Günümüz siyasasında belki de genelinde güçlü olanın sesi

ve etkisi üzerinde ayrıca durulmalı. Bu durum ve tutumlar neler doğuruyor,

nerelere götürüyor, neler yaptırtıyor İnsanların güç karşısındaki tutumu veya

siyasa adamının etrafında bulunanların davranış biçimleri aslında bırakın

ironiyi kara mizah denilecek bir durumun sergilenmesine neden oluyor. Güçlü

Adam bir şey söylüyorsa, onun doğruluğuna, yanlışlığına, sahihliğine

bakmaksızın etrafında bulunanlar onu bir papağan gibi yineliyorlar. Güçlü Adam

bir süre veya bir gün sonra tersini söylüyorsa hemen onlar da aynısını

yapıyorlar. Özellikle bu, bugün için çok çok geçerli. Bu konu üzerine

düşünürken Şevket Süreyya Aydemir in Suyu Arayan Adam kitabında geçen bir

bölüm aklıma geliverdi. Üç Ali den biri, yeni başkent olan Ankara da bulunduğu

kurumun merdivenlerini çıkan bir genci, başında hasırdan bir fötr şapka ile

görür. Birden hiddetlenir, köpürür sözcüğü sözcüğüne tam olmasa da şöyle

seslenir ona: Bunu senin deden mi baban mı giyiyor ulan! der gence okkalı bir

yumruk indirir, genç merdivenlerden yuvarlanır gider. Hemen bir gün sonra şapka

kanunu çıkmış herkes bu emre uymuş, söz konusu Ali de başına hasırdan bir fötr şapka

başına geçirir.

Bugün için aslında birkaç gündür tartışma konusu olan

başörtülü rektör hanım ile ilgili yaşananlara baktığımızda neler anımsadık,

neler Merhum Erbakan Hoca: Rektörler başörtülülere selâm duracak dediğinde

yer yerinden oynamıştı. Hatta en yakın çevresine kadar hemen herkes bunu

yadırgamış, bunun yeri ve zamanı mıdır diye söylenmişlerdi. Hocanın bu tavrı ve

bakışı bir öngörü müydü, bir sezgi miydi, bir feraset miydi Ne olursa olsun

bugün gelinen durum bakımından önemli.

Medyada rektör hanımın başörtülü fotoğrafını görünce o

gün söylenenleri anımsadık. Bu duruma artık kimse olumsuz tepki vermiyor, hatta

en karşıtlar bile bunu kabullenmiş görünüyorlar. Cehepe gibi faşizm ruhlu bir

parti bile kendi geçmişini ve ruhunu inkâr ederek başörtülü bayanları

seçimlerde aday gösterebiliyor. Bu yeni gelişmelerden ötürü üzücü olan ne Bu

ortamı hazırlayan iktidar bu rektör hanımın başını örtmesini bir türlü

hazmedemiyor. Bir süredir tartışma konusu olan bir gerekçe bahane edilerek bu

hanımefendiye saldırılıyor. Bayan rektörün cemaat mensubu oluşu bahane edilerek

bir saldırı kampanyası yürütülüyor. Asıl üzücü olan taraf şu ki, hanımefendinin

büyük bir özveriyle ve cesaretle ortaya koyduğu tutum göz ardı ediliyor.

Diyelim ki bu bayan cemaat mensubu olsun ve diyelim ki bir başka niyeti olsun,

bu nasıl mantıktır ki böyle bir kampanya yürütülüyor. Kaldı ki bir süre sonra

görev dönemi bitecek, iktidar onun bir daha görevlendirmeyebilir. Onu oraya

getiren Sayın Cumhurbaşkanı değil midir Bir rektör belirlenirken sanırım kılı

kırk yaran bir bakışla bir tercihte bulunuluyor. Orada o bayanın varlığı

cemaate veya çevresine ne gibi kazanımlar sağlar ki Bu nasıl bir mantıktır ki

başörtülü bir bayan üzerinden böylesi bir kampanya yürütür Üstelik kendilerine

karşı yürütülen yolsuzluk kampanyasının bir benzerini karşı kampanya

yürüttükleri bayan için yapıyorlar. Ne kadar tuhaf bir durum değil mi

Buradan yola çıkarsak Güçlü Başkanın yaptığı her eylem

birebir haklı ve doğru mudur Biz insanız, hata yapma payımız elbette var. On

iki yıllık iktidar döneminde yasalar çıkarıldı, sonuçları istendiği gibi

olmadığı ve hatta yanlış olanları bile kabullenilerek değiştirildi. Kimi

yasalar da AB ile yapılan anlaşmalar gereği dayatma sonucu çıkarıldı. Bu

çıkarılan yasalardan kendilerinin de memnun olmadığı ortada. İdam

kaldırılırken, bir süre sonra Sayın Başbakan idam için kampanya bile yürüttü.

Güçlü Başkan ın etrafında yer alan kimi sözcülere

baktığımızda geçmişlerini bildiğimizden, onların cansiperane laf

yetiştirmeleri, sözcülükte bulunmaları ve hatta çırpınışları hiç de sağlıklı

görünmüyor. Bu tipler, sayın başkan kaşlarını çatsa onlar da çatar, gülümsese

gülümser, gürlerse gürlerler. Onlar zaten asla kendileri değildirler, bir

bakışları yoktur efendilerinin gözlerinin içine bakmakla kendilerini görevli

sayıyorlar. Bir zaman sonra da görevleri bitince bir kenara atılıyorlar.