Son bir asırdır, “Batı tarzı” gündemde. Gerçekte artık “Batı tarzı”nın gündemimizden çıkması lâzım. Zira bu “tarz” fıtrata ters, fıtratımıza ters. Evet, “Jön Türkler” bir züppelik yaptı. O züppelik devletin ve milletin başına ne işler açtı. Yani şimdi sıralayalım mı? Lüzum yok! Zira herkes biliyor.

Batı’nın, ahlak, namus, iffet anlayışı bize ters. Daha doğrusu onlar namus, iffet bilmiyorlar, tanımıyorlar. Asya’nın gayr-ı müslim ülkelerinde bile iffete, namusa dikkat edilirken, müstehcenliğe, pornoya karşı çıkılırken, Batı’da bu konuda sınır konulmuyor. Kıyafetler müstehcen, zina serbest, namuslu, iffetli yaşayış neredeyse imkânsız gibi. Bu yapısıyla Batı’nın laikliği Lenin’in komünistliğinden daha tehlikeli.

Batı’nın siyaseti de bize ters. Onlarda ölçü, endaze yok. Dün birbirine olmadık lafı edenler, bugün bir araya gelebiliyor. Birbirine söyledikleri laflar kavgada bile söylenmedik türden olsa, hatta cinayet sebebi olacak kadar ağır olsa, bir anda unutulabiliyor ve üzerine bir bardak soğuk su içilebiliyor. Batı siyaseti sadece ve sadece menfaate, çıkara dayalı. “Menfaatime zararı dokunmasın da ne olursa olsun!” düşüncesi hâkim. “İster bana söv, ister hakaret et, ama yeter ki menfaatime dokunma! Çıkarlarıma çomak sokma!” derler. Bunu da uygularlar. Yüzlerine tükürseniz, “yağmur yağıyor!” derler.

Batı’nın kanunları da bize ters. Onlar, Allah-u Teâlâ’nın koymuş olduğu teklifî kanunlardan bir tekini bile kabul etmezler. Kendi akıllarını İlâh edinmişlerdir. O bakımdan durmadan kanun değiştirirler. Muharref dinleri olan Hıristiyanlıktan kanun aldıklarını söylerler, ama pek çok hususta o muharref dinlerindeki esasları da kâle almazlar. Meselâ, Hıristiyanlıkta da “süt kardeşle evlenmek yasaktır” ancak, birçok Batı ülkesinde buna dikkat edilmez. Hıristiyanlıkta da zina yasaktır. Ancak yine birçok Batı ülkesinde bu yasağa dikkat edilmez.

Batı’nın kılık kıyafeti de bize uymaz. Bizim tarih boyunca giyindiğimiz kılık kıyafetlere bakınız, o kıyafetlerin bir asaleti vardır. Bizim hanımların kıyafetinde “tesettür” esastır. Batı’da ise vücudu pazarlama esastır. Tıpkı pazar tezgâhındaki veya mağazalardaki ürünlerin satılmak için cazip hale getirilmek istenmesi gibi, vücudun belli kesimleri ön plana çıkarılır. Bununla sanki “pazarlama taktiği” uygulanmak istenir. Batı’nın erkek kıyafetleri de “abidik gubudik” tarzdadır. Kıyafetlerini “modacılar” belirler ve devamlı değişkendir. Bu ise israfa dayalı bir tarzdır. Oysa bizim tarzımız iktisada endekslidir.

Batı’nın örfü, ananesi, kültürü de bize uymaz. Batı’da akrabalarla, komşularla güzel geçim ve yardımlaşma esası yoktur. İlişkiler “çıkarlara” endekslidir. İnsanlara şefkat, merhamet, karşılıksız yardım yoktur. Oysa bizde karşılıksız yardım, şefkat esastır. Batı’nın asla anlayamayacağı zekât ve sadaka müessesesi vardır. Onlar ise karşılıksız bir bardak su bile vermezler. Oysa bizde kanadı kırık kuşlara yardım için vakıflar kurulmuştur. Sokak hayvanları bile aç bırakılmaz.

Batı’nın ekonomi anlayışı bize terstir. Batı’nın ekonomisi israfa ve faize dayanır. “Sen çalış, ben yiyeyim” düşüncesi esastır. “Ben tok olayım da başkası isterse açlıktan ölsün, bana ne!” derler. Bizde ise bu iki Batı felsefesi de reddedilir. Bizim inancımıza göre faiz haramdır. Zekât vermek ise farzdır. Bir kimse zengin ise zarurî harcamaların dışında birikmiş kazancın üzerinden bir yıl geçtikten sonra onun kırkta birini 8 sınıfa, bu arada en belirgin sınıf olan fakire verecektir.

Hepsinden mühimi, Batı’nın inancı bize terstir. Bizim inancımız Tevhid’e dayanır. Allah-u Azimüşşan’ı Zât’ında, sıfatlarında, isimlerinde, fiillerinde ve şuûnatında “birleriz.” Allah-u Teâlâ’nın eşi, benzeri ve ortağı yoktur. Oysa onlar “teslis” akidesini esas alırlar. Âhiret inançları sakattır. Cesetle dirilmeye inanmazlar. Allah-u Teâlâ’nın kıyamete kadar gelecek bütün insanlara iki cihan saadetini kazanma yolunu gösteren Peygamber Efendimize (S.A.V.) ve insanlara tebliğ ettiği Allah’ın kitabı Kur’an-ı Azimüşşan’a inanmazlar.

Batı’dan bir tek, insanlığa faydalı, ilim, teknik, sanat alabilir, mütekabiliyet esasına dayalı ticaret yapabiliriz. Onun ötesinde Batı tarzı bize uymaz, bizi bozar ağa!..