görünür olmayan nedeni rant hesapları oluşturuyor.
Bu da kentlerdeki nüfus yoğunluğunun katlanmasına yol açıyor.
Kentsel dönüşüm, kentlerdeki insan ve araç sayısını ikiye, üçe katlıyor!
Bu nedenle kentsel dönüşüm yerine köye geri dönme projelerine ağırlık verilmesinin daha sağlıklı bir adım olacağını savunuyoruz.
Yıllardır ihmal edilen köylerimiz yeniden canlandırılmalı ve cazibe merkezleri haline getirilmeli diyoruz.
Zira okulları ile sağlık ocakları ile köylerimiz tekrar ayağa kaldırılmadıkça kentlerdeki nüfus yoğunluğunun önüne geçmek mümkün olmayacaktır.
Özellikle de kentlerde yaşamak zorunda bırakılan emeklilerin köylerine dönmelerini sağlayacak adımlar bir an önce atılmalıdır.
Kentlere yığılıp kalan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilmek elbette köylerde yaşayanların ihtiyaçlarına cevap verebilmekten katbekat zordur.
Kuşkusuz köyde yaşam, beraberinde basit de olsa üretim faaliyetini de getirecektir.
İnsanlar temel ihtiyaçlarının önemli bir kısmını kendileri üretir hale geleceklerdir.
Kentlerde herkes sıradan bir tüketici konumunda iken köylerde yaşayan herkes üretici bir hal alacaktır.
Kentsel dönüşüm ile kent nüfusları katlanacağına, köylere dönüş projesi ile insanların huzur içinde yaşayabilecekleri en güzel ortamlar oluşturulmalıdır.
Kentsel dönüşüm furyası depreme dayanıklı binalar tezinin ardına saklanıyor ama yapılan binaların depreme ne kadar dayanıklı oldukları henüz test edilebilmiş değil!