"Erkek kardeşim Mücahid Erbakan TUĞRUL 12.04.2012  Sağlık Bakanlığına bağlı Beykoz Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine sabah 8e randevu alarak gitti.  Sırası geldiğinde doktorun yanına giriyor ve yapması gerektiği gibi şikayetini anlatmaya başladığında doktor "sana sormadan konuşma!" diyor. Kardeşim ağrının da verdiği acı ile bir şey söylemek istemiyor ve "peki hocam" diyor... Doktor filme gönderiyor... Kardeşim film çekildikten sonra yaklaşık 2,5 saat bekliyor... Orada olan memur Mehmet beye "ben daha ne kadar bekleyeceğim " diye sorduğunda doktor hemen alacağını söylüyor ve nihayetinde içeri giriyor... Doktor ne filme ne de ağzına bakıyor... Sadece "20 gün sonraya randevu al!" diyor... Kardeşim başhekime gitmek  istiyor, izin vermiyorlar... Bu kez hasta haklarına gidiyor ve durumunu izah ediyor... Beykozda özel bir yurtta kaldığını ve üniversiteye hazırlandığını, 3 gündür diş ağrısı çektiğini ve gece dahi uyuyamadığını ifade ediyor...  Bu  kez hasta hakları bölümünden doktorun yanında duran memuru arıyorlar.. "Şikayet mi edildi " diye soruluyor... Hasta haklarındaki memur "Şikayet değil, çocukla tekrar ilgilenilmesi gerektiğini" izah ediyor ve kardeşimi tekrar doktorun yanına gönderiyorlar... Fakat kardeşim memurun yanına gittiğinde doktor dışarı çıkıyor ve kardeşime, "Ne o, bir randevu alıp gidemedin mi, anlaşamadınız mı " diyor...  Kardeşim de doktora hitaben "Mehmet abi ile anlaştık fakat sizinle anlaşamadık... Size sınava hazırlanıyorum, dişim ağrıyor, gece uyuyamıyorum, sabah 5te kalkıyorum diyorum, siz bana 20 gün sonrasına randevu veriyorsunuz..." deyince doktor kardeşime, "Bu ne cüret! Sen nasıl benimle böyle konuşursun Bu nasıl öz güven " tarzında bir konuşma yapıyor...  Hemen akabinde görevli memur, "İlaç yazın bari doktor hanım..." deyince doktor ilaç yazıyor ve kardeşime atıyor... Ardından memur Mehmet beye de, "Bu hastayı kesinlikle bana vermeyin istemiyorum, bu şartlar altında çalışamam..." diye de anlamsız bir konuşma yapıyor... (ÜMMÜGÜLSÜM TUĞRUL)

Bu maili bana atan hanımefendi ile ayrıca konuştum...

Bakanlık nezdinde de girişimlerde bulunmuşlar...

Haklarını aradıkları için kocaman bir bravo...

Sağlık Bakanı Recep Akdağın bu konularda ne kadar hassasiyet gösterdiğini de biliyorum.

Ama inanın sayın Bakan; buna benzer manzaralar özellikle Ağız ve Diş Sağlığı Hastanelerinde o kadar çok yaşanıyor ki...

İsterseniz bir gün tebdil-i kıyafet yaparak birlikte Okmeydanındaki Diş Hastanesine gidelim...

Şaşıracaksınız...

Bir cümle de bu mağduriyeti yaşattığı anlaşılan o doktor hanıma; Hipokrat yemini edip etmediğinizi tam olarak anlayamadım... Ama hastanelerin girişindeki "Doktorunuzu seçmek hakkınızdır.." cümlesini de hiç okumadınız anlaşılan..

Pes doğrusu...

Bakan Eroğlundan kritik soruya kritik cevap!

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğluna bir soru sordum, geçen yazımda...

Şu değerlendirmeyi yaparak;

"HESler kurulmaya başlandığında Türkiyenin neresinde, hangi akarsu yatağının olduğunu, nerelerde HES kurulabileceğini gayet iyi bilen bazı Bakanlık bürokratları bu alanları birilerinin üzerine kapattılar. Ve izleyen aylar/yıllarda bu alanları ikinci, üçüncü şahıslara yüksek fiyatlarla devrettiler..."

İddia bu şekilde uzayıp gidiyor...

Ne dersiniz sayın Bakan

HESlere ilişkin bu türden dedikodular sizin de kulaklarınıza kadar geliyor mu, acaba

Geliyor olmalı ki, Bakanlık Basın Müşavirliğinden bir açıklama aldım... Virgülüne dokunmadan buraya alıyorum:

"Gazetenizin 11 Nisan 2012 tarihli sayısında yayınlanan "Bakan Veysel Eroğlu bu iddiaya ne diyecek" başlıklı yazınız üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması  gerekli görülmüştür.

Ülkemiz enerjide maalesef dışa bağımlı konumdadır. Her yıl enerji ithalatı sebebiyle milyarlarca dolar yurt dışına çıkmaktadır. Bu sebeple ülkemizin ihtiyacı olan yatırımlara aktarılacak kaynaklar ülke dışına akmaktadır. Bu tabloyu değiştirmek adına özellikle 2003 yılından itibaren uygulanmaya başlanılan yeni yatırım stratejileriyle çalışmalara yeni bir ivme kazandırılmıştır.

Fakat ülkemizin kullanılmayan hidroelektrik potansiyelini daha kısa bir sürede devreye sokabilmesi için Kamu yatırımları yanında özel sektörün çalışmalarına da ihtiyaç bulunmaktadır. Bu sebeple hidroelektrik enerji üretiminde milat olarak kabul edilen ve 2003 yılında 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Çerçevesinde Yürürlüğe giren "Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği" ile özel sektörün hidroelektrik enerji yatırımlarında önü açılmıştır. Böylelikle ülkemizin hidroelektrik enerji potansiyelinin tamamından faydalanabilmesi adına topyekûn bir seferberlik başlatılmıştır.

Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliğinin 7nci maddesinde "...Yapılan ilk müracaat DSİ internet sayfasında yayımlanır ve otuz gün boyunca proje diğer müracaatlara da açık tutulur. Otuz gün sonunda kesinleşen müracaatlar ayrıca yayımlanır." hükmü yer almaktadır. Bu çerçevede HES müracaatları başvuru şartlarını sağlayan bütün firmaların müracaatına DSİ web sayfası aracılığıyla açıktır.

İlgili mevzuatlar başvuru şartlarını kolaylaştıracak şekilde düzenlenmiştir. Siz de kuracağınız bir şirketle -şartları taşımak kaydıyla-  bu projelere müracaat edebilirsiniz. Bunun için yukarıda http://www.dsi.gov.tr/faaliyetler/hes-su-kullanim-anlasmalari sayfasını incelemeniz yeterlidir.

Netice itibarıyla HES müracaatları ile alakalı şeffaf bir süreç söz konusudur. Rekabet koşullarına açılmadan bir projenin bir kimseye verilmesi kesinlikle söz konusu değildir. Projelerin devredilme hususu Ticaret Kanunu çerçevesinde tesis edilen bir işlem olup, bu devirlerin engellenmesi hususunda her platformda en büyük mücadeleyi Sayın Bakanımız vermektedir.

Göndermiş olduğumuz cevap metni, kanuni haklarımız saklı kalmak kaydıyla, aynı sayfada, aynı köşede, aynı puntolarla yayınlanmak üzere bilgilerinize sunulur."

NOT:  Bugün 16 Nisan  2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni, Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 3 ay 16 gün eksildi. Oysa, yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz..