IŞID’ı protesto etmek için sokağa dökülenlerin aslında amacı gerçekten protesto etmek miydi Ben bunun böyle olmadığını iddia ediyorum. Gerçekten protesto yapmak isteyen siyasi parti bir miting düzenleyebilirdi. Nasıl Saadet Partisi İsrail’i telin mitingleri düzenlemişse, pekâlâ HDP’ de bir “Kobani” mitingi düzenleyebilirdi. Ama böyle yapmadı. “Kobani düşerse, barış süreci biter” tehdidinde bulundu. Aslında HDP’nin amacı 2003 yılında AKP’nin onayladığı İkiz Yasalardan doğan hakkını talep etmesinden başka bir şey değildi. Bunu talep etmesinin dili yanlış. Başından beri, HDP’nin ya da BDP’nin amacının barış olmadığı, aslında özerk bir Kürdistan’ın peşinde olduğu bugün daha bir net olarak ortaya çıkmıştır. Bu Milli Gazete’de olsun, TV5’de yapılan tartışma programlarında olsun, hep dile getirilmiş ve hükümete uyarılarda bulunulmuştur.

İkiz yasalardan doğan talebini sokakları terorize ederek, yanlış bir dille yapmaktadır. ”İstediğimi vermezsen, yakarım, yıkarım”ın beden dilidir, yakmalar, yıkmalar ve yağmalamalar. Gerçekten bu ülkeyi sevseler, bu ülkeyi kendi vatanları olarak görmüş olsalar, milletin ve devletin malına zarar verirler miydi Yapardı mitingini, duyururdu sesini. Ama yapılmak istenen, Türkiye’nin sınır güvenliğini ortadan kaldırmak kaos ortamı meydana getirmek. PYD’ye katılmak isteyenlere devlet izin versin, ama bir daha geriye dönmelerini engellesin. Azerbaycan’da IŞID’e katılanların geri dönmesi durumunda 12 yıl hapis cezası verileceğini hükümet ilan etti. Pekâlâ, bunu Türkiye de misliyle yapabilir.

HDP “sokaklara çıkın” çağrısından sonra, barış sürecinin aktörü olmaktan çıkmıştır. HDP artık yıkıcı ve yakıcı aktördür. Bu süreç ne HDP ile ne de BDP ile yürütülebilir. Sokakları kim terörize ederse etsin, mutlaka yakıp, yıktığının bedeli ödettirilmeli, bu olayların sorumluları kanun önünde yargılanmalı ve cezasını çektikten sonra da mutlaka sınır dışı yapılmalıdır. Dili, ırkı ve dini ne olursa olsun yaptığı terörün ve verdiği zararın bedelini ödemek zorundadır. Bu ülkeyi vatan olarak görmeyen ve Vandalizmin içinde bulunanların bu ülkede yaşamaya hakları olabilir mi 27 il 68 ilçede olaylar oluyor ve bu ölen 37 kişiden 4’ü linç edilmiş, 3’ü yanarak hunharca öldürülmüştür. Sakallı olduğu için IŞID mensubu muamelesi yapılarak öldürülmesi nasıl açıklanabilir Bu nasıl bir kin, öfke ve psikoloji Bu kadar kolay mı insan öldürmek Tavuk mu boğazlıyorsunuz Bunu yapanlar insan olabilir mi Yaşadığı korkudan bebeğini düşüren kadını nasıl teselli edebilirsiniz Kürt kardeşlerimizi sokaklara davet etmek, bir Cumhurbaşkanı adayı olan Selahattin Demirtaş’a yakışmamıştır. Bu çağrıyı tarih asla affetmeyecektir.

