Bu millete hak etmediği hemen her menfi söz söylendi. “Aptal” denildi, “Koyun gibi” denildi, “Benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir sayılır mı?” diye tepeden bakıldı. Hepsi için değilse de kısmi ekseriyeti için “saf, temiz ve çocuk ruhlu” olduğu söylendi mi acaba? Bilmiyoruz. Nasıl ki ağlayan çocuğa yalancı bir meme verildiğinde hem susuyor, hem de mutlu oluyorsa; aynen bunun gibi bu milleti yıllarca idare edenler, rantı, nimeti hep mutlu azınlığa verdiler. Külfetin yükünü ise bu saf, temiz, çocuk ruhlu millete yüklediler. Köprünün, havaalanının, şehir hastanelerinin zararlarını bu millete ödetirken, “Önümüzde bayram var, sizi sevindireceğiz” diyerek emekliye ikramiye, evde bakım ücreti alan engellilerin bakım parasını bayramdan önce vermek, adeta ağlayan çocuğa yalancı meme verip susturmak değil de nedir? İşte onun için bu millete çocuk ruhlu diyoruz.

Bugünlerde yine birilerine rant sağlama uğruna doğayı katletme çalışmaları maalesef tepkilere ve eylemlere rağmen devam ediyor. İnsan sağlığına doğrudan müspet etki eden Kaz Dağları’nın ormanları, altın uğruna yabancılara peşkeş çekiliyor. İnsan sağlığı, altından daha kıymetlidir.

“Ağustos ayında yağıyorsa kar,

Karadan denize tsunami var.

Siyanürsüz seçip 24 ayar,

Altını, gümüşü bulan kim oldu?”

Yani şairin dediği gibi iklimler o kadar değişim gösterdi ki… Küresel ısınmaya sebep olan bu ağaç katliamına son verilmediği gibi üstelik altını, gümüşü de yabancılara veriyorlar. Yap-işlet-devret deniliyor. Evet, ekonomide yap-işlet-devret modeli vardır. Doğrudur da… Yalnız kâr etmek şartıyla. “Kasadan para çıkmıyor” diyerek işte bu çocuk ruhlu diye tabir ettiğimiz garibanın boynuna doğacak zararları yüklerseniz, o zaman bunun adı yap, işlet, devret olmaz; yaparak, işleterek milleti sömürmek olur.

Millet sömürüldükçe fakirleşiyor. Bugünlerde zamlanmayan hemen hemen hiçbir madde kalmadı. Akaryakıta, doğalgaza, elektriğe, kiralara ve sigaraya astronomik ölçüde zam geldi. Bu zamlar altında vatandaş inim inim inlerken Kurban Bayramı geldi çattı. Kurban pazarlarına bakıldığında vatandaşın alım gücü yok, mutsuz… Üretici satamıyor, o da mutsuz… Eee ne demeli şimdi?

“Bayram geldi neyime, Kan damlar yüreğime.”

Kan damlıyor. Çünkü kurban kesme vecibesini yerine getiremeyenler ne yapabilir ki? Olsa olsa Zekeriya Beyaz’ın dediği gibi “horoz kurban edebilir”. Onu da alacak gücü varsa tabi… O da kurban olmaz. İşte hâl böyle, ekonomi damadın söylediği gibi değil, maalesef milletin yaşadığı gibi…

Evet, önümüzdeki Pazar günü idrak edeceğimiz Kurban Bayramı’nın tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyor, saygılar sunuyoruz…