Dedem aileyi bir arada tutan otorBabam atmışlı yaşlarında

dahi dedemin adı geçtiğinde korkuya kapılır ve oturduğu yerden doğrulurdu.

Babam baba sıcaklığından mahrum büyümüştü. Büyükannem bu açığı kapatmaya

çalışsa da, o bunu yeterli bulmaz ve ilerlemiş yaşına rağmen baba açlığını her

zaman hissederdi

Bazı insanların empati yeteneği gelişmiştir ve geçmiş

yaşantılarında duçar oldukları sıkıntıları başkalarının yaşamasını istemezler.

Mesela amcam babam çok sertti, bize sevgi göstermedi ama ben çocuklarımı

bundan mahrum bırakmayacağım der ve onlara sarılır, onlarla konuşur ve

sevgisini gösterirdi. Ama babam öyle değildi, o tıpkı kendi babası gibi

sevgisini hep içinde saklar ve belli etmezdi. Evlendikten iki ay sonra onu

ziyaret ettiğimde bana sarılmak istediğini fakat gururunun buna engel olduğunu

fark ettim. Yaklaştım ve saçını okşadım, kendini hemen geri çekti. Çünkü ona

göre bu bir saygısızlıktı.

 O bir babaydı ve

amcam çocuklarını nasıl seviyorsa o da bizi öyle seviyordu. Ama bunu belli

edemiyor ve adeta büyükbabamın rolünü oynuyordu. Babam seksen yaşında hayata

veda etti. Ölümünden bir hafta önce ziyaretine gittiğimde ilk defa elimden

tuttu gözlerimin içine baktı ve kardeşlerin arasında bir sorun olduğunda sen

araya gir kızım dedi. Bu babamın vasiyetiydi, ölüme her an yaklaştığını

hissediyor ve benden son isteğini dile getiriyordu. Ama sevgisini o vaziyette

dahi belli edemiyordu. Çünkü babasından öyle öğrenmişti ve bunun yanlış

olduğunu bilse de vazgeçemiyordu. Vefatından sonra ona olan şefkatim daha da

artmıştı. Çünkü bir babanın öğrendiklerine mahkum olması ve bu kapandan

çıkamaması kolay bir şey değildi. O yüzden ona her zaman anlayışla yaklaşmıştım.  Babalar çocuklarına miras olarak

yaşantılarını da devrediyorlar.

 Oğullar ise

babadan aldıkları bu tutumları değiştirmekte hayli zorlanıyorlar. Çünkü babanın

gölgesi oğulun benliğinde yaşamakta ve onu yönlendirmektedir. Gülüzer

İşbilir in hayatından esinlenerek yazılmıştır)