Kobani gerginliğiyle verdikleri zararın, gün ağarınca korkunçluğu ortaya çıktı. Otobüs durakları, bankalar, ATM’ler, okullar, öğretmen evlerini kundaklayanlar, milletin araçlarını yakanlar, benzin istasyonunu yakmaya çalışanlar, ambulanslara saldıranlar, Kürt vatandaşlarımıza ait işyerlerinin yakılması ve yağmalanması nasıl bir davayla açıklanabilir Ölenlerin tek sorumlusu HDP’dir ve mutlaka kanun önünde hesap vermelidir. Pervin Buldan; “Kobani düşerse, çözüm süreci biter” sözüyle tehdit etmektedir. Bu gücü nereden almaktadırlar. “Nasılsa sokakları terörize ediyoruz, bu hükümet bize mahkum” düşüncesiyle mi hareket ediyor ya da arkamda nasılsa ABD ve başka ülkelerin istihbaratları var” deyip buradan mı güç alıyorlar Resmen bu bir isyandır ve ikinci gezi eylemidir. İsyanın da bedeli yüce divanlık değil midir

EY HDP! Senin davan yakıp, yıkıp ve yağmalamak üzerine mi kurulmuştur. Türkiye’nin kucaklayıcı bir partisi olup, sükûnetle neden barış sürecini yürütmüyorsun Neden vatandaşlara suhulet ve sükûneti telkin etmiyorsun Ölen gençler vermiş olduğunuz beyanatların sonucu değil mi

Nasıl bir akıl tutulması

Sizler sokakları yakıp yıktığınızda Kobani mi kurtulacak Allah aşkına siz bir siyasi parti değil misiniz Sizler, müzakere ve siyasi çalışmalarla insanlara yaklaşmanız gerekmiyor mu Kim yakarak yıkarak bir netice almıştır Bu devlet, sizin yakıp yıkmalarınıza karşı size teslim oluyorsa, bu millet bu devleti tanımaz ve yeniden İstiklal marşı yazar. Siz bunu bizden daha iyi biliyorsunuz. Ailelerin iç içe girdiği ve yıllarca beraber yaşadığımız bu düzeni koruyacağınıza neden yıkıyorsunuz İlle Kobani’ye destek olacaksanız, neden hep beraber oraya gidip savaşmıyorsunuz Sizin savaşınız bizle mi yoksa IŞID’le mi Taş attığınız askerden yardım istemek, yardıma zorlamak onursuz bir davranış değil midir Yapacaksan siyaset, onurunla, şerefinle ve aklınla yapmalısın, yakarak, yıkarak ve tehdit ederek yapılana siyaset denmez. Bu siyasi anlayışa bu millette pabuç bırakmaz.

Can alıcı soru

1- Bu olayların yaşanmasında ve meydana gelen yağmalamalarda Suriye’li, Irak’lı Kürt ve Arap misafirlerimizin dahli var mıdır Eğer misafir ettiğimiz, kapımızı ve soframızı açmış olduğumuz bu insanlar bize bu hainliği yaptıkları tespit edilirse ivedilikle geri gönderilmesi gereklidir. Bu affedilebilir davranış değildir!

2- CHP Genel başkan Yardımcısı Sengin Tanrıkulu attığı twitt CHP’nin gerçek yüzünü göstermektedir. Attığı bu twitt karşılığında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu mutlaka bu şahsı görevden almak zorundadır. Bu millet bunun bedelini CHP’ye sandıkta çok kötü ödetecektir. Ama ben inanıyorum ki, gezi olaylarında polise küfür eden milletvekilini disipline göndermeyen Kılıçdaroğlu bu şahsa da bir şey yapmayacaktır. Hatta sahip çıkacaktır. Çünkü yanlışa sahip çıkmak fıtratında var

3- Ölen bunca insanımızın hesabını vermek üzere sokakları işaret eden HDP yöneticileri kanun önünde hesap vermesi sağlanacak mı Çözüm süreci etkilenir diye geri adım mı atılacaktır Milletvekillikleri düşürülecek mi Anayasa Mahkemesi’ne partilerinin kapatılması için dava açılacak mı

4- Muhalefetin barış sürecinde yer almaması bu sonucu doğurmuş mudur Muhalefet Türkiye’nin milli çıkarları söz konusu olduğunda neden hep muhalif olarak hareket eder